PSİKİYATRİ ve HAYAT

 

Güncelleme

11 Temmuz 2010 Pazar

psikoterapi, tıp, psikiyatri, psikoloji, sanat, edebiyat, felsefe, antropoloji, tarih yazıları

Psikiyatri-psikoloji yazıları

Haberler

Hastalıklar

İletişim ve Kimlik

AŞK-I MEMNU (II)

 

Anne ile rekabet

 

Bihter annesi Firdevs Hanım ile gözle görünür bir şekilde rekabet eder.

 

Nihal annesi ile rekabet etmek zorunda değildir. Çünkü annesi ölmüştür.

 

Nihal annesi ile çocukluk döneminde rekabet etmiştir. Annesinin ölümü ile Nihal ve annesi arasındaki rekabet tanınmaz hale gelmiştir.

 

Nihal’in annesi bir oğlan çocuk doğurduktan kısa bir süre sonra ölmüştür. Nihal annesi ölmeden bu çocuğu (Bülent) sahiplenir. Annesine karşı üstünlüğünü kesin olarak ispat eder. Annesinin elinden oğlan çocuğunu alır. Bir süre sonra anne öldüğü için annenin elinden “Adnan Beyi de almayı” başarmıştır.

 

Ama bütün bu çatışmalı duygular bilinçdışındadır. Nihal annesini çok yücelterek anlatır. Bu yüceltmenin bir nedeni çatışmalı bilinçdışı duygularını bastırmak içindir. Haksızlık yaptığınız bir kişiye daha sonra elinizden gelen iyiliği yapmak istersiniz.

 

Bu yüceltmenin ikinci bir nedeni ise, annesinin erken ölümünün Nihal de erken ve şiddetli bir ödipal çatışmanın yaşanmasına sebep olmasıdır.

 

Nihal çocukluğunu annesinin kucağında tam olarak yaşayamamıştır. Sırtına ağır bir yük binmiştir. Annesini yücelterek ve özlemle anmasının ikinci bir nedeni budur.

 

Erkekler arasındaki ilişki

 

Bülent Nihal’in erkek yanıdır. Bülent dünyaya gelerek Nihal’in dengesini bozmuştur. Anne ve babası Nihal’i avutmak için Bülent’i bir oyuncak gibi Nihal’e teslim etmiştir.

 

Annesi ölerek Nihal’e Bülent’i miras olarak bırakmıştır.

 

Bülent Nihal ile babası arasında erkek bir alan yaratır. Böylece anne eksikliğinden kaynaklanan ilişkinin tamponlanması (sulandırılması, dilue edilmesi) görevini Bülent üstlenir.

 

Daha sonra Bülent’in yerini Beşir alacaktır.

 

Beşir ve Bihter arasında simetrik bir ilişki kurmuştum. Bunun bir nedeni isimlerindeki benzerlikti. Bir nedeni de hissedilebilir şekilde bu iki karakterin kaderlerinin birbirine olan bağıydı.

 

Bülent ise Behlül ile simetrik bir ilişki oluşturur.

 

Bülent, Adnan Bey ve Nihal’in ruhsal enerjilerinin kesişim kümesi gibi durur.

 

Adnan Bey evlenmeye, böylece Nihal ve Bülent ile oluştuğu psikolojik kompozisyonu bozmaya karar verir.

 

Adnan Bey Bihter’e yönelir. Adnan Bey Firdevs Hanım’a ilgi duysa çatışmanın şiddeti bu kadar yoğun olmayacaktır.

 

Şakire Hanım açık bir şekilde Bihter ve Nihal arasında bir ilişki kurar. Bihter’e abartılı lüks bir gerdanlık alınmıştır. Aslında bu gerdanlık Nihal’in hakkıdır.

 

Bihter annesini “yenilgiye uğratır” ve Adnan Bey le evlenir. Bu durum Nihal için korkutucudur. Nihal’in karşısına rakip olarak anne imajı (Firdevs Hanım) çıkmaz. Anneyi yenmiş kız imajı (Bihter) çıkar.

 

Burada dikkatinizi şu noktaya çekmek istiyorum. Nihal ve Bihter ikisi de anne ile rekabette anneyi “yenilgiye uğratmış” iki kızdır. Bu anlamda birbirlerine benzerler.

 

Nihal’in oyuncakları: Bülent veya Behlül

 

Nihal, Bülent’in doğumu ile anne ve babasından uzaklaşır.

 

Anne ve babası Nihal’i avutmak için ona bir hediye olarak Bülent’i verirler.

 

Adnan Bey ve Bihter evlenir.

Nihal ile Adnan Bey arasında bir uzaklaşma olur.

 

Yıllar önce olduğu gibi bu kez hediye olarak Nihal’e  Behlül verilir.

 

Bülent’i Nihal’e anne sembolü (kendi annesi) verir.

Behlül’ü Nihal’e anne sembolü (Firdevs Hanım) verir.

 

Behlül ve Bülent’in isimlerinin benzerliğine dikkat çekmiştim. Behlül Nihal’in kardeşi gibidir, kuzenidir.

 

Böylece Behlül ve Bülent arasındaki simetri tamamlanmış olur.

 

Dişi ve erkek karakterlerin ilişkileri

 

Nihal erkek bir karekteri (Bülent veya Behlül) kendine kattığı (bağladığı) müddetçe baba imajından uzak durmayı başarır.

 

Babanın sevgisinin cinsel kısmının (istenmeyen kısmının) filtre edilmesini başarı ile yapar.

 

Erkek karakter babası ile Nihal arasına tampon bir bölge olarak girer.

 

Bihter ile Adnan Bey in ilişkisi bu filtreye zarar verir.

 

Nihal’in Bihter’e karşı öfkesinin patladığı nokta, Bihter’in Bülent i sahiplendiği, hatta Beşir’i sahiplenmek istediği noktadır. Böylece Bihter, Nihal’in sahip olduğu bütün erkek karakterleri kendi dişiliğine bağlamak ister.

 

Bihter, Nihal’i sahip olduğu üç erkek karakterden (Behlül, Bülent ve Beşir) mahrum bırakmak ister.

 

Bihter Nihal’in bütün filtrelerini elinden alır. Babası ile Nihal’in sevgisini “kirletir”.

 

Bihter Nihal’i cinsel alanda çıplak bir şekilde bırakır. Böylece Nihal i cinselleşmiş alanının dışına atmaya çalışır. Onun erkek yanını uzaklaştırır, dişi varlığını yalnız bırakır.

 

Bu durum Nihal’de çocuksu-bebeksi döneme (Ödipal kompleks öncesi dönem) dönmesi için bir baskı oluştur. Çocuksu döneme dönemediği için yoğun suçluluk duyguları hisseder. 

 

Matmazel de Courton

 

Bu hanım ahlak abidesidir. Cinsellikten arınmış anneyi sembolize eder. Böylece Nihal için bir tehdit oluşturmaz. Ama bu durumda bile bilincimizden Adnan Bey ve Matmazel de Courton arasında bir ilişki ihtimali geçer.

 

Aşüfte anne imajı

 

Firdevs baştan çıkaran aşüfte anneyi sembolize eder.

 

Fransa’nın yeni bir döneme girmesi ve toplumsal değişimler yine baştan çıkarıcı anne sembolü olarak kullanılır.

 

Behlül, Matmazel de Courton’u yeni Fransa’dan, modernleşmiş, ahlaki olarak çöküntüye uğramış Fransadan kaçıp İstanbul’a gelmiş gibi algılar. Bu tür ahlaksızlıklar Matmazel de Courton’a göre değildir.

 

Matmazel de Courton İstanbul a gelerek anne imajından (memleketinden) uzaklaşmış olur.

 

Bihter, kendi evinde uzaklaşır, Adnan Bey’le evlenir. Annesinden uzaklaşmış olur.

 

 

Baştan çıkaran anne ile bu annelerin kızları arasında çatışmalı-gergin bir ilişki vardır.

 

Kızlar bu gerginliği annelerinden uzaklaşarak azaltırlar.

 

ADA imajı

 

Eser içinde Ada nın dişi bir karakteri vardır. Girit adasının Yunanlılar tarafından alınması önemsenmiştir.

 

Girit adası ve Padişah Abdülhamit arasında kurulan ilişki, Adnan Bey ve İstanbul’daki ada arasında kurulmuştur.

 

Adada Adnan Bey’in halası yaşar. Adaya dişi bir karakter verilmiştir.

 

Adanın kurtarılması gerekir: “Girit bizim canımız feda olsun kanımız”.

 

Nihal, Bihter’in karşısında kesin bir yenilgiye uğradığı zaman Adaya gitmeye karar verir. Bülent’i de alarak Adnan Beyin halasının yanına gider.

 

Nihal, Bihter karşısında savunmasız kalmıştır. Adaya kaçarak araya bir mesafe koyar. Ayrıca ada ile sembolize edilmiş hala (anne) imajını yanına almaya çalışır.

 

Artık cinsellikten arınmış bölgeden çıkmaya karar veren Adnan Beyi tamponlamak için yeni bir filtreye ihtiyacı vardır. Bu filtre adadaki dişi (anne) sembolüdür.

 

Bu uzaktaki- adadaki dişi sembolü Girit adasında olduğu gibi tecavüze maruz kalmıştır (Rumlar tarafından) ve kurtarılması gerekir.

 

Ya da roman içinde Nihal’in eski hayatı tehdit altındadır. Tehdit altındaki Nihal adaya kaçarak kurtarılmayı bekler.

 

Romanın muhteşem finali

 

Romanın sonunda ölen Bihter’i Nihal’in baştan çıkarıcı yanı olarak algılayabiliriz.

 

Bihter ölmüştür. Böylece Nihal baştan çıkarıcı kadın yanından kurtulmuştur.

 

Nihal’in ayartıcı kadın yanı kontrol altına alınmıştır.

 

Artık Nihal’in babası ile arasında bir tampon bölge olarak erkek karakterlere ihtiyacı kalmamıştır. 

 

Bu nedenden dolayı Nihal’in, Behlül e ihtiyacı kalmamıştır.

 

Nihal Behlül’ü kaybeder. Böylece “kardeşi gibi” bir insanla evlenmekten kurtulur.

 

Nihal’in babası ile baş başa kalmasında artık bir sakınca yoktur.

 

Nihal, Bihter’le sembolize edilen baştan-çıkarıcı yanını kaybetmiştir. Bu bir kastrasyondur.

 

Artık “zararsız” (kastre edilmiş) bir şekilde babası ile sevgi dolu bir ilişkiyi paylaşabilir.

 

Behlül’ün Nihal’e aşk ilan ettiği yerde (adada), şimdi Nihal ile babası durmaktadır. Tamponlanması (filtrelenmesi) zor bir durumdur. Ama baba-kız artık istikrarsız-çatışmalı cinsellik alanını aşmayı başarmıştır.

 

Baba ve kızı sonsuz ve istikrarlı bir sevgi ile birbirlerini sevmeyi başaracaklardır.

 

Ama bunun olması için pek çok insanın ölmesi gerekmiştir.

 

Bu ölümler aynı zamanda Adnan Beyin ve Nihal’in içindeki ruhların ölümüdür.

 

Her bıraktığımız dönem bizim içimizde ölür gider.

 

İntihar etmek isteyen bir hastam bana ıstırap dolu gözlerle baktığında, aslında bilirim ki ölecek olan yalnızca kaybetmek istemediği ruhlarından bir tanesidir.

 

Onu başka bir boyutun var olduğuna, ölmekte olanın yalnızca ruhlarından bir tanesi olduğuna ikna etmeye çalışırım. Ama bazen “eski ruhunu” kaybetmeme isteği insanı bedensel ölüme kadar götürür.

 

Değişimin en önemli sembolü ölümdür.

Ölümün yaşayan bir ruhtaki şekli ise vaat edilmiş cennetti kaybetmemizdir (birincil narsizm).

 

Dr.Kubilay Boğoçlu

Psikiyatri Uzmanı

11 Temmuz 2010 Pazar

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AŞK-I MEMNU (I)

 

 

Aşk-ı memnu baba ve kızı arasındaki çatışmalı sevgi ilişkisini anlatır.

 

Nihal babasının, yani Adnan Beyin, sevgisini kaybetmemek için Bihter’le rekabete girer. Bu rekabet herkes için yıkıcı bir etki yaratacaktır.

 

Nihal annesini çok sever, Bihter’den nefret eder. Hâlbuki bu bir yanılsamadır. Nihal’in annesi yaşasaydı, Bihter diye bir kadın Adnan Beyle evlenmeseydi, hayatlarında Bihter olmasaydı ne olurdu?

 

Nihal, Bihter’le yaşadığı çatışmayı kendi annesi ile yaşayacaktı. Nihal ergenlik döneminde annesi ile kavga edecekti.

 

Ama Nihal’in annesi ölmüştür. Bir ölü ile kavga etmek hem yakışık almaz, hem bir manası yoktur. “Kör ölür badem gözlü olur”. Nihal, ölmüş annesini, aşırı şekilde yüceltirken, Bihter’e tamamen düşman olur.

 

Bu durumu psikolojik olarak şöyle ifade edebiliriz: Nihal annesine karşı olan bütün negatif (kötü) duygularını Bihter’e aktarır. Annesini bir melek, sütten çıkmış ak kaşık bir kadın olarak algılarken, Bihter’i bu dünyada yaşayan en feci, en kötü insanlardan biri olarak algılar.

 

Gerçekte ise Nihal ve Bihter birbirlerine çok benzerler. Gittikleri bir düğünde aynı yatakta yatmaları ilginç bir fotoğraf oluşturur. Bir abla ve kardeş, hatta ikiz gibi aynı yatakta yatarlar.

 

Bihter annesi Firdevs hanımla kıyasıya bir rekabet içindedir. Ana ve kızı ikisi de aynı adamla, Adnan Bey’le evlenmek isterler.

 

 

Anne ile ölümcül rekabet

 

Aşk-ı memnu’nun psikolojik atmosferinde:

Kızlar (Nihal ve Bihter) anneleri ile “kıyasıya” “ölümcül” bir rekabete girerler.

Sonuç olarak Bihter Ölür.Nihal Behlül ile evlenemez. Eser Adnan Bey’in ve Bihter’in birbirlerine duydukları sevgi ve bağlılık ile sonlanır. Ama sanki kader berbat bir şekilde baba ve kızı birbirlerine mahkum etmiştir.

 

Bihter’in Adnan Beyle evlenmesinin bir sebebi Bihter’in annesi ile (ve kız kardeşi Peyker’le) girdiği rekabettir. Bihter önce Adnan Beyi annesinin elinden almayı “başarır”. Sonra da Peyker’le ilgilenen Behlül’ü elde etmeyi “başarır”. Bihter cinsel gücü ile erkekler üzerinde bir egemenlik kurmayı başarır. Cinsel çekiciliği sayesinde “Kraliçe” olmayı başarır.

 

Baba ile ölümcül rekabet

Erkekler ise kararsız ve basiretsizdir. Anne kız rekabetini kontrol altına alamazlar. Anne kız rekabetini körüklerler. Anne kız rekabetinden “yararlanırlar”

 

Adnan Bey Firdevs Hanım ve Bihter arasındaki rekabetten yararlanarak Bihter’le evlenir.

Behlül, Nihal, Firdevs Hanım ve Peyker ile Bihter’in rekabetinden yararlanarak Bihter’i “elde etmeyi” başarır.

 

Padişah Babamız Abdülhamit ve babaya ihanet

 

Romanın temel temalarından biri babaya ihanettir.

Behlül batıdan gelen devrimci fikirlerin etkisi altına girmiştir. Hollandalı bir sevgilisi vardır. Batılı tarzda yaşamaktan, batılı fikirlerden hoşlanır. Etrafında Jön Türk pek çok arkadaşı vardır. Behlül bu hali ve bu düşünceleri ile padişah babamıza (Abdülhamit) ihanet eder.

 

Bu ihanet “yüzeyde” siyasi bir seçim gibi durmaktadır.

Ama “derinlerde”, Behlül aynı zamanda Adnan Beye de ihanet eder.

Yani Behlül’ün baba sembolüne (ve babaya) ihanet etmesi bir tesadüf değildir.

 

Halit Ziya batılılaşma düşünceleri ile roman karakterlerinin duygu dünyaları arasında güçlü bir ilişki kurar. Batılılaşmaya karşı dönemin çatışmalı duygularını çok iyi yansıtır. Batılılaşma bir yandan ilerleme ve aydınlanma anlamına gelir. Batılılaşma önlenemez bir gücün yükselişidir. Ama bir yandan da batılılaşma ahlaki bir yozlaşmadır. Toplumsal bir çürümedir.

 

Aşk-ı Memnu eserinde Abdülhamit ile Adnan Bey arasında bilinç dışı bir ilişki kurulduğunu düşünüyorum.

 

Adnan Bey bütün modern düşüncelerine rağmen Osmanlı Geleneği içinde olan bir adamdır. İyi niyetlidir, ama iyi niyetine rağmen konağı iyi yönetemez, elinde olmayan nedenlerle konakta yaşayan insanlar bir çöküşe doğru giderler. Bu çöküş ve ülkenin çöküşü arasında bilinçdışı bir bağ kurulur. 

 

Abdülhamit ve Adnan Bey arasında benim bilinçdışı bir iz olarak önemsediğim bir başka nokta isim benzerliğidir. İki isimde A, D, A harfleri ortaktır.

 

Bu iki ismin kesişim kümesi olan ADA sembolü roman içinde özel bir anlam kazanır. Buna daha sonra değineceğim.

 

Abdülhamit ve Adnan Bey arasında bir başka benzerlik: Abdülhamit aynı zamanda usta bir marangozdur. Marangozluk Padişahın bir hobisidir.

Adnan Bey hobi olarak tahta oymacılık (marangozluk) yapar.

 

Şakire Hanım

Şakire Hanım Adnan Bey'in yalısının aşçısıdır. Uşak Süleyman Efendi ile evlenmiştir. Bu evlilikten Cemile adlı bir kızları olmuştur.

 

Şakire Hanım’ın ailesi ortalama Türk ailesini ve ortalama Türk kültürünü temsil eder. Şakire Hanım ve Süleyman Efendi’nin ailesi, üst sınıflardaki aile yapısı ile kıyaslandığında daha istikrarlı ve daha ahlaklıdır. Bu aile Batılı düşüncelerden ve entelektüel dünyadan uzakta yaşamaktadır.

 

Şakire Hanım’ın, Firdevs hanıma karşı bariz bir düşmanlığı vardır. Çünkü Firdevs Hanım ahlaksız bir kadındır. Firdevs hanımın kocası, bu kadının çapkınlıkları yüzünden ölmüştür.

 

Firdevs Hanım, "Melih Bey takımı" diye adlandırılan bir ailedendir. Melih Bey Koca Mustafa Reşit Paşa’nın “yetiştirmelerindendir”. Konağın hizmet eden kadınları Şakire Kalfa’ya bu durumu anlatır. Yani Mustafa Reşit Paşa’nın batılılaşma fikirleri ile Firdevs Hanım’ın hafif meşrepliği arasında bir ilgi kurulur.

 

Şakire Hanım Adnan Beyin babasının da Mustafa Reşit Paşa’nın “yetiştirmesi” olduğunu hatırlatır. Bütün kadınlar Adnan Beye saygı ve sevgi duymaktadır. Dolayısıyla Mustafa Reşit Paşa ve batılı fikirlerle Firdevs Hanımın durumunu açıklama görüşünden vazgeçerler. Bu durum batılılaşma konusundaki kafa karışıklığını da gösterir. 

 

Beşir

Beşir Nihal’in erkek yanını sembolize eder. Behlül’le evlenme sürecine girdiğinde Beşir hastalanır ve ölüme ihtimali belirir. Nihal erkek yanını (Beşir) kaybederek kadın olmaya doğru bir adım atacaktır.

 

Beşir aynı zamanda imparatorluğun sadık Müslüman Halklarını da sembolize eder. Bu bilinç dışı geçişler eseri zenginleştirir.

 

Beşir her halükarda Nihal’in yanında yer alır. Onun ego alanın sanki bir uzantısıdır. Her şeyi görür. Anlama kapasitesi yüksektir ama mazlumdur ve sesini çıkarmaz.

 

Beşir aynı zamanda bir matemi sembolize eder.

Adnan Bey evlenme kararını açıklayacağı zaman siyah ceketini giyer. Nihal’e durumu anlatırken yalan söylemek zorunda kalır. Bu siyah ceket Adnan Beyin Nihal’i kaybetmeyi göze aldığını gösteren bir matem sembolüdür.

 

Eserdeki genel matem havası, yasak ilişkinin (Bihter ve Behlül) karanlık (siyah) zamanlarda gerçekleşmesi ve Beşir’in zenci olması arasında bilinç-dışı bağlantılar vardır. Konakta bu ilişkiyi görme cesaretine sahip bir kişi varsa o da Beşir’dir. O gecelerle (siyah) uyum içinde yaşayan görünmez bir insandır.

 

Bir erkek için rekabet

 

Nihal’in annesi Bülent’i (kardeşini) doğurduktan kısa bir süre sonra ölür.

Nihal Bülent’i kıskanır. Adnan Bey ve karısı (Nihal’in annesi) Bülent’i tamamen Nihal’e verirler. Nihal ve Bülent arasındaki kıskanma sorunu çözülür. Nihal Bülent’i tamamen sahiplenir. Daha sonra Nihal’in annesi ölür. Bu durumun bilinç-dışındaki anlamı şöyle olabilir:

 

Nihal, Bülent’i annesinin elinden almıştır. Onu sahiplenmiştir. Bu yüzden annesi ölmüştür. Bu olay anne ile ölümcül rekabetin ilk işaretidir.

 

Bülent’in doğumu bilinçdışında Nihal’in kız kimliğini nedeniyle ikinci plana itilmesi anlamına gelir. Nihal’e sembolik bir anne rolü verilir. Nihal kendini Bülent’in annesi gibi hissettiği zaman ego alanın içine bir erkek parça katarak bu kriz durumunu atlatmayı başarır. Böylece değersiz “kız egosu”, sembolik bir anne kimliği kazanarak, bir oğlan çocuğuna sahip olarak değersiz olmaktan kurtulur.

 

Bihter, Bülent, Beşir, Behlül

 

Bu dört ismin B ile başlaması bir tesadüf değildir.

Bihter ve Beşir  isimlerinin B,İ,E,R harfleri ortaktır.

Bülent ve Behlül isimlerinin B,Ü, L,E, harfleri ortaktır.

 

Beşir ve Bihter in isimlerinin yakınlığına dikkat ediniz. Beşir Nihal’in uydusu gibidir.

Beşir Nihal’e Bülent’ten daha sağdıktır. 

 

Beşir Nihal’in erkek yanını sembolize eder. Beşir gecedir. Beşir suskunluktur, itaattir.

Beşir görür ama söylemez. Beşir kontrol edilebilir libidodur.

 

Bihter ise Nihal’in babasına yönelik bilinçdışı arzusunu sembolize eder..  Bihter gündüzdür, aydınlıktır, mücevherdir, ışıltıdır ve kontrol edilemez bir libidodur.

 

Beşir köleliktir, mazlumluktur, ahlaktır, doğu kültürüdür.

Bihter efendiliktir (üstünlük), güçtür, ihtirastır, tutkudur, batı kültürüdür, ahlaksızlıktır

 

Bülent ve Behlül

 

Adnan Bey’in Bihter’le olan ilişkisi, Nihal’i Behlül’e yönlendirir. Behlül, Nihal için, Bülent gibi kontrol altına alabileceği bir erkek egoyu sembolize eder.

Behlül’le Nihal’in ilişkisini Firdevs Hanım gündeme getirir.

Nasıl annesi ölerek Bülent’i Nihal’e bıraktıysa, şimdi anne sembolü olan Firdevs Hanım, Behlül’ü Nihal’e bırakacaktır.

Ama Firdevs Hanımın bu girişimini, Bihter, kendine karşı yapılmış bir hareket olarak algılar.

 

Bir erkek ve iki kadın

 

Bülent için rekabet edenler Nihal ve Nihal in annesidir

Adnan Bey için rekabet edenler Bihter ve Bihter’in annesidir

Behlül için rekabet edenler Bihter ve Nihal’dir.

 

Devamı yan tarafta

Aşk-ı Memnu’nun Özeti

Bu özet tr.wikipedia.org dan alınmıştır.

Firdevs Hanım, "Melih Bey takımı" diye adlandırılan bir ailedendir. Yaptığı evlilikten Peyker ve Bihter adlı iki kızı olmuştur. Eşi, Firdevs Hanım'a yazılmış aşk mektuplarını okuduktan sonra kriz geçirerek ölür. Kızları Firdevs Hanım'ı pek sevmez. Firdevs Hanım da kızlarından nefret etmektedir. Çünkü ona göre kızları onun gençliğini çalmıştır. Firdevs Hanım'ın kızları zamanla büyür ve Peyker evlenir. Firdevs Hanım ve kızları güzel görünmeye çok önem verirler, çok zarif giyinirler. Firdevs Hanım, dönemin zenginlerinden Adnan Bey ile evlenmek istemektedir. Ama Adnan Bey Bihter’i ister. Firdevs Hanım bu evliliğe başta karşı çıkar ancak daha sonra kabul etmek zorunda kalır. Adnan Bey’in Nihal ve Bülent adında iki çocuğu vardır. Nihal 15 yaşında, Bülent yaklaşık 9 yaşındadır. Adnan Bey Bülent'in doğumundan hemen sonra karısını kaybetmiştir. Nihal önce babasının yeni evliliğine soğuk bakar. Ama Bihter ile tanışınca içi ısınır. Bununla birlikte, artık babasına karşı mesafe almıştır. Ancak, Bihter'le anlaşamayan ahçı Şakire Hanım'ın, eşi Süleyman Efendi ve kızları Cemile ile birlikte evden ayrılması nedeniyle Nihal Bihter'den de soğumaya başlar. Kardeşi Bülent'in yatılı okula gönderilmesinden de Bihter'i sorumlu tutmaya başlar.

Bihter iki yıl içinde evliliğinden sıkılır. Çünkü Adnan Bey ile aralarındaki yaş farkı büyüktür ve Bihter ona âşık olmadığını hissetmektedir. Zamanla Behlül ile aralarında yasak bir ilişki başlar. Behlül Adnan Bey’in yeğenidir ve onlarla aynı evde kalmaktadır. Bihter gece herkes uyuduktan sonra Behlül'ün odasına girmektedir.Sabaha kadar ilişki yaşarlar. Nihal zamanla Bihter’den nefret etmeye başlar: Bihter'in Nihal ve Bülent'in odalarını ayırması, Nihal'e göre affedilemez bir harekettir.

Firdevs Hanım dizlerindeki romatizmaları bahane ederek kendi yalısının fazla rutubetli olduğunu öne sürer ve Adnan Bey'in yalısına yerleşmeye karar verir. Aynı dönemde, Nihal’e annelik yapan mürebbiyesi Matmazel De Courton da evden ayrılır ve Fransa'ya geri döner; Nihal onu Bihter'in uzaklaştırdığını düşünmektedir. Nihal'in artık kimsesi kalmamıştır. Babasını eskiden çok sevmesine karşı, şimdi içinde ona karşı bir nefret oluşmuştur. Yaşadığı olayların ağırlığı karşısında, bir gün piyano çalarken baygınlık geçirir; bu olaya yalnızca yalının çocuk yaştaki Habeş hizmetlisi Beşir şahit olur.

Aynı dönemde Nihal Behlül'e bir duygusal yakınlık duymaya başlamıştır; Behlül ise Bihter'e duyduğu aşktan zamanla uzaklaşmakta, yeni arayışlara girmektedir. Firdevs Hanım Adnan Bey'in yalısında kalmaya başladıktan sonra Behlül ile Nihal'i evlendirmeyi planlar. Bu arada, Bihter ile Behlül'ün arasında bir ilişki olduğunu fark eder. Nihal ve Behlül bu fikre önce şaka diye aldırmazlar ama zamanla iş ciddileşir; iki genç birbirlerine aşık olurlar. Bihter Behlül'ün Nihal'e olan aşkını kıskanır. Nihal, Behlül'le evlenme hazırlıkları yaptığı sırada, Behlül ve Bihter arasındaki ilişkiyi sezer. En sonunda Beşir her şeyi açıklar. Nihal ve Adnan Bey şok geciriler. Evlenecekleri gün Bihter odasında intihar eder. Behlül ise evden kaçar. Bir zaman sonra Adnan Bey ve Nihal eski mutlu günlerine geri dönerler; Şakire Hanım ve Süleyman Efendi eve geri döner, Matmazel de Courton da Fransa'dan geri çağrılır. Ancak Beşir, uzun süredir mücadele etmekte olduğu hastalığına yenik düşerek ölmüştür.

Romanın yazarı: Halit Ziya Uşaklıgil