Şarap sonsuz hayat
kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç. (Ömer Hayyam)
Maviliklerde nazlı nazlı yol alan bir uçurtma olmaya da özenebilirim, annemin
o güzel kucağına başımı uzatmaya da… ama yerçekimi
benim göklerde uçmamı engelleyip beni yere bağlı kılar. Bağımlı olduğumuz en
azından bir yer çekimi ve onun da ötesinde, özellikle bebeklikte, annemiz vardır.
Bağımlı olmak zorundayız yani. Psikososyal gelişim
evrelerinin ilk dönemlerinde gelişen bağlanma biçimleri ve sorunları, insan
yaşamında belirleyici olur. Bağlılıkların tutkuyla karışması ve benlik
sınırlarının kaybı, farklı bir boyut kazanmasına yol açmakta ve bağımlılığı
yaratmaktadır. Bağımlı kişi, bağlandığı nesnenin kendisine kısa ya da uzun
vadede verdiği zarara rağmen bağlandığı nesneden vazgeçemeyen, onsuz yapamayan
kişidir. İnsanlar sigaraya, alkole ya da psikoaktif
maddelere, yakınlarına, karşı cinse… bağımlılık
gösterebilirler.
Bu sabah yalnız uyandım
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
Tanıdık kokular yok
Sensiz olmaz
Kahvaltım anlamsızdı
Sensiz olmaz, sensiz olmaz
İlk sigaram bile tatsızdı
Sensiz olmaz
Anlaşılan alışmışım
Sensiz olmaz, sensiz olmaz (Bülent Ortaçgil)
Bağımlılık yapan maddelerin
arasında alkol ve tütünün özel bir ayrıcalığı vardır. Kolayca elde edilip,
alınıp, satılmakta, günlük yaşam içinde rahatça kullanılabilmektedirler. Ayrıca
alkol hem uyarıcı (güç, canlılık, keyif veren, yorgunluğu gideren) hem de
yatıştırıcı özelliği nedeniyle en sık kullanılan maddedir.
Etil alkol kolay elde edilebilir
olduğu için tarih boyunca alkollü içecekler kullanılmıştır. M.Ö. 2000
yıllarında Babil’de Hamurabi
Yasaları’nda şarap ticareti’nden söz edilmiştir. Bununla birlikte özellikle
sanayi devriminden sonra Batı toplumlarında alkol üretimi, tüketimi ve alkole
bağlı sorunlar hızla artmıştır. Gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde hızlı,
düzensiz ve çarpık kentleşme; eğitim, sağlık, ekonomik sorunlara koşut olarak
alkol tüketimi ve alkole bağlı sorunlar da artmaktadır.
Aslında alkol alan kişiler,
hoşlanmadıkları nesnelerden, hoşlanmadıkları bir dünyadan uzaklaşmaya, uzak
kalmaya çalışırlar.
Aslında bir çeşit bağımsız olma
çabasıdır bu.
Bu duygu onları derin bir
bağımlılığın kollarına atar.
Bağımsız olma çabası bağımlılığa
dönüşmüştür.
İnsanlar yaşamları
boyunca karşılaştıkları sorunlarla başa çıkmak için pek çok yöntem
kullanmıştır. Çeşitli nedenlerle başlayan alkol içimi önce alışkanlığa, sonra
bağımlılığa dönüşebilir. Bağımlılığa dönüşen alkol içimi başlı başına bir sorun
haline gelir.
Alkole başlama genelde
12-17’dir. Alkol kullanımı ve alkol bağımlılığına bağlı yaşam sorunları 20-35, tedavi için başvurular ise 40’lı yaşların başlarındadır.
Uzun süre alkol
kullananlarda ve alkoliklerde bedensel, fizyolojik ve ruhsal nedenlerin
birbirlerini tamamlaması sonucu hastalık tabloları ortaya çıkar.
Psikiyatrinin temel
kitaplarından olan DSM-IV
de alkol bağımlılığı
“Maddeyle İlişkili Bozukluklar” başlığı altında ayrı bir bölüm olarak ele
alınmıştır. Alkolizm “Alkol Kötüye Kullanımı” ve “alkol Bağımlılığı” olarak iki
alt başlıkta incelenmiştir. “Alkol Kötüye Kullanımı” olarak değerlendirilen
durum kişilerin sağlıklarına, işlerine ve toplumsal yaşamlarına zararlı
olduğunu bilmelerine rağmen alkol alma isteklerini engelleyememeleridir. Alkol
almaları için kolay ve çeşitli açıklamalarla durumlarını akılcı hale
getirirler. Kötü kullanımın ötesinde uzun süre ve yüksek miktarlarda alkol
alanlarda bağımlılık gelişir. Bu kişiler yalnız belli gün ya da saatlerde değil
– yer ve süreye bağlı kalmaksızın – olanak buldukça, koşullarını zorlayarak
gece gündüz demeden alkol alabilirler. Kimileri yalnız hafta sonu içer. Ancak
tüm hafta sonu sürekli içerler. Kimileri ise aylarca alkolsüz bir dönemden
sonra günlerce, haftalarca sürekli içer. Tüm bu durumlarda alkol bağımlılığı
gelişir.
Alkolü bulmak,
kullanmak ve etkilerinden kurtulmak için önemli ölçüde zaman harcarlar.
Alkol bağımlılığında kişilerin
alkol kullanımını azaltmak ya da kesmek için başarısızlıkla sonuçlanan çabaları
vardır. Profesyonel yardım almak bağımlı olduklarını ve alkol almadan
yaşamlarını sürdüremediklerini kabul etmek anlamına gelir. Alkolü 3 gün, 5 gün,
belki aylarca almaz. Belki onu zorlayan bir durumla karşılaştığında, belki de
artık alkolsüz de yaşayabileceğini düşünerek bir süre sonra yine alkol almaya
başlar. Yani yine başa dönüş söz konusudur. Alkol bağımlılarının en büyük
hayali alkol almaya başladıkları ilk günlerdeki gibi az miktarda, kontrolleri dahilinde alkol kullanmaktır.
Alkol bağımlılarında
aile, iş ve toplumsal yaşamda bozulma önemli bir yer tutar.
Alkol bağımlısı tüm bu
sorunlara karşın alkol alma istek ve dürtüsüne yenik düşer. Sorunu alkolde
değil, başkalarında arar (akılcı hale getirir).
Bağımlılığın tedavisi
için hastanın isteği ve işbirliği çok önemlidir. Bırakma isteği olmayan ve
işbirliği yapmak istemeyen hastaya yardım etmek güçleşir.
Alkol bağımlılığı oluş
nedenleri, klinik belirtileri, gidiş ve sonlanışı, yol açtığı ruhsal, bedensel
ve toplumsal sorunlar bakımından çok yönlü bir bozukluktur. Bu nedenle tedavi
yaklaşımı da çok yönlü olmalıdır. Bağımlılık sadece beyin hastalığı değildir.
İçinde hem geliştiği hem de ifade bulduğu sosyal bağlamlarında önemli olduğu
beyin hastalığıdır.
Evlerine geri dönen
binlerce alkol bağımlısı Vietnam savaşı gazileri bu noktada iyi bir örnektir.
Bağımlı gazileri tedavi, Amerika’nın sokaklarındaki alkol bağımlarını tedaviye
kıyasla daha kolay olmuştur. Bağımlı gaziler, Vietnam’daki savaş ortamında
alkole bağımlılık geliştirmişlerdi. Döndükleri ve tedavi gördükleri ortamsa
tamamen farklı bir ortamdı. Bağımlılık geliştirdikleri ortama maruz
kalmadıkları için tedavilerinde yüksek oranda başarı elde edilmiştir. Amerika’da
kendi yaşadıkları ortamlarda alkol kullanmaya başlayarak, bağımlı hale gelen
bireylerde durum farklı olmuştur. Bu bireyler tedavi olduktan sonra da bağımlı
hale geldikleri ortamlarda yaşamaya devam etmişlerdir. Bu sebeple tedavi
sonrası alkole tekrar başlama oranı yüksek olmuştur.
Vücut maddeden
arındıktan sonra da kişinin maddeye karşı duyduğu yoğun arzu geçmemiştir,
hastalık devam etmektedir. Alkol bağımlılığı nadiren akut bir hastalıktır. Çoğu
insan için kronik bir bozukluktur. Tekrar etme durumu daha sık karşılaşılan bir
durumdur. Kalıcı ve çok yönlü bir tedavi
yapılmışsa, hayatının geri kalan kısmında maddeden uzak kalma mümkündür. Ama
bunun için hastanın ve tedavi ekibinin ciddi, sabırlı ve uzun süreli bir
çalışma sürecine ihtiyacı vardır. İlaç kullanmalı, uzun süreli psikoterapi
uygulanmalı, çevresiyle iyi bir iş birliği yapılmalıdır.
Özlem Boğoçlu
Sosyal Hizmet Uzmanı
Kullanılan Kaynaklar
:
*Bu yazıda Psikiyatri Temel Kitabı
Alkol Kullanımı ile İlişkili Bozukluklar bölümü (Prof.Dr.
Mehmet Ünal, Doç.Dr. Nurgül Özpoyraz)
başta olmak üzere şu kaynaklar kullanılmıştır :
*Klinik Psikofarmakoloji
Bülteni, Cilt: VII, Sayı (1-4), 1997 / Bağımlılık Bir
Beyin Hastalığıdır makalesi / Çeviren: Uzm. Dr. E.
Cüneyt Evren
*Bağımlılık Dergisi 2006; 7:38-43 / Bağımlılık Yapan Maddeleri Kullanmak İçin Duyulan
Arzu ve Bu Maddelerle İlgili Rüyalar / Çevirenler: Dilek Gürpınar, Levent Tokuçoğlu
*www.yeniden.org.tr
Bağımsız Yazılar / Tutkulu Bağlılıklar / Doç. Dr. Kültegin
Ögel