|
PSİKİYATRİ ve HAYAT |
Güncelleme 04 Mayıs 2008
Pazar |
|
|
psikoterapi, tıp, psikiyatri, psikoloji, sanat,
edebiyat, felsefe, antropoloji, tarih yazıları… |
||
|
UZAKTAN ANALİZ (kendi kendine analiz) 04 Mayıs 2008 Pazar I-MESLEK SEÇİMİ Bu yazının başlığını kendi kendine
analiz olarak düşünmüştüm. Aslında kendi kendine analiz diye
bir şey olamayacağı için başlığı uzaktan analiz olarak yazdım. Uzaktan analiz diyorum, çünkü eğer
bu yazıyı şu anda okuyorsanız, kendinizle yazdıklarım arasında bir bağlantı
kuruyorsunuz demektir. Burada yazdıklarım günlük yaşamın
veya “bildiğimiz” dünyaların dışında bir başka dünyanın bakış açısıdır. Kısmen bu yazının, yani benim ve
daha önceden okuduğunuz birçok psikolojik içerikli kitabın oluşturduğu bir
dünyadır bu. Yani her şey bir ilişkiyle
başlıyor ve bir ilişki olmadan devam edemiyor. İnsan saf kendisi, saf egosu
olarak kendi ile baş başa kaldığında kendi içine cehennemi bir çöküş yaşıyor. Fizik biliminin terimleri ile
ifade edersek uzaydaki ağır kütleli kara delikler gibi bütün maddeler
çekirdeğe doğru yani hiçliğe yani ölüme doğru çekiliyor. Bizi ayakta tutan, yaşama gücü
veren şey nasıl ilk aylarda anne ile olan ilişkimiz ise, daha sonra bu ilk
ilişkinin çeşitlenmesinden ve zenginleşmesinden oluşan ilişkiler ağı yine
bizi ayakta tutmaya ve yaşamımızı anlamlandırmaya devam ediyor. Öyleyse bizim analizimizde anne ve
babamızla başlayacak. Eğer bu uzaktan analiz ‘oyunu’
için ayıracak bir zamanınız varsa elinize bir kâğıt ve kalem alın. Kâğıdınıza annenizin mesleğini
yazın sonra babanızın, sonrada kendi mesleğinizi. Sonra düşünmeye başlayın; Erkek çocuk iseniz, babanızın
egosunu, babanızın imajını büyük oranda idealize etmişseniz; Babanızın mesleğine yakın bir
meslek seçme olasılığınız yüksektir. Kız çocuğu iseniz ve annenizin
imajını idealize etmişseniz annenizin mesleğine yakın bir meslek seçme
olasılığınız yüksek olacaktır. Erkek çocuk için: Babanız kaptansa siz gemi inşaat
mühendisi olmuşsunuzdur. İnşaat mühendisiyse siz makine mühendisi
olmuşsunuzdur. Yani iki meslek birbiri ile tesadüfî olmayan, anlamlı bir bağ
oluşturur. Bazı durumlarda baba imajı tamamen
değil de kısmen idealize edilir ve anneden de bir parça “idealize ego”
alınır. Bu çocuğun kendi egosunda sağladığı değişik bir uzlaşma şeklidir.
Babasının kısmen reddedip anne idealini alması erkek çocuğun baba dünyası ile
anne dünyasını kendi içinde özel bir formülasyonda (kıvam,terkip) bir araya getirmeyi başarmasıdır. Örneğin babası inşaat mühendisi
annesi resim öğretmeni olan bir çocuk babası ile annesi arasında mimarlık
okumak gibi bir seçim yapabilir. Mimarlığın mühendislik bölümü baba dünyası
ile estetik bölümü de anne dünyası ile bağlantılıdır. “Ben seçimimi kendim yaptım anne
ve babamla ilgisi yok.“ Ne yazık ki bu düşünce doğru
değildir. Böyle bağımsız, kökümüzden kopuk ve “uzayda” bir seçim gerçek
(reel) olamaz. Dolayısıyla bu “inkar” içerikli bir
düşünce şeklidir. Kız çocuk için: Günümüzde mesleklerinde başarılı
öz güveni yüksek iş hayatında yerini almış bir kadınlar grubu var. Bu
hanımların kültürel düzeyleri yüksek, kendi kendine yeterlilikleri var ve
evli olmasalar bile ailelerinden ayrı yaşayabiliyorlar. Sayıları da eskisi
kadar az değil. Terapiye giden kadınların çoğu bu
grup içinden çıkıyor. Terapi alan hanımlar
“fiziksel” özgürlüklerini (emancipation) kazanmış insanlar. Ama onlar erkeklere göre özel bir
zorluk yaşıyorlar. Bir insan kendi kişisel dünyasını
bir profesyonelle yeniden düşünmeye başlamışsa, sıra dışı, olağan üstü bir
düşünce ve eylem dünyasının içinde demektir. Ama bir kadın için bu “güçlü
psikolojik pozisyonda olma çabası” çeşitli açılardan handikaplar
içerir. Yaşadığımız iklimde, iki kuşak
önceki kadınların hemen tamamı ev kadını veya aile ekonomisinde yardımcı
kadındı. Bir kuşak önceki kadınlar küçük bir oranda iş hayatındaydı. Şimdi bizim çalıştığımız grup bu
tarihsel olumsuzluğun her açıdan etkilerini yaşamaktadır. Ayrıca bir kadın için hem kadın
kimliğinin içinde olup kadınsı bir algı içinde var olmak hem de “güçlü kadın”
olmak kendi içinde bir gerilim taşımaktadır. Babası üniversite mezunu, annesi ilkokul
mezunu ve ev hanımı olan bir kız çocuğu, meslek seçimini yaparken baba
dünyasını idealize edebilir. Bu da kadın kimliği içinde yaşadığı gerilimlere yeni
bir gerilim daha ekler. Annesi ev hanımı babası eczacı
olan bir kızın doktor olması, meslek idealizasyonunu
baba dünyası ile bağlantılandırır. Kız çocuğu için egonun birçok
önemli, temel parçası anneden gelmektedir. Ama meslek gibi önemli bir alanda
“babası gibi ” bir seçim yapmıştır. Yani “annesi gibi” olması
gerekirken sanki “babası gibi” olmuştur. Gerçek tam böyle olmasa bile işte bu
noktada küçük bir karmaşa oluşur. Kız ve erkek çocuk için: Babanın esnaf, annenin ev hanımı
olduğu örnekler vardır. Çocuk akademisyen olmuş, yardımcı
doçent olmuştur. Avukat olmuştur, öğretmen olmuştur vs. Bu durumda bana soracaksınız
burada bağlantı nerede? Çocuk kendi pozisyonu ile
babasının işi arasında olumlu bir bağ kurmaktadır. Örneğin, babasının metal eşya üretimi
ile ilgili işini, makine mühendisi olarak geliştirmeyi düşünüyordur. Burada
da idealize baba ile ilgili bir kopukluk yoktur. Kopukluk yüzeysel ve
kültüreldir. Kız çocuğu annesinin yaptığı gibi
babasını desteklemek istemektedir. Bu yüzden, babasının bakkal dükkanını işletme mezunu biri olarak yeniden kurmak
süpermarket düzeyine taşımak istemektedir. Bu örneklerde psikolojik bir
devamlılık vardır. Ama çocuk kendi dünyası ve
ailesinin dünyası arasında hiçbir köprü kurmamışsa, bir kopukluk var
demektir. Bu durumda anne ve baba
dünyasından kaçış yukarıdaki mimar olma örneğinden daha fazladır. Çocuğun girmekte olduğu meslek dünyası
anne ve babasına çok yabacıdır. Çocuğun egosunun önemli bölümleri ile anne ve
baba egosunun önemli bölümleri arasındaki gerilimi ve çocuğun başka bir dünya
arzusunu göstermektedir bu seçim. Ama analizimize devam edersek
ilerleyen süreçlerde, yeni bir dünyayı seçerek eski dünyadan kolayca kurtulamayacağımızı
göreceksiniz. Aslında bunu tahmin de ediyorsunuzdur. “başka bir ülke bulamazsın, bu şehir arkandan gelecektir ” Kavafis OKUMAK İÇİN YURTDIŞINA GİTMEK Türkiye (anayurdumuz) çoğu zaman
kısmen veya tamamen anneyi ve devlet de (devlet baba) babayı sembolize eder. Anne ve babamızın dünyasından
belli bir süre uzaklaşmamız değişik anlamlar içerir. Kendine değer verilmediğini
hisseden çocuk kendi kendini sürgüne gönderebilir. Tam tersi, aşırı sevgi ve bunun
sonucu aşırı suçluluk duygusu sonucu, çocuk (ergen) bir süre anne babası ile
kendisi arasına aşırı mesafe koyma ihtiyacı hissedebilir. Anne baba dünyasını reddedip ve
kötü olarak görüp yeni idealize bir dünyada yaşamak isteyebilir. Meslek seçimi konusuna dönersek: Kısmi anne ve baba sembolü olan
abla ve ağabeyler de meslek seçiminde önemli bir rol oynayabilirler. Anne ve baba evlilik ilişkisini
yürütürler ama aralarında bir kopukluk vardır. Erkek çocuklar anne baba
kavgasında taraf olurlarsa, babaya karşı açık düşmanlık duyguları hissederlerse
aile görünür bir şekilde bir bölünme yaşıyor demektir. Bu durumda erkek
çocuklar babayı kısmen idealize ederler. Baba idealizasyonu
için anne tarafından erkekleri tercih ederler. Dayıları veya annesinin babası
(dedesi) onlar için önemli bir figür olur. Küçük erkek çocuklarda ise baba
yerine anne tarafından kabul görmüş ağabeylerini idealize edebilirler. Babanın kendisi, amcalar ve
büyükbaba idealize baba imajı olarak alınmaz. Aileyi terk eden sorunlu bir anne
düşünelim. Baba ve ablası ile büyüyen küçük kız, ablasını “idealize anne nesnesi”
olarak alacaktır. Biyolojik anne unutulması gereken bir nesnedir. Küçükken ailesi tarafından travmatik bir şekilde terk edilen bir kız çocuğu anaokulu
öğretmeni olabilir. Kendisi gibi mağdur olabilecek çocuklara yardım ederek
kendi geçmişi ile hesaplaşmaya çalışır. Bir örnek: Baba bir bankada yöneticidir.
İktisat Fakültesi mezunudur. Anne Turizm ve Otelciliği bitirmiştir, baba,
annenin çalışmasını istememiştir veya izin vermemiştir. Tek çocukları tek
kızları ise İşletme okumuştur. Bu kız çocuğu şimdi annesi gibi çalışıp
çalışmama ve bilinç dışında annesi ve babası arasındaki ilişkide bir uzlaşma
alanı yaratma konusunda sorunlarla yüklüdür. BİLİÇDIŞI ARZU VE MESLEK SEÇİMİ Aile içinde travmatik
bir çekirdek olabilir. Üç- dört kuşak önce öksüz kalmış bir ebeveyn,
öldürülmüş bir baba, kaza sonucu boğulmuş bir dayı vs. Bu travmatik
aktarım kuşaktan kuşağa geçer ve her gelen kuşak bu yarayı tamir etmek için
bilinçdışı bir tutum içine girer, bu meslek seçimine de yansır. Bu tutum sonucu ebeveyn depremde
ölmüşse, çocuk inşaat mühendisi veya mimar olmak isteyebilir. Ama bilinçli
olarak bu bağlantıyı çoğu zaman kurmaz. Travmanın sebebi tıbbi beceri azlığı
veya doktor yokluğu ise çocuk doktor olmayı isteyebilir. Bir önceki kuşak anne ve baba
çocuğa çaresizlik duygusu aktarır. Çocuk çaresizlik duygusu içinde boğulmak
istemez. Anne ve baba idalizasyonu konusunda bir
kopma olmamışsa çocuk anne ve babayı sahiplenmişse bu bilinçdışı çaresizlik
çocuğun yaratıcı bilinçdışı tarafından özel bir meslek seçimine yönelmesi ile
sonuçlanır. Ama çocuk, anne ve babadan
psikolojik bir kopma yaşamışsa, sorun tamamen inkar
edilebilir ve başka bir dünya arayışına gidilebilir. Bu yol aslında bu en kötü ve geri
tepen bir çözüm yoludur. İçimizdeki kaosu,
içimizdeki karmaşayı anne ve babamızdan miras olarak aldık. Terapide çoğu zaman ilk aylarda
ebeveynlerle ilişki ortaya dökülür ve onlara karşı öfkeli duygular açığa
çıkar. Kendi bilincimize, öz bilincimize
varma sürecinde ebeveynlerimize karşı bir öfke deşarjı geçilmesi gereken bir
“hava durumu”gibi duruyor. Bu öfkenin ardında ise
onları bağışlama ve bu hayatta ne yapacağımıza dair sorulara ulaşma gibi bir
ödül bizleri bekliyor. Elinizdeki kâğıda önce çekirdek
ailedeki kişilerin mesleklerini yazın, sonra anne ve baba tarafından
akrabaların. Sonra geriye çekilip bir bakın. Bu size kendiniz hakkında yeni
ipuçları verecektir. Aklınıza yeni bir düşünce değişik
bir bakış açısı geldiyse uzaktan analize hızlı bir başlangıç yaptık demektir.
Gelmediyse sorun değil, meslek seçimi ile daha yolun başındayız. Uzaktan analiz devam edecek… Dr.Kubilay Boğoçlu Psikiyatri Uzmanı Harbiye 04 Mayıs 2008 Pazar |
||