Dostoyevski’nin büyülü
dünyası içinde keder ve ıstıraptan kurtuluşun yolları
Eğer Dostoyevski’nin Budala romanını
okumadıysanız, aşağıda romanın kısa bir özetini bulabilirsiniz.
Romanın
temel karakteri Prens (Mışkin) ile Rogojin arasında hızlı ve güçlü bir şekilde, sıra dışı bir
yakınlık oluşur. İlişkileri bir ağabey-kardeş veya baba-oğul ilişkisine benzer.
Nastasya bu iki adamın kaderini birbirine yaklaştıran
veya birbirinden uzaklaştıran önemli bir karakter olacaktır.
Dostoyevski’nin
çoğu romanında Mışkin’e benzeyen bir temel karakter
vardır. Örneğin Karmazov Kardeşler’deki
Alyoşa ile Mışkin karakteri
pek çok bakımdan birbirine benzemektedir.
Bu
karakterlerin ortak özelliği içgüdüsel yönlerini kontrol altına almalarıdır.
Rogojin
ve Dimitri (Karamazov
Kardeşler), Alyoşa’nın Babası, Mışkin’in
Babası gibi karakterler ise içgüdüsel karakterlerdir.
İçgüdüsel
olmayan Mışkin veya Alyoşa
karakterlerinin cinsel arzusu (libidosu), hırsı, saldırganlığı (agresyonu) yok gibi gözükür.
Bu
karakterler çoğu kez insani zaaflar olarak ortaya çıkan içgüdülere karşı sanki
zafer kazanmış gibidirler. Özverili tutumları ve içtenlikleriyle, insanın üzerinde
ruhani, olumlu bir etki yaratırlar. Dostoyevski insanlığın acılarına ve
mutsuzluğuna bir çözüm şekli olarak bu karakterleri yaratmıştır sanki.
Bu
karakterler bütün köyün alay ettiği sakat bir kıza sahip çıkar, kimsenin beş
paralık kıymet vermediği bir sarhoşa, bir fahişeye, bir yalancıya sahip çıkar.
İnsanlığın kanayan yaralarına bir çare olunabileceğini, bu çarenin kişisel
içtenlik, masumiyet ve sevgi yoluyla olabileceğini bize anlatırlar.
Freud,
“Dostoyevski ve Baba Katilliği” üzerine yazdığı yazısında Oedipus
Kompleksinin oluşumunu yeniden ele alır.
Oedipus
Kompleksi normal insan gelişiminin bir parçası olarak düşünülür.
Erkek
çocuk annesini elde etmek için sınır tanımayan bir arzu ve çaba içinde
olacaktır.
Ama
annesinin “gerçekte” babasının olduğunu anlaması gerekir. Bu anlama sürecinde
çocuk, babasından kendisine yönelen korkunç bir eylem olabileceğini-olacağını
“fark eder ”.
Gerçekte
günlük dil içinde babası çocuğa zarar verici bir şey yapmayacaktır tabii, ama
çocuğun düşünme biçimi (düşsel dünyası) bilinç dışının diline çok yakındır ve
bu dünyanın içinde çocuk babası ile rakip ve düşman iki birey olarak karşı
karşıya gelmiştir. Eğer annesi hakkındaki iddiaları devam ederse babası
tarafından iğdiş edilecektir.
Bu
tehdit karşısında çocuk yatırımını anneden (veya babadan) çeker diğer sevgi
nesnelerine, (insest olmayan ) dış dünyadaki kızlara
(veya kız çocuklar, erkeklere) yöneltir.
Çevrenizde,
üç-beş yaşında “ben annemle evleneceğim veya ben babamla evleneceğim ” diyen
çocukların olduğunu gözlemişsinizdir belki.
Demek
ki daha ilk yaşlarda giriştiğimiz bu “çapkınca ” eylemler korkutucu bir sonla
değişim geçiriyorlar.
Ama
bu insan gelişiminin “sağlıklı” yolu olarak gözüküyor (en azından bu günkü
bilgilerimizle).
Bazen
de erkek “çocuk ruhu”, baba karşısında kendisini “anne” gibi bir role
sokabilir.
Bu
durumda çocuğun psikolojik konumlanışı biraz daha karmaşık bir hal alır.
“Bir
çocukta, iki cinslilik (biseksüalite) dediğimiz temel
faktör gerektiğinden daha güçlü bir biçimde gelişmişse, başka bir düzensizlik
ortaya çıkar. O zaman, iğdiş edilme tehlikesi karşısında çocuğun eğiliminin
kadınlık yönüne doğru saptığı, kendisini anasının yerine koyarak, babasının
sevgisinin nesnesi (konusu) olması bakımından ananın oynadığı rolü kendisine
aktarmaya kalkıştığı görülür”
(Freud
/Dostoyevski ve Baba Katilliği)
Rogojin
ve Mışkin roman boyunca birbirlerinin karşısına rakip
olarak çıkarlar.
Ama
pek çok durumda da Mışkin Rogojin’in
karşısına rakip olarak çıkmadığını söyler.
Rakiptirler
çünkü ikisi de aynı kadınla, Nastasya ile evlenmek
istemektedirler.
Rakip
değildirler çünkü zaman zaman birbirlerini içtenlikle
severler ve güvenirler.
Mışkin Rogojin’e güzel bir saati elde etmek için yakın arkadaşını
öldüren bir köylünün hikâyesini anlatır. Üstelik bu köylü daha önce suç
işlememiştir. Mışkin bu hikâye ile Rogojin’in kendisini öldürebileceğini ima eder. Ama Rogojin Mışkin’e ikisinin
arasında böyle bir şey olamayacağını söyler. Yani öldürme düşüncesini inkâr
eder. Kendi haçını Mışkin’e verir ve onun haçını
alır.
“Haç
kardeşi” olurlar.
Ama
buna rağmen Rogojin, Mışkin’i
öldürme fikrinden vazgeçmez.
Prens
Rogojin’i Nastasya ile
acıdığı için evlenmek istediğine ikna etmeye çalışır.
Mışkin’in
sevdiği kadına ulaşma yolu sıra dışı bir yoldur. Derviş gibi, hırstan yoksun,
rakibine ve sevdiği kadına acıyan bir ruh hali içindedir.
İlişkilerinin
başlangıcında Rogojin, Mışkin’e
pelerin ve ayakkabı almak istediğini söyler. Battaniye, kazak, pelerin gibi
sarıp sarmalayan nesnelerin birçok zaman anneyi sembolize ettiğini biliyoruz.
Çocuklar bu nesneleri anneden diğer nesnelere “geçiş nesnesi” olarak
kullanırlar.
Ayakkabı
ise pek çok durumda “kadınsı” bir eşyadır. Mışkin’in
kötü bir ayakkabısı vardır.
Başka
bir karşılaşmalarında Rogojin, Mışkin’e
“hala bu kötü ayakkabıları değiştirmedin mi?” der.
Belki
daha da ilginç olanı, Mışkin’in subay olan babası
hakkında anlatılan hikâyedir. Prensin (Mışkin) babası
bir askeri ayakkabıları kötü olduğu için dövmüştür. Askeri öldürmek istemez,
ama asker ölür. Bu yüzden Mışkin’in babası mahkemede
yargılanır. Mışkin’in babası da sadist özelliklere
sahiptir, burada sembolik şiddet kendi oğluna yöneliktir. Ama bilinçdışının
dilinde bu asker üzerinden yer değiştirilerek anlatılır.
Bu
şiddet oğluna yöneliktir çünkü ölen asker gibi Mışkin’in
de ayakkabıları kötü durumdadır veya ayakkabılarına iyi bakmamışlardır.
Mışkin’in
babası askerin ayakkabılarına saçma (abartılı ) bir şekilde “takar”.
Rogojin
de Mışkin’in ayakkabılarına “takar”.
Mışkin’in
babası askeri ayakkabılarına iyi bakmadığı için cezalandırmıştır.
Romanda
kötü baba sembolleri vardır (Bay T. ve Bay P.). Aslında Bay P. iyi baba
sembolüdür. Ama onun hakkında olumsuz bir öykü anlatılır. O yüzden aynı zamanda
kötü baba sembolüdür.
Bay
P. iğfal ettiği iddia edilen kadına yardım etmiştir. Yani ona iyi bakmıştır.
Bay
T. Nastasya’ya yardım eder. Yani ona iyi bakmıştır.
General
kızları için iyi bir gelecek ister.
Yani
babayı sembolize eden bütün karakterlerin kadınları “korumak” şeklinde bir
arzusu vardır.
Mışkin
kadınları koruma arzusunu devralmıştır. Ama baba sembolünden farklı olarak
kadınlara “zarar vermeden” onları korur.
Ayakkabıların
eskiliği veya bakımsızlığı bir başka boyutta annesiz olmayı da sembolize eder.
Babanın
karşısında annesiz olarak var olmak sanki bir suç gibidir.
Belki
de oğul, anne sembolünü öldürerek babayı eşsiz bırakmıştır.
Baba
da bunun cezasını ona verecektir.
Aslında
çok basit ve masum bir yaşantının masal dünyası içinde veya bilinçdışının dili
içinde bu hale dönüşmesidir.
Yani
önce anne ölür.
Sonra
çocuk sıkıntılı bir dönem yaşar.
Baba
sert ve acımasızdır.
Çocuk
yaşadığı sertlikleri bir cezalandırılma olarak algılar. Belki de annesini
kendisi öldürmüştür. Babası bu yüzden ona kötü davranır.
Çocuk
babanın kadınları (anneyi) koruma arzusuna karşı çıkmıştır, bilinçdışında
“anneyi öldürerek” suç işlemiştir.
Raskolnikov
(Suç ve Ceza) tefeci kadını vahşice öldürür.
Tefeci
kadın negatif anne sembolü olarak düşünülebilir.
Dolayısıyla
babanın bilinçdışı suçlaması gerçekleşir. Raskolnikov
anne sembolünü öldürerek, babanın eşini yok eder.
Bu
düşüncenin bir başka şekli (versiyonu) de baba
sembolünün anne sembolünü öldürmesidir. Rogojin’in Nastasya’yı öldürmesi gibi. Burada çocuk sembolü olarak Mışkin baba sembolüne yardım eden, destek olan bir
psikolojik pozisyonda durur. Çocuk annenin “kendisi yüzünden” öldürüldüğünü
bildiği için, yoğun bir suçluluk duygusu yaşar ve cezalandırılmayı arzular.
Daha
ilk bölümde Prens’e karşı bir acıma duygusu oluşturulmuştur. Bir “annesizlik” durumu
vardır. Bu noktada Rogojin bir ikame (yerine koyma)
mekanizması geliştirir ve Prens’e, pelerin ve ayakkabı almak ister. Belirli bir
an için, belirli bir durum (moment) için Prens’in annesizliğini tanır ve
annesizlik olma durumunu ortadan kaldırmak ister.
Benzer
bir ikame mekanizması daha sonra Rogojin için Mışkin tarafından ortaya konacaktır.
Örneğin,
Mışkin rakip olduğu için değil, Rogojin’in
kendi iyiliği için Nastasya ile evlenmemesini ister.
Çünkü evlenirlerse hem Rogojin hem Nastasya mutsuz olacaktır.
Mışkin
insanları sevdiği için onların iyiliğini ister. Bu iyiliğini isteme kendisinin
zararına olsa bile bu tutumunu değiştirmez. Bu yüzden diğer karakterler ona
“budala” derler. Bu koşulsuz iyilik yapma isteği kısmen anacıl bir sevgiye benzemektedir.
Prensin
“iyiliği”, acıma duygusu ve hoşgörülülüğü, yoğun bir suçluluk duygusu ve
kendini cezalandırma arzusunun sonucu ortaya çıkar.
Rogojin Nastasya’ya ceviz büyüklüğünde bir çift küpe alır. Ceviz
bir meyvedir.
“Yumurta
gibi” iki tane değerli taş yani. Dostoyevski Nastasya
karakterini entegre bir devre, önemli bir kavşak
noktası olarak kullanır.
Baba
bu ceviz büyüklüğündeki iki taşı Nastasya’dan geri
alır. Baba oğlu ile çatışarak Nastasya ile bir
ilişkiye girmiştir.
Rogojin’in
baba ile çatışması köpek sembolü ile de anlatılır. Küpe olayının olduğu akşam Rogojin köpeklerin saldırısına uğramıştır.
Köpek
birçok zaman saldırgan erkeği sembolize eder.
Burada
Rogojin’i direkt babası değil, babasını sembolize
eden köpek ısırarak cezalandırır.
Romanda
ısırarak cezalandırmaya benzeyen bir başka psikolojik durum daha anlatılır.
Bir
adamın yamyamlığından bahsedilir. Adam keşişleri ve çocukları yemektedir.
Adamın
yediği keşiş sayısı 60 yediği çocuk sayısı 6 dır.
Ayrıca
bir başka yerde de İsa’ya 6 saat işkence edildiği yazar.
6
şeytanın rakamıdır.
Yiyerek
(oral agresyon) veya eziyet ederek cezalandıran
şeytani baba sembolüdür.
Karamazov
Kardeşlerde büyük engizisyoncu da böyle bir karakterdir.
Bir
gün İsa, bu kardinalin olduğu şehre gelir. Herkes İsa’yı tanır ve onu sevmek
ona dokunmaya çalışmak isterler. Kardinal ise İsa’yı zindana attırır.
İsa
ile konuştuğunu bile bile ona eziyet eder.
Keşişleri
yiyen adam onları yutarak sadece bedenlerini ortadan kaldırmaz, ruhani
varlıklarını da yok eder.
Yutulma
korkumuz bizim en ilkel korkularımızdan biridir.
Dostoyevski’nin
roman dünyasında acı çeken çocuk tipi (prototipi) hep
vardır. Bu acı şeytanımsı baba imajı tarafından çektirilen bir acıdır.
Rogojin
karakterinin özelliklerinden biri de katil ruhlu ve sinsi bir tutuma sahip
olmasıdır. Nastasya, Mışkin
ve zavallı çocuk İpolit onun “katil ruhu” tarafından
tehdit edilir.
Prensin
evinde kaldığı Ganya da, Rogojin
gibi babasıyla çatışmalı bir ilişki içindedir. Babasını nerdeyse evden
atacaktır. Patronu da generaldir, babası da generaldir. Romancı burada baba
karakterlerine güçlü bir iktidarda olma havası verir. Ganya
için iki otorite de birbirine yakın durmaktadır. Ama babası ile çatışması daha
açık ve belirginken, patronuna daha boyun eğici davranır.
Patronu
olan Generalin onun Nastasya ile evlenmesini
istemesinin bir sebebi daha vardır.
Eğer
Nastasya ile Ganya
evlenirse, General Ganya üzerindeki etkinliğini, Nastasya ile birlikte olmak için de kullanacaktır. Yani Nastasya Generalin metresi olacaktır.
Generalin
arzuladığı bu durumu zaten Bay T gerçekleştirmiştir.
Bay
T. o dönemin Rusya’sı için Nastasya ile sıra dışı bir
birliktelik yaşamıştır.
İkisi
de “kızı yaşındaki” bir insanla, üstelik bir evlilik düşünmeden “iyi zaman
geçirmek için” birlikte olmuşlar veya olmak istemektedirler.
Burada
taciz kar ve iğdiş edici baba imajını görürüz. Ganya
daha pasif bir pozisyona itilmek istenir.
Ganya
patronuna boyun eğdiği ölçüde günaha ve hırsa daha yakın bir psikolojik
pozisyonda durur.
Ganya
pasif bir pozisyonda kalarak, Bay T ve Generalin Nastasya
için duydukları günahkâr arzuyu kabullenir.
General,
Bay T. ile kızının evlenmesini ister ve aynı zamanda Bay T. den kızı yaşındaki Nastasya’yı arzu nesnesi olarak devralmaya çalışır.
Bu
pek çok kişi arasında iç içe geçirilmiş “günah” romandaki genel büyük suçluluk
duygusunu oluşturur.
General
Nastasya’ya kolye alır. Bay T. onunla birlikte
yaşamıştır. Rogojin’in babası bu kuralın dışında gibi
görünüyor. Ama o da “ikna gücünü kullanarak” , ağlayarak ve diz çökerek Nastasya’dan değerli bir şeyi (sembolik anlamda bir
meyveyi) almayı başarır.
Aslında
bu “baba” sembolü karakterler Nastasya’yı iğdiş
edici, kısırlaştırıcı bir rol oynar.
Rogojin’in
babası ondaki ceviz büyüklüğünde (meyveyi veya yumurtayı sembolize eden)
mücevheri alarak onu meyvesiz bırakır.
Bay
T. Nastasya ile birlikte yaşayarak saygın bir evlilik
yapma şansını azaltır. Dolayısıyla çocuk doğurma şansı azalır.
General,
Ganya ile evlenirse Nastasya’ya
göz koymuştur. General, Nastasya ile Ganya’nın normal bir evliliği yürütmesini engelleyecek bir
pozisyondadır. Normal bir evliliğin olmaması da yine Nastasya
açısından kısır bir sürecin habercisidir.
Histerik
özellikleri baskın kadın karakter Dostoyevski’nin romanlarında sıkça karşımıza
çıkar. Nastasya bir yandan babalar grubuna yakın
olur. Ama bir yandan da onlar tarafından “kastre”
edilir-kısır bırakılır.
Belki
Mışkin’in Nastasya’ya
acımasının altında yatan önemli neden de budur. Çünkü zalim baba imajının
karşısında ezilenleri savunur. Ama zalim babaya karşı direkt bir çatışma içine
de girmez.
Karamazov
Kardeşler’deki Dimitri de,
Budala’daki Rogojin de, parayı sevdikleri kadına
ulaşabilmek için çılgın bir şekilde harcadıkları bir araç olarak kullanırlar.
Ganya
daha sonra kız kardeşi ile evlenecek tefeci P. gibi tefeci olmak istemektedir.
Para
bir erkeğin erkekliğini ortaya koymasını kolaylaştırıcı bir araçtır. Rogojin böbürlenerek Ganya’ya seni … kadar para ile satın alabilirim der.
Raskolnikov
(Suç ve Ceza) paraya ulaşmak için suç işler.
Dimitri (Karamazov Kardeşler) parayı nerden bulmuştur? Para bir suç
nedeni olarak görünür.
Rogojin
babasının parasını izinsiz alır- suç işler.
Mışkin’e
kalan miras sanki şaibelidir. Sanki bu mirasta bir suçluluk durumu vardır. Mışkin’in birilerine bu paraları dağıtması sanki onu rahatlatır.
Sonuç
olarak babaya başkaldırı ve çatışma ile paraları elde etme, para sahibi olma ve
sevilen kadını elde etme arasında birçok bağlantı vardır.
Budala’da
Rogojin Nastasya için 100
bin ruble bulur. Bu yüz bin ruble Bay T. nin Nastasya ile evlenecek herhangi bir adama vereceği paradır.
Bay T. Nastasya ile “bir fahişe gibi” ilişkiye
girmiş, şimdi onun evleneceği adama bunun bedelini ödemek istemektedir. Rogojin de bu parayı bulup Nastasya’ya
getirerek bir karşı hamle yapar. Bu erkeklerin tutumları bir zamanlar köle
pazarından cariye almaya çalışan köle sahiplerinin tutumlarına benzer. Aslında
Bay T nin Nastasya ile
yaşaması bir çeşit iğfal gibi algılanırsa, Bay T. günahının bedeli olan 100 bin
rubleyi ödemektedir. Rogojin 100 bin rubleyi kendi
getirerek bu otoriter erkeğe (yaş olarak da daha büyüktür- baba simgesidir -)
meydan okur. Nastasya’yı kendisi için “satın alır.”
Ayrıca
rakibi olan Ganya’ya da meydan okur. Çünkü Ganya’nın Bay T. nin vereceği 100
bin ruble için Nastasya ile evleneceğini
düşünebiliriz. Rogojin’in kendisi böyle bir parayı
kabul etmez, ayrıca bu parayı kendisinin Nastasya’ya
bulabileceğini gösterir.
Bundan
sonrası histerik bir gösteriye döner. Nastasya Rogojin’in getirdiği paraları ateşe atar ve Ganya’nın maşa kullanmadan parmakları ile bu parayı
almasını ister.
Eller-kumar
ve para üzerine Freud’un (Dostoyevski ve Baba Katilliği) yaptığı mastürbasyon
yorumu buraya uymaktadır. Parmaklar penisi sembolize eder. Ateşe atılan parayı Ganya ancak parmaklarını yakarak kurtarabilecektir. Kendi
kendine doyuma karşı verilen bir ceza gibidir bu. Bir başka boyutta ise Ganya’nın kötü (sadist) baba imajı (Bay T.) ile işbirliği
yapmasına karşı verilen bir cezadır.
Nastasya
doğum gününü “hesaplaşma günü” olarak yaşar. Ayartıcı ve sınır geçici
otoriter-güçlü erkeklere (baba imajı) onlardan aldığı ne varsa geri verir.
Ama
Nastasya neden Prens gibi son derece iyi yürekli bir
karakteri değil de Rogojin gibi bir haydudu tercih
eder.
Çünkü
Mışkin’in kendisini affetmeyeceğini düşünür.
Prens
gibi iyilik dolu bir adam nasıl olur da affedici olamaz? Bu soru
Dostoyevski’nin roman dünyası açısından önemli bir sorudur. Mışkin
Nastasya’ya acır. Ama kendi içindeki Nastasya imajına (sanal Nastasya’ya)
acımaz. İçindeki Nastasya suçludur. Dış-reel dünyadaki
Nastasya ise eziyet görmüş, acınması gereken bir
kadındır.
İçindeki
Nastasya imajına acımadığı için, Rogojin’in
Nastasya’yı öldürmesine şiddet dolu, protesto eden
bir tepki vermez.
Babalar
tarafından eziyet gören-felç edilen anneler, (Rogojin’in
annesi yatalaktı) oğullarını, babanın kendisinden ve babayı temsil eden dış
dünyadan yeteri kadar koruyamazlar. Bu oğulların kendileri annelerini korumak
zorundadır (Ganya’nın annesi). Sadistik
baba tarafından kendilerine doğru itilen anneler, bu oğullar üzerinde
etkisizleştiremedikleri bir libidinal gerilim
yaratır.
Nastasya
da sadistik Rogojin’den
kaçarken, Mışkin üzerinde böyle bir gerilim
oluşturmaktadır.
Mışkin Nastasya’yı korumaya çalışırken kendisi sadist babanın
hışmına uğrayacaktır.
Fiziksel
dünyada, dış dünyada Mışkin buna gerçekten
direnebilir. Ama iç dünyasında, Mışkin, babasına
ihanet ettiği için kendini ve Nastasya’yı suçlu
bulacaktır.
Ganya ile
Suç ve Ceza Romanının ana karakteri Raskolnikov
arasında bazı benzerlikler vardır.
Ganya
annesini ve kız kardeşini yalnız bırakmayacağı konusunda annesine güvence
verir.
Raskolnikov
anne ve kız kardeşini ardında bırakıp okumaya gitmiştir.
Prensin
Nastasya’yı koruma duygusuna benzer bir duygu Ganya ve Raskolnikov için de
geçerlidir. Onlar annelerini ve kız kardeşlerini korumak isterler (veya
istemezler).
Yukarıda
belirttiğim nedenden dolayı bu koruma davranışı bu karakterlerde suçluluk
duygusuna yol açar.
O
yüzden “koruma” konusunda birbirine zıt iki görünüm sergilerler. Onların koruma
isteği net değildir.
Annelerin
“korunmaya” ihtiyacı olduğu net olarak ifade edilir.
İki
karakter de tefecilik üzerinden para elde etmek isterler.
Ganya
tefeci Bay P. gibi olup para kazanmak istemektedir.
Raskolnikov
tefeci bir kadını öldürüp para kazanmıştır.
İki
karekterde de kadınlarla çatışma vardır.
Raskolnikov’un tefeci kadını neden öldürdüğü bir sis perdesi arkasındadır. Ama kesin
olan bir şey vardır, paraya ve yaşaması için gereken güce tefeci kadını
öldürerek ulaşacaktır.
Ganya’nın amacı da
net değildir. Ama onun da Nastasya’ya olan sevgisi
para ve iyi bir pozisyon kazanmak için olabilir.
İki
karakterin de sadist bir yönü vardır. Raskolnikov
tefeci kadını öldürür.
Ganya Nastasya’yı kendisine sunan Bay T. ve General karşısında
pasif bir tutum takınır, Ganya Nastasya
aracılığı ile Nastasya’yı kullanarak güçlenmeyi
düşünür.
İkisi
de bir kadın aracılığı ile veya bir kadını kullanarak, zalim dış dünyaya veya
zalim babaya karşı koymak için, ya o kadını öldürür, ya da “kandırır”.
Rogojin Ganya’ların evine girdiğinde, Ganya’ya
Yahuda
diye seslenir. Yahuda Hz İsa’ya ihanet eden
havarisidir. Hz İsa’ya para karşılığı ihanet etmiştir.
Ganya Nastasya ile para karşılığı birlikte olmak isteyerek Nastasya’ya ihanet eder. Nastasya’ya
ile birlikte olmaya çalışarak Rogojin’e ihanet eder.
Aglaya’yı
sevdiği halde Nastasya ile evlenmeye çalışarak Aglaya’ya ihanet eder.
Ganya’ların
evinde bütün kötü şeyler Prens Mışkin’in başına
gelir.
Nastasya
kapıdan girdiğinde onu uşak zanneder ve kötü muamele yapar.
Ganya kız
kardeşine vurmasını engellediği için Prense tokat atar
Rogojin
kapıdan girer girmez onun ayakkabılarının hala kötü olduğunu söyler.
Prens
mazoşist bir karakterdir. Bütün bu saldırıları tevekkülle karşılar.
Prens
bir türlü kendi parasına sahip çıkamaz. Mirası ondan yalan yanlış para isteyen
herkese dağıtır. Çünkü para kadınları elde etmeye giden yoldur. Rogojin veya Dimitri güçlü
libidoları ile parayı ölçüsüz bir şekilde harcayarak kadınlara ulaşır. Prens
ise parayı ölçüsüz bir şekilde harcayarak diğer insanlara yardım etmeye çalışır.
Hırslı,
tutkulu ve içgüdüsel karakterlerin karşısında, ölçülü, sevecen ve kendini
düşünmeyen bir karakterdir.
Prensin
mirası ile ilgili bir tecavüz öyküsü ortaya atılır. Bu öykünün sonradan doğru
olmadığı anlaşılır. Ama biz bu öyküyü doğru imiş gibi ele alalım. Bay P.
yanında çalışan kadına tecavüz etmiştir. Bu Bay P. aynı zamanda Prens’in
koruyucusudur. Bay P.nin gayrı meşru çocuğu babası
sağ olsa bu parayı babasından (Bay P.) den alacaktır. Ama o sağ olmadığı için
parayı Prens’ten ister. Bay P.nin günahının
karşılığını, çocuk Prens’ten ister.
Hatırlarsanız,
Rogojin de Ganya’ya
alçaltıcı bir şekilde sunulan parayı getirmişti.
Bu
para da Bay T. Nin günahının karşılığıdır.
Prens
gibi derviş karakterli birinin böyle bir tecavüz suçu için bedel ödemesi istenmesi
ilginçtir.
Prensin
egosunun içindeki bir parça, idealize eden ego bölümü, Prensin “babası veya
baba sembolü” gibi sadist olmaması için yoğun bir çaba harcamaktadır.
Ama
armut dibine düşer.
Prens
(ve Dostoyevski) derin felsefi bir çaba, Hıristiyanlığa karşı yoğun bir sempati
(ama yine bir şüphesi de vardır) , genel olarak büyük bir vazgeçiş (pek çok
felsefi-dini akım bunu erdem olarak görür) ile kendi sadist kaderinden kaçmaya
çalışır.
Ganya ve Mışkin’in psikolojik pozisyonları birbirine paralel durur.
İkisi de hem Aglaya, hem de Nastasya
ile evlenmek ister. Yalnız Mışkin daha samimi bir
insanken, Ganya içten pazarlıklıdır. Rogojin’in ise Ganya ve Mışkin’den farklı olarak, Nastasya
konusunda kararlıdır. Aglaya’ya karşı bir ilgisi
yoktur.
Nastasya,
Rogojin’le birlikte Mışkin’in
olduğu şehirden başka bir şehre gider. Nastasya’nın
bu şekilde Prensten uzaklaşması, Prens ve Aglaya
arasında bir yakınlaşma-evlenme olasılığını ortaya çıkarır. Aglaya’ların
evinde bir toplantı yapılacaktır. Bu toplantı General ve eşi Prenses’in sosyal
çevresi ile Prens’in tanıştırılma toplantısıdır. Bu toplantıda Mışkin diğer insanlarla iyi ilişki kurarsa Aglaya ile evlenme yolunda önemli bir adım atmış olacaktır.
Toplantıdan
önce Mışkin, Aglaya’nın
annesinin (prenses) değerli vazosunu kırmaması için uyarılır. Ama çok ilginç
bir şekilde tam da toplantı esnasında Prens vazoyu kırar. Vazoyu kırdıktan
sonra bir sevinç ve coşku duygusu
olur. Aynı zamanda bu sevinç ve coşku
duygusu Prens nöbet geçirmeden önce de olan bir duygudur.
Freud,
nöbet öncesi kendini iyi hissetme (sevinç ve coşku duyma) duygusunu, şöyle
açıklar:
Nöbet
sırasında bilinçdışı babayı öldürme arzusu gerçekleşir. Dostoyevski (bu örnekte
Mışkin) nöbet geçirirken(düşüp bayılır), kendisini
babasının yerine koyar (bilinçdışında yani). Bu baygınlık ölümü sembolize eder.
Yani düşüp “ölen” babasıdır. Ardından böyle bir eylemi “yaptığı” için
cezalandırılacakmış duygusu gelir ve kendini kötü hisseder.
Yani
Mışkin’i meddah (tek kişilik gösteri) gibi düşünün.
Önce babasını canlandırıyor, sonra canlandırdığı babasını öldürüyor. Babasına
karşı öfke duyduğu için, ona güzel bir duygu yaşatıyor bu eylem. Ama sonra,
yaptığı bu günahkâr-kural tanımayan eylemden dolayı suçluluk duygusuna
kapılıyor. Sonuç olarak ikinci duygu daha ağır basıyor. İşin ilginci, kişi
bütün bu süreci yaşarken bütün bu duyguları yaşar ama düşüncelerin farkına
varamaz. “Bilinçsizce” yani bilinçdışından yaşanan bir süreçtir bu.
Vazo
rahmi sembolize ediyor. Vazo kırılacak mı kırılmayacak mı gerginliği, Aglaya ile evlenip evlenmeme durumu ile bağlantılı. Vazoyu
yanlışlıkla kırmasının mesajı nettir. Aglaya ile
evlenmeyecektir. Mışkin, vazoyu kırdıktan hemen sonra
nöbet geçirir. Prenses’in en değerli eşyası vazodur. Vazo başka bir düzeyde Aglaya’yı da sembolize eder. Prenses vazoya ve kızına çok
değer verir. Prens ise Aglaya’yı annesinden alıp
götürecektir (evlenecektir). Sosyal ortamda saygıdeğer yaşlı kadının karşısında
hata yapmadan durmayı başarırsa Aglaya ile
evlenecektir. Sosyal ortamın Prensi onaylaması bu yaşlı kadın aracılığı ile
olacaktır sanki.
Buradaki
yaşlı kadının, Suç ve Ceza’daki yaşlı kadın gibi negatif anne imajı olduğunu
düşünüyorum. Raskolnikov’da Mışkin’de bu negatif anne
imajının karşısında suç işlemeden duramaz.
Prens
aynı zamanda Aglaya’yı babasından da alıp “uzaklara”götürecektir. General Ganya’yı
Nastasya ile evlendirmeyi planlayarak, Ganya’yı Aglaya’dan uzaklaştırmış
olur.
Paralel
durum şimdi Mışkin’in başına gelir. Mışkin’de Aglaya’dan
uzaklaştırılır.
Aglaya, Mışkin’i, Nastasya’nın yanına
getirir.
Prens
Nastasya’ya açık, aşk dolu (libidinal)
bir ilgi duymaz. Buna rağmen Nastasya için Aglaya’dan vazgeçer. Burada Nastasya’ya
karşı çözümlenmemiş, (Oedipal) aşırı bir yatırım
görürüz. Nastasya’ya karşı cinsellikten farklı bir
duygu hisseder.
Aglaya Nastasya ile Prensi yalnız bırakır. Nastasya
ve Mışkin’in arasındaki duygusal havaya bakar ve Mışkin’den vazgeçer. Ganya’nın
yanına gider. Ganya’nın Aglaya’ya
evlenme teklifli de olumsuz sonuçlanır. Aglaya ne Ganya ne de Mışkin’le evlenemez.
Burada
anlatılan, pek çok kere karşılaştığımız bir durumdur. Çocuk anne ve baba
dünyasını terk edip evlenmek istemez. Ailesine yatırımı yüksek (patolojik de
diyebiliriz) olduğu için, dış dünyadan bir nesneye enerjisini yönlendiremez. Bu
nevrotik saplantı, yoğun suçluluk duyguları ile de
birliktedir. Ama kişi ilk çocukluk dönemindeki kadar da artık ailesine yakın
olamayacaktır. Kişi ne dış dünyada, ne de aile içinde huzurlu olamaz artık.
Dolayısıyla iki kutup arasında gidip gelen sıkıntılı bir tutum sergiler.
Bu
anlamda Nastasya,Mışkin,Ganya
ve Aglaya’nın kaderleri aynıdır.
Rogojin Nastasya’yı öldürür. Nastasya Oedipal çekim merkezine o kadar bağlıdır ki bir türlü Bay
T. veya Rogojin dışında kendine başka bir çekim
merkezi yaratamaz. Bu iki adam da onun çözülmemiş Oedipalitesini
sembolize eder. Aslında onlara bağlılığı bir patolojidir.
Nastasya
o “bağlılığı” aşamaz.
Mışkin ve
Rogojin, Nastasya’nın
cesedinin başında vakit geçirirler. Aslında Rogojin’in
bu suçuna “masum” Mışkin de ortaktır.
Aglaya
ise bir Polanyalı ile evlenir. O yıllardaki Rusya’da,
Polonyalılar sevilmez. Dostoyevski de Polonyalılardan sevimsiz bir şekilde
bahseder. Yani Aglaya Oedipal
karmaşasını ancak “düşman kamptan” birini severek aşmıştır. Bu bizim
kültürümüzde de defalarca sanat yapıtlarına konu olan, düşman aileden veya
düşman memleketten birini sevmeye benzer. Kişi ailesine ve kendi Oedipalitesine o kadar sıkı sıkıya bağlıdır ki, geriye
dönüşü imkânsız kılacak bir düşman kampın içinde var olarak, içindeki güçlü
(patolojik) çekim gücünü yener. Bu şekilde patolojik bağlılığından kurtulur.
Ağustos 2007
BUDALA ROMANININ ÖZETİ
Prens Mışkin
memleketi olan Rusya’ya dönerken, trende Rogojin ile
karşılaşır. Mışkin’in üstünde ince bir pelerin
vardır. Rogojin Prense Nastasya’dan
bahseder. Çok güzel bir kadın olduğunu ona küpe hediye ettiğini anlatır.
Rogojin, babasının
parasını, babasından izin almadan almış ve Nastasya’ya
küpe almak için harcamıştır. Daha sonra Rogojin’in
babası Nastasya’ya yalvarıp, önünde diz çökerek
küpeyi geri almıştır. Rogojin ise babasının bu
yaptığına tepki gösterir ve baba evinden teyzesinin evine gider. Rogojin “humma geçirir”, ateşi ve titremesi olur. Bir de o
gece onu köpekler ısırmıştır. Babası öldükten sonra Rogojin
baba evine geri döner.
Rogojin Mışkin’e benim yanıma gel. Kürk ve ayakkabı veririm der.
Prens daha sonra uzaktan akrabası olan
Prensesin evine gider.
Prensesin kocası General, Prens Mışkin’i karşılar.
Odada genralin
yardımcısı Ganya da vardır. General Mışkin’i bekletip Ganya ile
konuşur.
Nastasya o dönemin
ahlakına göre oldukça kötü karşılanan bir yaşantı içindedir. Zengin bir adam
olan Bay T ile yaşamıştır. Saygın bir evlilik yapma şansı azalmıştır. Nastasya’yı “kapatan “ Bay T ise Generalin büyük kızı ile
evlenmek istemektedir. General de bu evliliği ister. Ama Bay T için Nastasya gibi bir engel vardır.
General Nastasya
ile Ganya’yı evlendirmek ister.
Nastasya Bay T den
başka biri ile evlenirse, Bay T “özgürlüğünü ” kazanacaktır.
Ganya da Nastasya’dan hoşlanmaktadır.
Ama Ganya
Generalin küçük kızı Aglaya’dan da hoşlanmaktadır.
Ganya Generale ve
Mışkin’e Nastasya’nın
resmini gösterir.
O akşam Nastasya
kararını açıklayacaktır. O gün Nastasya’nın doğum
günüdür.
Bay T Nastasya
ile kim evlenirse ona yüklüce bir para vermeyi düşünür.
General, Mışkin’e
Ganya’nın evinde kiracı olarak kalabileceğini söyler.
General Mışkin’e iş vereceğini söyler.
Mışkin Prenses ve
kızlarının yanına gider. Prenses ve kızları bu ilk karşılaşmada Mışkin’i çok severler.
Mışkin onlara Fransa’daki
idam cezasını anlatır.
Nastasya’nın resmini
gördüğünü ağzından kaçırır.
Ganya sinirlenir,
Mışkin’e “ağzında bakla ıslanmıyor” der.
Aglaya’ya Ganya bir pusula gönderir. Ganya,
Aglaya’ya “bana bir söz söyleyin ben bütün bağları
koparıp atayım” (Nastasya ile evlenmekten
vazgeçeyim.) diye yazar.” Acıdığınızı gösteren sözü benden esirgemeyin”.Aglaya bu mesajı cevap verecek kadar ciddiye almaz. Aglaya çok güzel bir kızdır.
Ganya’nın babası
alkolik bir adamdır. Ganya’nın babası da emekli Generaldir, yanında çalıştığı patronu da Generaldir. Ganya babası için
“Annem olmasa babamı çoktan kapı dışarı etmiştim” der.
Ganya ile Prens Ganya’nın evine giderler. Ganya,
annesi ve kız kardeşi Ganya’nın Nastasya
ile evlenme meselesini konuşurken, Nastasya onların
evine gelir.
Annesi ve kız kardeşi Ganya’nın Nastasya ile
evlenmesini istemez. Nastasya, anne ve kız kardeşe
karşı kibirli davranır.
Ganya’nın babası Nastasya’ya çok yakın davranır.
Rogojin çetesi ile birlekte Ganya’nın evine gelir.
Rogojin Ganya’yı yüz rubleye satın alacağını söyler. Nastasya’ya on sekiz bin ruble vermek ister.
Daha sonra Nastasya’ya
yüz bin ruble vereceğini söyler
Bir tefeci olan P. nın
bu parayı bulacağını söyler.
P. daha sonra Ganya
nın kızkardeşi V. ile
evlenecektir.
V. Nastasya’yı
kastederek, “aranızda bu utanmaz kadını
dışarı atacak yok mu?” der.
Nastasya Ganya’ya “kız kardeşin bana neler söylüyor” der.
Ganya V. nın kolunu tutup “ne yaptın sen diye bağırır”
“V ağabeyinin yüzüne okkalı bir tükürük
attı.”
Prens araya girer ve Ganya
Prense bir tokat atar.
Prens bir köşeye çekilip yüzünü kapatır,
herkes onun etrafında toplanır. Ganya utanır.
Genral Nastasya için bir kolye satın alır.
Ganya Mışkin’e şöyle bir şey söyler. “General, ben Nastasya ile evlenirsem, Nastasya’yı
ona sunacağımı sanıyor.”
Ganya “herkesin
maskarası olmak istemiyorum” Nastasya“beni kadın
eline bakan erkek yerine koyacak” der.
Ganya Nastasya ile evlenip P. gibi tefeci ve zengin olmak ister.
General, Ganya,
Bay T, (davet edilmediği halde) Prens, Nastasya’nın doğum
gününe gider.
Prens Nastasya’ya Ganya ile
evlenmemesini söylemek için doğum günü partisine katılır.
Nastasya kararını
açıklamadan Mışkin’e sorar. Prens evlenme der.
Nastasya Bay T. ye
senin paranı istemiyorum, seni bedelsiz serbest bırakıyorum der.
Nastasya Generale
kolyeyi geri verir ve karısına vermesini ister.
Rogojin gelir. Yüz
bin ruble getirir.
Prens Nastasya’ya
benimle evlen der. Kendisine miras kaldığını söyler.
Nastasya Prense sen
benim yaşadığım şeyleri benim başıma kakarsın der. Senin hayatını mahvetmek
istemem der.
Nastasya Rogojin’le birlikte gider
Prens Moskova’ya gider. Prense miras
kaldıktan sonra bir sürü alacaklısı ortaya çıkar.
Nastasya, Rogojin’le tam evlenecekken üç kere evlenme arifesinde
kaçar. Bir kaçışında da Prensin yanına gelir.
Prens, Rogojin’e
Nastasya’yı elinden almak istemediğini söyler. “Benimkisi acıyarak sevmek, seninki aşk.”
Rogojin, Prensi
annesinin yanına getirir. Rogojin’in annesi Prensi
kutsar. Rogojin ve Prens haç kardeşi olurlar.
Daha sonra Rogojin
Prensin karşına bıçakla çıkar.
Prens merdivenlerden yuvarlanıp nöbet
geçirir.
Prens Rogojin’e
senin beni neden annene götürdüğünü anladım der. “Daha sonra beni öldürmeyi
düşünüyordun.”
General, karısı, kızları, Ganya ve kız kardeşi V. , Prense geçmiş olsun demeye giderler.
Bu sırada bir çocuk topluluğu da eve
gelir.
Aralarından bir çocuk Prens hakkında
çeşitli iddialarda bulunur.
Bu çocuğun annesi Bay P. tarafından
iğfal edilmiştir. Bay P. mülk sahibidir. Kadın hizmetçidir. Daha sonra Bay P.
kadını başka biri ile evlendirip kadına yardım eder. Bay P. kadına maddi yardım
yapmaya devam eder. Daha sonra bu kadının evlendiği adam Bay P. nin kendilerine yardım etmesini istemez ve Bay P. yardım
etmekten vazgeçer.
İşte bu Bay P. aynı zamanda Prense de
bir yardımda bulunmuştur.
Şimdi çocuk Bay P nin
Prense koruyuculuk yapmış ve yardım etmiş bir kişi olduğunu söyler. Bu yüzden
çocuk Bay P nin kendisinin babası olduğunu ve Prense
değil de kendisine yardım etmesi gerektiğini düşünür. Prensin mirasından
kendisine pay ister.
Ama daha sonra bu anlatılanların gerçek
olmadığı anlaşılır.
Bay P aslında kadının kız kardeşini
sever ve onunla evlenmek ister. Ama kız kardeş ölür. Bu yüzden Bay P kadına
yardım eder.
Prens bütün bunlara rağmen çocuğa para vermek
ister. Ama bu defa çocuk parayı kabul etmek istemez.
Generalin karısı (Prenses) bu durumlar
karşısında sinirlenir. Prensin parayı vermesini onaylamaz.
İpolit diye
veremli bir çocuk Prensesi (Generalin karısı) etkileyen bir konuşma yapar.
Para isteyen çocuğun onursuz bir insan
olmadığını, gerçekten babasının Bay P. olduğunu düşündüğü için bu işe
kalkıştığını söyler. Prens de böyle düşünmektedir.
Generalin ortanca kızının nişanlısı
Prens Ş dir. Prens Ş nin
arkadaşı Bay Y dir. Bay Y Generalin üçüncü kızı Aglaya ile evlenmek istemektedir. Herkes Bay Y nin zengin olduğunu düşünürken, Nastasya
herkesin içinde Bay Y nin borçlarını kendisinin ve Rogojin’in ödediğini söyler.
Nastasya konserde
Bay Y nin yanına yaklaşır: “biz de seni amcanın
yanına gitti sanıyorduk. Amcan kendini öldürdü haberin yok mu? Zimmetine … ruble geçirmiş. Az
hovarda değilmiş senin moruk. Ordudan ayrılma zamanını iyi seçtin değil mi?”
der.
Bay Y nin
arkadaşı olan genç subay “şu yaratığa bir sopa çekmeli der (Nastasya
için).”
Nastasya adama
sopayla vurur. Prens subayın Nastasya’ya zarar
vermesini engellemek için subayın kollarını tutar.
Daha sonra subayın Prensle düello etmek
istediğini söylerler.
Ama Bay Y subayı düellodan caydırmıştır.
Nastasya Aglaya ile Prensi evlendirmeye çalışır. Nastasya
Rogojin’e şöyle söyler“Onlar kiliseye girmeden
seninle evlenmem.”
Rogojin Prense “Nastasya seni seviyorsa neden başkaları ile evlendirmeye
kalksın? Ama ‘onu mutlu görmek istiyorum dediğine göre seviyor demektir.”
Prenses Prense Aglaya’yı
sevip sevmediğini sorar. Prenses onların evlenmesine izin vermeyeceğini söyler.
Prenses Prense kızı Aglaya’nın
Nastasya ile görüştüğünü kızgınlıkla söyler.
Aglaya, Prense “Ganya’yı seviyorum, o bana olan sevgisini ispatlamak için
kendi elini mumla yaktı” der.
Prensin
doğum günü. Rogojin, Bay L. , Ganya, veremli çocuk İpolit, Bay Y , Kolya
gelmişlerdir.
Bay L. Malthus’tan
bahseder.
12. yüzyılda 60 tane keşiş 6 tane çocuk
yiyen bir adamın öyküsünü anlatır.
Bu adam aç kaldığı için keşişleri
yemiştir.
Rogojin elinde
bıçakla öldürmek için Mışkin’i bekler.
İpolit Rogojin in evinde çarmıha gerilmiş, acılar içindeki İsa
resmini görüyor.
İpolit İsa’nın
altı saat işkence gördüğünü düşünür.
İpolit in evinde
sürekli bir mum yanar.
İpolit rüyasında Rogojin’i görür.
“birden karşımdakinin hortlak olduğunu
sandım”