04 Kasım 2007 Pazar
TELEVİZYONUN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
TV’nin çocukların hayatında yadsınamaz bir
etkisi vardır. Çocukların, haftada ortalama 18 saatlerini TV karşısında
geçirdikleri bildirilmektedir,(Kanada’da yapılan bir istatistik,2000).
TV’nin bu etkisi birçok faktöre göre değişmektedir:
TV karşısında geçirilen süre, yaş, kişilik, TV’nin yalnız mı ebeveynlerle mi
birlikte seyredildiği, seyredilen materyalle ilgili ebeveynlerle fikir
alışverişinde bulunup bulunmama gibi.
TV’nin muhtemel olumsuz etkilerini en aza
indirgemek için bu sihirli kutunun çocuklar üzerindeki etkisini anlamamız
gerekmektedir.
ŞİDDET
Birçok araştırma, şiddet mesajları ile
dolu içeriğin çocuk ve gençleri olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır.
Şiddet mesajları veren içerikle karşılaşan
çocuğun vermesi muhtemel üç tepki çeşidinden söz edebiliriz:
_ Korku davranışında artma: Çocuklar,
özellikle kız çocukları, TV’de şiddetin kurbanı olarak gösterilmektedir. Bu durum,
onları, dış dünyaya karşı daha korkak(daha çekingen)bir tutum takınmaya
yönlendirebilir.
_ Şiddete karşı duyarsızlaşma: Bazı çizgi filmler,
en çok şiddet öğesi içeren programlar arasındadır. Şiddet, eğlenceli ve komik
bir tarzda sunulmakta ve sonuçları hakkında çok az açıklama yapılmaktadır.
_ Saldırgan tutumun artması
TV’NİN ÇOCUĞUN GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
TV, çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimi
için gerekli olan aktivitelerin yapılmasını engelliyorsa,zararlıdır.Çocuğun boş
zamanları oyun oynamaya,okumaya,doğa ile haşır neşir
olmaya,bir müzik aleti çalmaya,spor yapmaya vs. ayrılmalıdır.
TV seyretmek, pasif bir iştir ve çocukta obezite problemini körükleyen en önemli etkenlerdendir.
Kanada’da yapılan bir araştırmaya göre;7-12 yaş arası
her 4 çocuktan birinde obezite görülmektedir.
Genellikle, gerek çocuklar gerekse
yetişkinlerin eli bir türlü TV’yi kapatmaya uzanmaz. Araştırmalara göre; TV izleyicileri,
TV’yi açtıklarında yatıştırıcı bir etki hissederler; ancak, bu etki, uzun
süreli değildir ve TV açıldığında biter. Ayrıca, obeziteyi körükleyen etkisi de
son derece önemlidir. Bunu, genellikle, düşük kaliteli(sağlıksız)yiyeceklerin promosyonunu yaparak sağlar. Kanada Pediatri Derneği’ne göre;
promosyonu yapılan ürünlerin çoğu,fast
food yiyecekler ve şekerleme tipi
yiyeceklerdir.Sağlıklı yiyecek mesajları,reklamların sadece % 4’ünü
oluşturmaktadır.
Cinsel İçerik
Günümüzde çocuklar, cinsel öğe bulunan bir çok mesajla karşı karşıya kalmaktadırlar,(TV, dergiler,
reklâmlar, müzik, sinema ve internet).TV, cinsellikle ilgili tutumun
sorumlulukları ve tehlikeleri hakkında çocuk ve gençleri eğiten önemli bir araç
olabilir. A.B.D. de,”Kaiser Family
Foundation” adlı bir kuruluşun yaptığı araştırmaya göre;
prime time da yayınlanan 4 programdan 3’ü cinsel içerikli mesajlar vermektedir.
Durum komedilerinin % 84’ü cinsel içeriklidir. Ancak,10 programdan birisinde,
cinselliğe bağlı tehlike ve sorumluluklardan söz edilmektedir.
TV’NİN OLUMLU YÖNLERİ
TV, modern dünyanın sınırları
belirlenemeyen önemli bir fenomenidir; boş vakitlerimizi,
bilgimizi ve kültürümüzü etkiler ve bizi, aktüalite, meteoroloji, spor ve müzik
vs. hakkında bilgilendirir.
Sayıları oldukça fazla olan kanallar,”kaliteli” programlar sundukları
gibi daha az kaliteli programlar da sunmaktadırlar. TV’nin bu kadar hayatımıza
girdiği(hatta egemen olduğu)bir ortamda, ailelerin “kaliteli” programları
seçmesi ve mümkünse tüm ailenin beraber TV izlemesi önemlidir.
TV’nin birçok olumlu yönü de vardır:
TV, tüm aile bireylerinin birlikte
vakit geçirmesi için bir olanaktır.
Aileler, TV’yi çocuklarını okumaya
yönlendirmek için katalizör olarak kullanabilirler; seyrettikleri program ile
ilgili materyel, kitaplar aracılığıyla derinleştirilebilir.
Kaliteli programlar, çocuklara
bazı önemli değerleri aşılayabilirler ve hayat dersi verebilirler.
Eğitici programlar, küçük
çocukların sosyalleşmesine ve öğrenme yeteneklerinin gelişmesine yardımcı
olabilir.
TV programları(örn; tartışma
programlarında bir konunun detaylı olarak tartışılması, teze karşı antitezi
savunan konuşmacıların varlığı) ebeveyn, çocuk arasında yaşanabilecek muhtemel
çatışmaların çözümüne yardımcı olur.
Haberler ve tarihle ilgili programlar,
çocukların başka halkları ve kültürlerini daha iyi tanımasına yol açar.
Belgesel programlar, çocuğun
dünyayı ve toplumu daha iyi anlamlandırmasını sağlayacak eleştiri yeteneğinin
gelişmesine neden olur.
Kültürel programlar, gençlere müziğin
ve diğer tüm sanatların kapılarını açar.
KALİTELİ
PROGRAMLAR NASIL SEÇİLİR?
Şu soruları sormak yerinde olur:
Programın, çocuğumun fiziksel ve
zihinsel gelişimine bir katkısı var mıdır? TV, pasif bir aktivite olmak zorunda
değildir. Çocuğun kendi kendine sorgulamasına, merakının kamçılanmasına neden
olmalıdır.
Bu programa saygım var mı? Aileler,
çocuklara yönelik tüm yayınları sevmek zorunda değildirler. Ancak, bu
programların çocukların gelişim aşamalarını anladığını ve bunlara saygı ve özen
göstererek hazırlandığından emin olmaları gerekir.
Çocuğum bu programda kendini
buluyor mu?
Bu programın yapımcıları çocuğumu
nasıl algılıyorlar? Bazı yapımcılar, çocukları satın almaları gereken
tüketiciler olarak değerlendirmektedirler. Bazı programlarda ise amaç,
çocukları kendi görüşleri doğrultusunda eğiterek ileride “kendi saflarına” katılmalarını
sağlamak olabilir.
2-5 YAŞ ARASI ÇOCUKLAR
Bu yaşlar arasındaki çocukların TV izlemek
yerine vakitlerini oyunlara ve sosyalleşmeye ayırmaları yerinde olur. Kanadalı
Pediatristler, bu yaşlar arasındaki çocukların günde sadece 1 saat TV
izlemelerini salık verirler. Amerikan Pediatri Akademisi ise,2 yaş altı
çocukların hiç TV seyretmemesini önerir.Bu yaş
çocukları,şiddet sahneleri bulunan programları izledikten sonra saldırgan
tutumlar kazanmaya daha eğilimli oldukları için ailelerin bu tür
programları,özellikle çizgi filmleri sınırlandırması gerekir.Bu yaş grubuna
hitap eden kaliteli programlar da vardır.Çocuklar,bir programı defalarca
seyretmeyi sevdikleri için sevdikleri programları kasete alabilirsiniz.
6-11 YAŞ ARASI ÇOCUKLAR
Okuma ve ödevlere harcanan zamanı
kısıtlamaması açısından bu yaş çocuğunun TV seyretmesi kontrol edilmelidir.
Araştırmalar, çocuğun günde 1-2 saat TV seyretmesinin
okul başarısını, özellikle, okuma konusundaki verimini dikkate değer bir
biçimde olumsuz etkilediğini göstermektedir,(Kanada Pediatri Derneği,1999).
Bu yaş çocukları için kaliteli programlar azdır;
o nedenle, ya çizgi filmleri yada yetişkinlere yönelik
programları izlerler. Aileler, bu yaş grubuna yönelik kaliteli programları(doğa
ile ilgili programlar, durum komedileri gibi)aramak zorundadırlar. Bu yaş çocukları,
okul öncesi yaştaki çocuklar gibi çizgi filmleri sever ve oradaki kahramanlarla
özdeşleşirler. Bu tip programların “saldırganlık” yönü asgariye indirilmeli ve
“hayali” yönü olduğu vurgulanmalıdır.
“BUNU BANA SATIN AL” SENDROMU
Aileler, çocuklarını markete ya da oyuncak
mağazasına götürdüklerinde TV’nin ticari etkisiyle baş etmek zorundadırlar.
Çocuklar için bazı programlar, ürünlerin promosyonunu
yapan reklâmsal mesajlarla doludur. Eğer çocuğunuz küçükse, sadece eğitim
programlarını veya reklâmsız kanalları izlemesine izin vererek “bunu bana satın
al” sendromunun etkilerini azaltabilirsiniz.
ÜRKÜTEN İÇERİKLER
Çocuklar, gerçek ile hayali arasında
ayırım yapmakta zorlanırlar. O halde aileler, çocuklarını şiddet içeren veya
ürküten içeriklerden korumak zorundadırlar. Araştırmalar, çocukların korku
uyandıran medyatik imajlar karşısında korunmak(destek olunmak)istediklerini
ortaya koymaktadır.2000 yılında, Ryerson Üniversitesinde yapılan bir
araştırmada,2-12 yaş arası 900 çocuğa bazı Web siteleri,
video oyunları ve TV programlarından korunmak isteyip istemedikleri sorulmuştur.
Yarıdan fazlası(% 64),bu soruya evet cevabı vermiştir.
Joanne Cantor,”Mommy,I’m Scared(Anne,korkuyorum)”
adlı kitabında,çocukları korkutan figürleri yaşlarına göre şöyle açıklamaktadır:
2-7 yaş arası:
Yırtıcı hayvanlar, canavarlar,
biçimsiz veya bir organı kopmuş, eksik kişilikler,
Fiziksel değişimler, örn; normal
bir kişiliğin biçimsiz bir hale dönüşmesi,
Anne ya da babanın ölümünü, kötü
davranışı bir çocuğa hikâye eden konular,
Doğal felaketler.
7-12 yaş arası:
Daha gerçekçi tehlikeler ya da tehditler,
özellikle çocuğu etkileyebilecek olaylar,
Şiddet ya da şiddet tehdidi,
ERGENLER ÜZERİNDE
TV’NİN ETKİSİ
TV seyretme oranı, ergenlerde başka
şeylerle(internet, kişilerarası ilişkilerin artması, müzik, okul ödevleri vs.)
vakit geçirmeye başladıkları için azalmaktadır. Buna rağmen aileler, gene de
ergenlerin seyrettikleri programlardan haberdar olmalıdırlar.
TV, gençlerin cinsellikle ilgili bilgi
edinebilecekleri önemli bir kaynaktır.1997’de “Kaiser
Family Foundation”
tarafından yapılmış bir araştırma,13-15 yaş arası
Amerikalı gençlerin % 61’i TV’yi cinsellik ve cinsel sağlık konularında en
önemli bilgi kaynağı olarak gördüklerini belirtmektedir. Bu sonuç, ebeveynleri meraklandırmalıdır,
çünkü; TV programlarının üçte ikisinde cinsel içerik vardır,
ancak, sadece 10 programdan birinde cinsellik ve cinsel sağlıkla ilgili
bilgilendirme(cinsel ilişkinin sonuçları, korunma yolları gibi)vardır.
Bir dergide(Rolling Stone) yer alan bir yazıda,
gençlere programlar kanalıyla şu mesajların verildiğinden bahsedilir:
Hepsi seksidir.
Hepsi,”beyaz” ırktandır.
Aileleri yok gibidir.
Okula gitmeye ihtiyaçları yoktur.
Gerçekle hiç örtüşmeyen bir
dünyada yaşarlar.
Ergenliğin ilk yılları benlik bilincinin
gelişiminde son derece önemli ve belirleyicidir. Gençler TV’den gelen,
gerçekdışı “güzellik” ve ”incelik” mesajlarıyla adeta topa tutulmaktadırlar.
Gençlerin bu mesajların çoğunun “gerçekdışı” ve “ulaşılamaz” olduğunu
anlamaları çok önemlidir.
Eğer şunları yaparsanız, TV’nin olumsuz
etkilerini azaltabilirsiniz:
Eğer izin verirlerse, tercih
ettikleri programları zaman zaman beraberce izleyin.
TV’yi, cinsellik, AİDS, sigara,
alkol, uyuşturucu gibi konulara dalmak için tramplen olarak kullanın.
Size göre kınanması gereken
görüntüler ya da sahneleri onlarla konuşun ve fikirlerini alın.
TV’de gördüklerini analiz etmesi
ve sorgulaması yönünde cesaretlendirin.
Onları daha kaliteli bir seçim
yapmaya yönlendirin: bilimsel programlar, belgeseller, haberler.
ÇOCUKLARLA TV’DEN
KONUŞMAK
TV, çocuklarımıza çok kuvvetli ve etkili
mesajlar göndermekte. Onları, TV’nin olumsuz etkilerinden korumanın en iyi
yollarından birisi, TV’de gördüklerini eleştirebilme yeteneği kazandırabilmektir.
Çocuklarınıza TV’nin “gerçeğin
yeniden yapılandırılması”ndan başka bir şey olmadığını anlatın:
Onlara, TV’de
seyrettiklerinin(belgesel ve haberlerin bile) yönetmenler, aktör ve aktrisler,
kameramanlar, prodüktörler vs. tarafından yapılandırılan
bir gerçek olduğunu anlatın. Bu kişiler, kendi bakış açılarını, önyargılarını,
ticari kaygılarını yansıtabilirler.
TV’de gösterilmeyen her şeyin(insanlar,
kültürler, hayat tarzları) de aynı derecede önemli olduğunu anlatın.
Çocuklarınıza hangi bakış açıları
veya değer yargılarının sıklıkla vurgulanmadığını sorun,(örn; erkeklerin,
sosyetenin yada orta sınıfın gibi).Hangi kesim yada
kesimlerin fikirlerine sessiz kalınmaktadır? Niçin?
TV’de yer alan kişiliklerin gerçekliğini tartışın:
— TV’deki kişiler, gerçek
hayattakilere benziyorlar mı? Aradaki farklar nelerdir?
— Çocuklarınız, TV’de gösterilen
değişik hayat tarzları karşısında neler hissediyorlar? Onlara imreniyorlar mı?
Kendi hayat tarzlarından memnunlar mı?
— TV’de gördükleri kişilere
benzemek istiyorlar mı?
— Yaşı küçük olan çocuklarınızla
“hayali” dünyaları ve hayal ile gerçek arasındaki farkı tartışın.
TV’deki şiddet üzerine tartışın:
— TV’de şahit oldukları farklı
tipteki şiddeti konuşun: sözel(çığlık, küfür, alay gibi) ve fiziksel(gözünü korkutma,
sertlik, vurmalar, bıçakla ya da silahla yaralama, öldürme)
— Sevdikleri programlardaki
şiddeti tartışın. Niye şiddet var? Bu anlatılan konunun bir parçası mı? Bu
şiddeti korkutucu mu yoksa heyecanlandırıcı mı buluyor? Niçin?
— TV’deki insanlar, çatışmalarını
nasıl çözüyorlar? Uygun bir yöntemle mi? Gerçek hayatta çatışmaları çözmek için
daha etkili yollar var mı?
— Şiddetin gerçek sonuçları nelerdir?
Bunlar, neden bazen TV’de gösterilmez?
“Streotipi”leri (tekrarlayan
davranışları) açıklayınız ve onlar hakkında konuşunuz:
— TV’de çocuk ve gençlere ait stereotipi
görüntüleri tartışınız. Kendilerine ait(atfedilen) imajlardan yola çıkarak “stereotipi”
kavramını daha iyi anlayabilirler.
- Erkeklere, kadınlara, çocuklara,
etnik gruplara, özürlü kişilere vs. mal edilen stereotipilerle ilgili örnekler veriniz.İzledikleri programlarda bu stereotipilerin bulunup
bulunmadığını sorunuz.
Çocuklarınıza TV’nin ticaret aracı
olduğunu anlatınız:
— TV endüstrisinin nasıl
işlediğini anlatın,(örn; prodüktörler, hazırladıkları
programları kanallara satarlar gibi).
— Reklâmın sadece satın almaya
karşı cesaretlendirmekle kalmadığını, aynı zamanda, bize satın almayı
öğrettiğini anlatın. Gerçekte reklâmlar, neyi satıyor? Bir ürün mü? Bir duygu
mu yoksa bir hayat tarzını mı?
— Çocuklarınıza, reklâmların her
söylediğine inanıp inanmadıklarını sorun.
BİR TAVSİYE: Çocuklarınızın en çok
beğendiği ve izlediği programları çok fazla eleştirmeyin. Bakış açısı
geliştirmek veya sorgulamasına olanak tanımak amacıyla onların daha az seyrettikleri
programlardan yararlanın.
BİR TAVSİYE: TV’de seyrettiğiniz
her şeyi yorumlamayın, analiz etmeyin. Çocuklarınız sizinle TV izlemenin uzun
ve can sıkıcı bir vaaz vermeye dönüştüğünü hissederlerse, hiç eğlenmezler.
L’influence de la television sur les enfants,Reseau Education-Medias
Çeviri: Figen Nas
Sağlam
Psikolog