ÇOCUKTA DEPRESYON
Çocukların her
zaman mutlu olduğu ve yetişkinler gibi depresyona girmeyecekleri düşünülür. Üstelik
depressif bozukluklar, çoğunlukla “ergenlik krizi”
ile karıştırılırlar ve intihar riskine rağmen teşhis edilmeleri gecikir.
1980’de Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre ergenlerin % 70’inde depresyon
teşhis edilememiştir (bu gecikme intihar riskini de beraberinde getirmektedir).
Ayrıca çocukların üçte ikisi, ihtiyaç duydukları yardımı (desteği)
alamamaktadır. Bu durumda çocuklarda depresyon tekrar edebilecek ve çocukların
bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimleri yavaşlayacaktır.
Günümüzde çocuklarda
depresyonun varlığı, uzmanların üzerinde konsessüs
sağladıkları bir konudur (16. Dünya Nöroloji Kongresi, Buenos Aires, 14-19 Eylül 1997). Bu hastalık hiç de az görülen bir durum
değildir. Okul öncesi dönemde her 1000 çocuktan 3’ünde görülür (NAMI,
1998). 7-11 yaş
arası görülme sıklığı % 2.5, ergenlerde görülme sıklığı ise % 7-8’dir.
Fransa’da 15-25 yaş arası çocuklarda intihar ölüm nedenleri arasında
ikinci sıradadır (yol kazalarından sonra). İntihar girişimleri kızlarda daha
fazla olmakla beraber erkeklerde ölüm oranı kızlara göre 10 kat daha fazladır.
Çocuk veya
ergen depresyonu kötü davranma, cinsel istismar veya şiddetin varlığını da akla
getirmelidir.
Yukarıdaki kısa
özetten de anlaşıldığı gibi çocuklarda depresyon, gerçekten önemli bir konudur.
Ancak çoğu zaman anlaşılamamakta ve başka durumlarla karıştırılmaktadır. Bu
yazıyı yazma ihtiyacım da özellikle buradan doğmuştur: Özellikle ebeveynleri
konu ile ilgili bilgilendirmek
Çocukta görülen
depressif bozuklukların belirtileri nelerdir?
1- Uzun süreli üzüntü hali, ciddi
görünüm ya da tam tersine aşırı hareket, irritabilite.
2- İlgi azlığı;
önceden zevk aldığı şeylerden şimdi hiç zevk almaması.
3- Önceleri arkadaşları ile oynamayı
seven çocuğun şimdi vaktini yalnız geçirmesi.
4- Çocuğun konuşması:
“Delireceğim”, “yapacak hiçbir şey yok”.
“Ben bir hiçim (kendini değersizleştirme)”, “yapamıyorum
(güçsüzlük)”.
“Ben kötüyüm” , “benim hatam” (suçluluk duygusu).
“Ailem beni sevmiyor (ümitsizlik duygusu)”, “hiç kimse
beni sevmiyor”, bazen intihar ve ölüm düşünceleri.
“Yapamıyorum, çok zor”, “hiçbir şey anlamıyorum”, “hiçbir
şey hatırlamıyorum” (dikkat, konsantrasyon ve hafıza
bozuklukları)
5- Sıkıntı hali,
enerji azlığı.
6- Fiziksel ağrılar, Örn; karın ya da
baş ağrısı
7- Uyku bozuklukları: Yatmak istememe,
uyumayı reddetme, kabuslar
8- Yeme bozuklukları: Çoğunlukla anorektik bir tutum erken çocuklukta, bulumia
ergenlik öncesi
9- Boşaltım sistemi bozuklukları
10-Okuldan kaçmalar ve okul başarısızlığı
11-Çevredekilerin ve ailenin söyledikleri:
“Hiçbir zaman memnun olmuyor”, “hiçbir zaman aynı fikirde
değil”
“Kötü bir çocuk”
“Hiçbir zaman onu memnun edemiyoruz (ailenin hissettiği
güçsüzlük duygusu)”
12- Kolay hayal kırıklığına uğrama, korkular, aşırı
tepkisellik (şiddetli öfke nöbetleri gibi)
Okulda ya da evde çok problem çıkaran çocuklar, depresyon
geçiriyor olabilirler. Ergenlik döneminde, alkol ya da uyuşturucu kullanımı söz
konusu olabilir.
Yukarıda sıraladığım maddeler, çocuğunuzda görülüyor
olabilir. Hemen paniğe kapılmayın. Çocuğunuzu gözleyin. Çocuğa depresyon tanısı
konabilmesi için bu belirtilerden en az 5’inin ve en az 2 hafta süreyle devam
etmesi gerekir.
Çocuklar, memnun olmadıklarında, korktuklarında ya da
kendilerini kötü hissettiklerinde ağlarlar. Yetişkinler, bu durumda, çocuğu
oyalayarak, dikkatini başka yöne çekerek, bu duyguların geçeceğini düşünürler.
Ancak altta yatan problem yok olmaz ve çocukların yaşadıkları çatışmayı (ya da
karmaşayı) çözerken yardıma duydukları ihtiyaç devam eder. Onları dinleyecek ve
içinde bulundukları durumu anlayacak birilerine ihtiyaçları vardır. Çocuğun
çevresindeki yetişkinler, çocuktaki alışılmadık tutumlara karşı dikkatli olmak
zorundadırlar.
ERGENLİK
ERGEN-EBEVEYN İLİŞKİSİ
“Bu
günlerinizin kıymetini bilin. Ergenlik çok zor. Büsbütün
ayrı bir şey”.
Arkadaşlar ve
diğer ailelerden gelen bu tip uyarılar çocukları ergenlik çağına gelmiş
ailelerin cesaretini kırabilir.
Ancak bu
dönemde aile ortamı bir savaş tarlasına dönüşmek zorunda değildir. Ergenler ve
aileleri eğer ebeveynler bu döneme iyi hazırlanmışlarsa, ”düşünme” ve “hareket
etme” tarzlarını değiştirmeye isteklilerse bir arada uyum içinde
yaşayabilirler.
Ergenler:
Mitler ve gerçekler
“Ergen” kelimesini
duyduğunuzda aklınıza hangi diğer kelimeler geliyor?”. Asi”, “esrarengiz”,
“somurtkan”, “egosantrik” ergenlerle ilgili birçok yayında kullanılan terimler.
Ancak bu
nitelemeler gerçekten ergenleri tanımlıyor mu? Ergenler ve ailelerin problem
yaşamaları kaçınılmaz mı? Her zaman değil. Konuyla ilgili birçok araştırma,
ailelerin ergenlerle ilgili ciddi problemler yaşamadığını göstermektedir. Tam
tersine onlarla uyum içinde yaşamakta ve kabul edilebilir kurallar, sınırlar
koyarak onların özgürlüğe geçiş sürecini cesaretlendirmektedirler.
Çoğu zaman
“ergen” terimi olumsuz bir sürecin ifadesi olarak yorumlanmakta ve gençlere
ağır bir yük yüklemektedir. Ergenler farklı bir “tür” değildirler; aileleri
gibi bireydirler. Değişen dünya koşullarında aileleri gibi birçok problemle
karşı karşıya kalabilirler.
Niçin ergenler
bu kadar zordur?
Zaman zaman ergenler “şok edici” tarzda davranırlar. Kendilerini
çevreleyen dünyayı anlamaya çalışan ergenler, olumsuz olarak
nitelendirilebilecek bazı davranış ve tutumları normal kabul etmektedirler.
Ergenler
ailelerine onlardan ayrı bir kimlikleri olduğunu anlatabilmek için birçok yolu
denerler: “Senin gibi değilim, ben benim ve bunu sana kanıtlayacağım”.
Tuhaf giysiler,
değişik saç stilleri, dağınık odalar, kuvvetli müzik, ergenlerin kişiliklerini
ifade etme biçimleridir. Bu tip tutumları, otoriteye karşı bir meydan okuma
olarak düşünebiliriz.
Ebeveynler,
ergenlerin karşı çıkışlarının önemli bir psikolojik ihtiyaca cevap verdiğini
unutmamalıdırlar. Ergenlerin bazı zevk ve alışkanlıkları rahatsız edici olsa
bile olabildiğince göz yummak ve ergenin gelişebilmesi için hoşgörülü olmak
gerekir. Ebeveynlerin enerjilerini gerçekten yıkıcı tutumlar üzerine
yoğunlaştırmamaları daha gerçekçi olacaktır.
Ergenlerin
ruhsal durumu, bir günden bir güne hatta saatten saate göre bile değişir; son
derece neşeliyken bir hiç için sessizliğe gömülebilirler. Bu tip tutumlar hormonal değişikliklere bağlıdır ve ebeveynler için
rahatsız edici olabilirler, özellikle onlara yaklaşma çabaları da
reddedildiğinde. Bu tip tutumların sürekli olmaması için ebeveynlerin mümkün
olabildiğince ergenleri anlamaya çalışmaları ve tutumların kendilerine yönelik
olmadığını bilmeleri gerekir.
Ergenler
genellikle kendileriyle, kendi görünüşleriyle meşguldürler. Çevrelerindeki
herkesin gözlerinin kendi üzerlerinde olduğuna inanırlar. Saatler boyu aynanın
önünde kalabilirler. Bu egosantrik tutum, başkalarına saygıda kusur etmek değil
ama psikolojik olarak kendini koruma tutumudur. Ergenlerin çok kırılgan egoları
vardır. Ebeveynler ergenlere görünüşleri ile ilgili “ölçülü” ve “aralıklı”
fikirler vererek onların kendilerini meşgul edecek uğraşlar bulma konusunda
cesaretlendirerek yardım edebilirler (bir sanat koluyla ya da sporla uğraşmak).
Ergenler
güvensizliklerini “saldırı” ile örtmeye çalışırlar. Bu, onların en önemli
savunmasıdır; yüksek sesle konuşurlar, birbirlerini iterler, çok hızlı hareket
ederler, kurallara meydan okurlar. Arkadaş grubu içinde disiplinsizdirler. Evde
ebeveynlerine “cevap verirler”. Karşı koyma ve itiraz, kimliklerini oturtma
biçimleridir. Hayatlarının bu döneminde ergenlerin, “soğukkanlılıklarını”
koruyabilmeyi başaran ebeveynlere ihtiyaçları vardır.
Ergenler,
ebeveynlerini başka bir çağa ait olmakla suçlarlar. Ebeveynlerinin giyimine ve
davranışlarına karşı çok hassastırlar; özellikle arkadaşları yanında. Aileler
örneğin; çocukları okula uzak bir yerde arabadan inmek istediğinde hoşnutsuz
hissetmemelidir. Ergenler sadece bağımlı olarak görülmekten
hoşlanmamaktadırlar. Ergenlerin ne yaşadığını anlayan ebeveynler hoşnutsuz olma
yerine duruma gülüp geçebilecek ya da onları anlayışla karşılayabilecektir.
Ergenler
ailelerinden ne bekliyor?
Ergenlerle
yaşam, her zaman tozpembe değildir. Onların tutumlarını anlayabilmek için ciddi
bir çabaya ihtiyaç vardır. Aileler, özellikle agresif
tutumları kabul edilebilir bir seviyede tutmaya özen göstermelidirler.
Eğer
ebeveynler, soğukkanlılıklarını kaybeder ve ümitsizliğe kapılırlarsa işleri
zorlaşır. Anne ve babalar evde kabul edilen ve kabul edilemeyen tutumları
oturtarak ergenlere yardımcı olabilirler. Sizin için hangi tutumların öncelikli
olduğuna karar verin ve enerjinizi gerçekten önemli tutumlara kurallar koymak
için harcayın. Diğerleri için de dert edinmemeye çalışın yoksa ilişkinizde
çatışmalar çoğalabilir.
Atmosferi
hafifletmek için birçok yol vardır:
Meşguliyetlerinizi çocuklarınıza bildirin. Ergenlerin anlaşılmaz
tutumlarına karşı sağlam ve kararlı durabilecek ebeveynlere ihtiyacı vardır.
Ebeveynlerin tepkileri, yargılamadan çok gözlem ya da fikir şeklinde olmalıdır.
Ergenlerin bocalamalarına karşın ebeveynler iyimser davranarak ve onları
yatıştırarak model oluşturmalıdırlar.
Çocuğunuza her
zaman bir ilgi alanı bulun. Bu ilgi alanına karşı ilgili olun. Çocuğunuz size
güvenmediğinde sırlarını paylaşmak üzere saatlerce telefonda konuştuğunda
kırılmayın. Gizlilik ihtiyacına saygılı olun. Özeline çok fazla müdahale
etmeyin.
Çocuğunuzu
dinleyin. Ergenlerin kendileriyle dalga geçecek kadar gelişmiş özgüvenleri
yoktur. Alaylara, küçük takılmalara olumsuz tepki verebilirler.
Sözleriniz
kadar jestlerinizle de gönderdiğiniz mesajların farkında olun. Çocuğunuzun
tutumu karşısında duyduğunuz kaygı, onun tarafından onaylanmama ya da
güvensizlik olarak yorumlanabilir. Ergenler bu tutuma karşı çok hassastırlar.
Olumsuz mesajlar ergende düşmanlığa, kayıtsızlığa, kendi içine çekilmeye neden
olabilir. Bir eleştirinin yapıcı olabilmesi için kişinin direk kendisine değil
ama tutumuna ya da olaya yönelik olması gerekmektedir. Mümkün olduğunca bir
problemi çözmek için olumlu yöntemler bulun: “Böyle olmuyor. Başka bir şey
bulalım”.
Bu dönemin iyi
noktalarının altını çizin. Ergenlerin kendilerine güvenlerini geliştirmeleri ve
özerklik kazanabilmeleri için ailelerine ihtiyaçları vardır. Aileler,
çocuklarının çabalarını desteklemeli ve gerçekleştirdiklerini alkışlamalıdır.
Ergenler, ailelerinin onların etrafında pervane olmasını istemezler. Ancak
gerektiğinde ya da istediklerinde yararlanabileceklerini bilmek isterler.
Ebeveynlerin iyimserliğinin hatırı sayılır olumlu etkisi vardır.
Beklentilerinizi açıkça ortaya koyun. Her ne kadar ergenler kısıtlama ve
kurallardan hoşlanmasalar da ailelerin neyi kabul edip etmediğini bildiklerinde
kendilerini güvende hissederler. Eğer ebeveynler, beklentilerini kararlılık ve
açıklıkla anlatabilirlerse birçok çatışmanın önüne geçilebilir.
Onları
sevdiğinizi gösterin, her ne kadar bazen bu dönemde bunu göstermek zor olsa bile.
Ergenler ne kendilerine ne de ailelerine karşı sevecendirler. Herkesin içinde
sarılmaktan ya da sevgi gösterilerinden hoşlanmazlar ancak her zaman aileleri
için özel bir kişi olmak isterler. Çocuklar, aileleri tarafından koşulsuz
olarak sevilmek ihtiyacındadırlar ve bu duygu ne olursa olsun onları ayakta
tutacaktır.
Bu dönemde aile
yaşantınız sürekli olumsuz etkileniyorsa çocuğunuz başa çıkamayacağınızı
düşündüğünüz sorunlar yaratıyorsa sürekli endişe halindeyseniz başka ailelerle
konuşup onların fikrini ve desteğini alabilirsiniz. Konu ile ilgili
dokümanlardan yararlanarak bu dönem ile ilgili bilgilenebilirsiniz. Konunun
uzmanlarına erişip onlardan yardım alabilirsiniz.
Figen Nas
Sağlam
Psikolog