Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA

 

Cinsel istismar

(cinsel taciz veya tecavüz)

02 Ağustos 2009 Pazar

 

12 yaşında bir kız çocuğu olan Z, ortaokul ikinci sınıf öğrencisidir.(1)

 

12 yaşında yeniden çocuk psikiyatrisi polikliniğine başvuran hastanın ilk değerlendirmeden yaklaşık 4 yıl sonra korkuları, uykuya dalmakta güçlük ve sinirlilik şikâyetlerinin sürdüğü öğrenilmiştir. (1)

 

Z muayenesi sırasında yedi yaşında bir kız çocuğu çizerek aşağıdaki öyküyü anlatmıştır: “Eskiden küçük bir kız varmış, çok mutluymuş. Ama bir gün gelip ona o kötülüğü yapana dek. Bu kişi o kötülüğü ömrü boyunca Sare'ye yapmış ve hayatını zindan etmiş. Bu kişi ona tecavüz ediyor ve bu kişi onun dayısı. O da bunu kimseye söyleyemiyor ve sadece kendi biliyor. Sonra bir gün dayısı evleniyor. Tam bu kötülüğü annesine anlatacakken dayısının çocuğu olacağını anlıyor ve kimseye söyleyemiyor”. (1)

 

Z'ye“bu öyküdekine benzer şeyler yaşayan birini tanıyor musun?” diye sorulduğunda kendisinin başından böyle bir şey geçtiğini, hatırlayabildiği kadarıyla 6 yaşından beridir o sırada 17 yaşında olan dayısının kendisine öpme, dokunma, anal bölgesine sürtünme şeklinde cinsel tacizde bulunduğunu anlatmıştır. En son 1,5 yıl önce gerçekleşen tacizin aradan geçen yıllar boyunca birçok kez tekrarlamış olduğunu anlatan Z, daha önce birlikte oturdukları dayısının evlenip evlerinin üst katına taşınması ile tacizlerin bittiğini eklemiştir. Yaşadıklarını dayısının “sana inanmazlar, söylersen seni öldürürüm” gibi tehditleri nedeniyle kimseyle paylaşamayan hasta, tüm bunların hayal mi gerçek mi olduğunu kendisine sorduğunu, ama her seferinde tacizin tekrarlamasıyla gerçek olduğunu anladığını ifade etmiştir. (1)

 

Taciz eden ve taciz edilen

 

Bir taciz vakası ile çalışmaya başlarsınız, ilk ihtiyaç duyduğunuz şey, taciz edeni ve edileni birbirinden ayırmak olacaktır.

 

Bu basit ve kolay halledilebilir gibi görünen nokta, aslında öyle değildir!

 

Taciz eden taciz ettiği kişiden ayrılmak istemez. Bu anlaşılabilir bir durumdur.

Ama tuhaf bir şekilde tacize uğrayan kişi de taciz eden insandan kolayca ayrılamaz.

 

Örneğin 20 yaşında genç kız sevgilisinden ayrılır.

22 yaşındaki sevgilisi, bu ayrılığın olamayacağını kıza söyler.

 

Kız gittikçe artan bir şekilde eski erkek arkadaşının fiziksel şiddetine maruz kalır. Eski erkek arkadaş, sokakta kızın yolunu keser, onu tokatlar. Okuluna gelir, herkesin içinde kolundan tutarak tartaklar onu bir köşeye çeker ve konuşur. Telefon açar. Sert konuşmalar yapar. Onun hayatını bitireceğini söyler.

Tacize uğrayan kız son derece ürkek ve çaresiz bir şekilde bu olayı yaşamaktadır.

Güvendiği hiç kimse ona sanki yardımcı olamayacaktır. Ailesinden ve arkadaşlarından yeteri kadar yardım alamaz.

Devlet kurumlarının kendisini koruması için yeteri kadar enerjik davranamaz.

Sonunda psikiyatriye başvurur.

 

Bu genç hanıma neden telefonlarını kapatıp onunla bütün irtibatını kesmediğini sorduğunuzda, size şu cevabı verir:

Onun daha fazla sinirlenmesine sebep olmak istemiyorum!

 

Efendi köle ilişkisi

 

Taciz eden, saldırgan kişi, bir efendi gibi davranır.

Taciz edilen insan ise bir köle gibi davranmaktadır.

 

Bu kısır döngünün kırılması problemin çözülmesine neden olur.

Bu genç hanım kendini taciz eden eski sevgilisinin olağanüstü bir gücü olduğuna inanmıştır.

 

Taciz eden kişiyi kontrol ederek bu gücü de kontrol eder.

 

Bu herkesi “yenebilecek”, çok abartılı özelliklere sahip gücü kontrol etmek, taciz edilen kişiye patolojik bir doyum verir.

 

Ama aynı zamanda bu insan çok samimi bir şekilde bu “canavardan” (tacizciden) kurtulmaya çalışmaktadır.

Bilinçdışı alanında bir çatışma yaşadığını söyleyebiliriz.

 

Çocukluk dönemi cinsel istismarlarında da benzer bir psikolojik mekanizma harekete geçebilir.

Çocuk aile içinde önem verilen bir kişinin kendine cinsel tacizde bulunduğunu açıklamak zorunda kalacaktır.

 

Ama bu açıklamayı yapmaz.

 

Bu açıklamayı yapmaz, çünkü annesinin, kardeşlerinin veya babasının üzülmesini, aile saadetlerinin bozulmasını istememektedir.

 

Çocuk bu noktada bir iç çatışma ile karşı karşıya kalır. Eğer açıklamayı yaparsa, bütün ailenin bir fırtına içine sürükleneceğini bilir. Açıklama yapmaz ve bu olayı saklarsa, bu fırtına olmayacaktır.

 

Böylece bu büyük olayı kontrol eden kişi kendisi olacaktır.

 

Değişik bir vaka

 

16 yaşında bir kızın devam etmekte olduğu dershanede çalışmakta olan babası, kimsenin olmadığı bir sırada, eve gitmek için kendisini bekleyen kızına yaklaşarak, onunla sevişmek istediğini söylemiş ve sonra onu öpmeye çalışmıştır. Kız çok korkmuş, babasını itmiş ve koşarak oradan çıkmıştır. Olayı annesine anlatmış, aynı akşam evde karşılaştıklarında baba kızının kendisini yanlış anladığını ve bu olayı uydurduğunu ifade etmiştir. (2)

 

Baba kızına ve anneye bu olayı duyururlarsa onları öldüreceğini, evden kovacağını ve intihar edeceğini söylemiştir. (2)

 

Kızın dayısının cinsel taciz olayından dershaneyi haberdar etmesinden sonra baba işten çıkarılmıştır. (2)

 

Anne, kızının babasını yanlış anlamış olabileceğini söylemiştir.

Anne, kardeşlerinin isteğiyle boşanma davası açmıştır. Oğluyla birlikte tehlike altında olduğu söylenmesine rağmen kocasıyla aynı evde yaşamaya bir süre daha devam etmiştir.

Anne ve oğlu evden ayrıldıktan kısa bir süre sonra baba intihar etmiştir.

Anne ve oğlu çok üzülmüştür. Kız ise “iyi ki öldü, kurtulduk” demiştir. (2)

 

Tedavi ekibi ve diğer insanlar taciz eden ve edilen kişiyi birbirlerinden ayırmaya çalışmıştır.

Bu tedavinin ilk aşamasında yapılması gereken bir davranıştır.

 

Taciz eden yalnız kalmış, işten atılmış, sonunda da intihar etmiştir.

 

Anne, kızının abartabileceğini söylemiş, kızına inanmak istememiştir. Israrlara rağmen evden ayrılmamıştır.

 

Babanın ölümünden sonra anne ve oğlu, kızı suçlamışlardır.

 

Baba bir suç işlemiştir.

Önce etrafındakiler babayı cezalandırmış sonra da baba kendi kendini cezalandırmıştır. Babayı cezalandırırken dayı aktif rol oynamıştır.

 

Bazen taciz eden kişiden taciz edilen kız kopmayı (psikolojik anlamda ayrılmayı) başarır. Bu gibi durumlarda taciz eden kişi anneyi bir köprü olarak kullanabilir.

 

Bu vakada taciz edilen kişinin çok enerjik ve girişken davranması, olayların seyrini değiştirmiştir.

Annenin kardeşleri de (dayı ve teyzeler) güçlü bir şekilde adama karşı koymuşlardır.

 

Bu vakada anne, kocasını kızına ve kardeşlerine karşı tamponlamaya çalışarak “eski sistemi” yürütmeye çalışmıştır.

Ama annenin buna gücü yetmemiştir.

 

Tacizcinin lehine çalışan “susma yasası” bu vakada hızlı bir şekilde çözülmüş ve tacizciyi ölüme götürmüştür.

 

Muhtemelen tacizcinin karşısında taraf olan tedavi ekibi de suçluluk duygusu hissetmiştir. Anne ve oğlun suçluluk duygusu ise zaten ifade edilmiştir.

 

Kızın ilk duygusal tepkisi ise ölen babasına karşı öfke olmuştur.

 

Bir taciz vakası, hele ki aile içindeyse, çok karmaşık ve çok yönlü bir hal alır. Pek çok ifade edilmemiş çatışmayı da içinde barındırır.

 

Cinsel olarak istismar edilen çocukların oranı

 

Amerika Birleşik Devletlerinde 0–14 yaş arası çocuklarla ilgili yapılan istatistiksel çalışmalarda, cinsel tacizle karşılaşan çocukların oranı ürkütücü sayıda yüksek olarak bulunmuştur.

Her 4 kızdan bir tanesi ve her 6 erkek çocuğundan bir tanesi

0–14 yaş arası tacize uğramaktadır.(3)

 

Cinsel istismarın rakamsal dökümü

 

Kanada’da 4–12 yaş arası cinsel tacize uğramış 150 kız çocuğu ile psikiyatrik bir çalışma yapılmıştır. (4)

 

Bu çocukların %32,6’sı yalnızca bir kere tacize uğramış.

%36,2’si iki kereden fazla tacize uğramış.

%31,2’si ise defalarca ve altı aydan daha uzun süre tacize uğramıştır.

%68 kız çocuğunda şiddetli ve ciddi bir taciz-tecavüz girişimi olmuştur.

%28,7 de taciz daha düşük şiddette, dokunarak elbiseleri çıkarılmış ve çıplak bir şekilde olmuştur.

%3,3’de ise tacizci, çocuğun elbiselerini çıkarmadan tacizde bulunmuştur. (4)

 

Tacizcilerin %49,3’ünün çocuğun şu andaki aile üyelerinden biri olduğu anlaşılmıştır. (4)

 

%20,7 tacizci ise çocuğun aile çevresinden biridir.

 

Yabancı ve alakasız tacizcilerin oranı ise % 2,7 dir.

 

Tacizcilerin %95,3’ü erkektir. (4)

 

Cinsel istismar nasıl ortaya çıkıyor?

 

Amerika Birleşik Devletleri’nde cinsel olarak istismar edilmiş 125 çocuk ve bu çocukların anneleri ile yapılmış bir çalışma var. Çocuklar 0–18 yaşlarında cinsel saldırıya uğramışlar. (5)

 

Çocukların

%41,6 sı annelerine başlarına geleni anlatmış.

%15,2 sinin davranışları şüphe uyandırıcı imiş ve anneler bir şeyler olduğunu anlamış. (5)

 

%5,6 vakada anneler direkt ne olup bittiğini görmüşler

% 4 vakada ise anneler ne olduğunu sezmişler.

Bu gruplara giren çocukların anneleri ile daha iyi ilişki kurduğunu düşünebiliriz. (5)

 

Diğer anneler ise olayı bir sağlık görevlisinden veya herhangi bir kişiden duymuştur.

Bu annelerin çocukları ile kapalı ilişki kurduğu, onlardan gelen bilgileri ve duyguları iyi değerlendiremediği anlaşılıyor.

 

Cinsel istismar ve kadın

 

Kadınların yaşam boyu cinsel tacize (veya herhangi bir cinsel saldırıya) maruz kalmaları % 15 ile 25 arası bir oranda oluyor.(6)

 

Yani her 4 kadından bir tanesi, hayatları boyuncu bir cinsel saldırı ile karşılaşıyor.

 

Okumuş ve okumamış kadınlar arasındaki cinsel saldırıya uğrama açısından kabul edilebilir bir fark yok.

Bazı çalışmalarda okumuş ve okumamış kadınların aynı oranda cinsel tacizle karşılaştıkları söyleniyor. Bazı çalışmalarda daha farklı sonuçlar çıkıyor. (6)

 

Tek başına çocuklarını büyüten annelerde ve gelir düzeyi düşük annelerde çocukların cinsel istismara uğrama oranı daha yüksek oluyor. (7)

 

Avustralya’da yapılan yedi çalışmanın sonucuna göre: (8)

Yaşamları boyunca, Erkekler % 5,1 kadınlar da % 27,5 oranında cinsel saldırıya uğramışlar.

Cinsel saldırı erkeklerin % 3,6’sında kadınların ise %17,9 da cinsel organın teması şeklinde (penetrasyon) olmuş.

 

% 40 vakada cinsel tacizde bulunan kişi aileden biriymiş.(8)

 

Etnik gruplar ve cinsel istismar

 

Amerikanın yerlileri arasında cinsel istismar oranı daha yüksek olarak bulunmuş. Zenci Amerikalılar ve beyaz Amerikalılar arasında bir fark bulunamamış.

Yeni Zelanda’da Maori’ler arasında cinsel istismar oranı diğer etnik gruplara ve Avrupalı kadınlara göre daha yüksek oranda bulunmuş.(9)

Bu bilgiyi nasıl yorumlamalı?

Belki dışarıdaki dünyaya açılması engellenmiş ve kuşatılmış kültürlerin, içe dönük haz arayışı ve hastalıklı davranışlara yönelmesi olasılığı artıyor. Belki de başka bir nedeni var. Sosyologlar için ilginç bir konu olarak görünüyor.

 

Dr. Kubilay Boğoçlu

Psikiyatri Uzmanı

 

Kaynaklar

1) Çocukluk Cinsel İstismarı: Bir Olgu Nedeniyle Tanı Güçlükleri / Işık Karakaya, Özden Üneri , Ayşen Coşkun / Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi : 12 (3) 2005

 

2) Bir Yasak-Sevi Olgusuna Yaklaşım ve Karşılaşılan Güçlükler / Dr. Halise DEVRİMCİ ÖZGÜVEN1, Dr. Çiğdem SOYKAN2, Hülya YAZAR3 / Türk Psikiyatri Dergisi 2003; 14(4):311-318

 

3) Forensic Investigation of Child Victim with Sexual Abuse / Emmanouil I Sakelliadıs, Chara A Spiliopoulou And Stavroula A Papadodima / INDIAN PEDIATRICS - VOLUME 46__FEBRUARY 17, 2009

 

 

4) Factors linked to outcomes in sexually abused girls: a regression tree analysis / Martine Hebert, Delphine Collin-Vezina, Isabelle Daigneault, Nathalie Parent, Caroline Tremblay / Comprehensive Psychiatry 47 (2006) 443– 455

 

5) The discovery process: What mothers see and do in gaining awareness of the sexual abuse of their children / Carol A. Plummer / Child Abuse & Neglect 30 (2006) 1227–1237

 

6) Sexual abuse history: prevalence, health effects, mediators, and psychological treatment. / Leserman J. / Psychosom Med. 2005 Nov-Dec;67(6):906-15. Review.

 

7) Childhood Abuse and Psychiatric Disorders Among Single and Married Mothers / Ellen L. Lipman, M.D., F.R.C.P.(C.), Harriet L. MacMillan, M.D., and Michael H. Boyle, Ph.D. / Am J Psychiatry 158:73-77, January 2001

 

8) Child sexual abuse revisited / Gavin Andrews, Bronwyn Gould, Justine Corry / MJA Vol 176 20 May 2002

 

9) Prevalence of child sexual abuse reported by a cross-sectional sample of New Zealand women. / Fanslow JL, Robinson EM, Crengle S, Perese L. /  Child Abuse Negl. 2007 Sep;31(9):935-45. Epub 2007 Sep 17. Links