Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA

 

 

OĞULLAR VE SEVGİLİLER

 

Bu yazımızda D.H.Lawrance (İngiliz yazar 1886-1930) Oğullar ve Sevgililer kitabını irdeleyerek bilinçdışı süreçleri ve insan psikolojisini anlamaya çalışacağız.

Bunu direkt toplumumuzda göz önünde olan kişileri veya aramızdan birilerini ele alıp yapabilseydik daha ilginç bir yazı olurdu sanırım. Ama böyle bir analizi yapmak uygun değildir. Çünkü analiz halkın günlük dilinin dışında sıra dışı bir dildir. Başka bir hakikatler dünyasıdır. Henüz pek çok kimse bu dünyanın dilini ve sembolik anlatımını gerginlik duymadan dinleyemez. Dolayısıyla analiz yapılan kişi direkt kendisi ile ilgili analitik yaşantıların açıkça konuşulmasından rahatsızlık duyabilir. Ama bir şekilde bizler de bildiklerimizi ve bulguladığımız şeyleri sizlerle paylaşmak isteriz. Çalışmamıza güçlü bir anlam katan şey de bu paylaşımdır zaten.

İşte bu noktada edebiyat ve sanat dünyası bizi bu sıkıntıdan kurtaracak, üzerinde konuşabileceğimiz malzemeyi bize verir.

 

Oğullar ve Sevgililer kitabında anlatılan aile yapısı aslında bizim toplumumuzda var olan pek çok aile yapısı ile aşağı yukarı aynı özellikleri taşıyor diye düşünüyoruz.

İsterseniz önce romanın kısa bir özetini öğrenelim, sonra analizimizi yapmaya çalışırız.

 

Maden işçisi Morel, okumuş Gertrude ile evlenir. Morel cahil bir adamdır, ama iyi dans eder ve esprilidir.

Madencinin yumuşak entelektüel olmayan mizah anlayışı Gertrude’un hoşuna gitmiştir. Gertrude’un babası da mizahtan hoşlanan bir adamdır. Ama Gertrude’un babasının mizah anlayışı daha entelektüel ve daha alaycıdır. Gertrude daha önce pek dans etmemiştir. Morel ise dans etmekten hoşlanır.

Evlenirler.

Gertrude Morel ile evlendikten sonra hayal kırıklıkları yaşamaya başlar.

Örneğin, Gertrude oturdukları evin Morel’in evi olduğunu sanıyordur. Ama daha sonra öyle olmadığını anlar.

Gertrude ve Morel in dört tane çocukları olur. İkinci çocuk kız diğer çocuklar erkektir.

Gertrude birinci çocukları doğduktan sonra Morel hakkında şöyle düşünmeye başlar;

 

“Bütün o gösterişi boştu, içi koftu onun”

 

Karı ve koca arasında bir savaş başlar.

 

Morel çocuğuna karşı sert davranıyordu. Çocuk azıcık bağırdı mı ona vururdu.”

“Adam ve kadın arasında gerginlik olmaya başladı.”

 

“Bu gerginliklerin sonunda adam bıraktığı ve tövbe ettiği alkole yeniden başladı. Bu kavgalar Morel’in meyhaneye gitmesiyle sonlanıyordu.”

 

Morel alkol aldığı zamanlar Bayan Morel onu eleştirir. Morel de bazen karısını döver.

Morel ailesi kıt kanaat geçinir.

Büyük oğulları William’ın çalışmaya başlaması ile, ailenin ekonomik durumu biraz düzelir.

Daha sonra William Londra’da başka bir iş bulur.

William Londra’da çingenem dediği bir kıza aşık olur. Ailesine yardım etmekten vazgeçer. Bütün parasını çingene için harcar. Annesi ile çingene arasında bir gerilim olur. Çingene sanki babasına daha yakındır.

William yakalandığı bir enfeksiyon hastalığı sonucu Londra’da ölür. Bayan Morel hayata küser. Bayan Morel’in ikinci oğlu Paul’ü kaybetme olasılığı olduğunda hayata geri dönmeye “karar verir”. Paul zatürreeye yakalanmıştır.

Paul annesinin sevgisi ile hayata dönmüştür.

Paul çelimsiz, çok okuyan, ince ruhlu biridir. En hoşlandığı şeylerden biri resim yapmaktır.

 

 

Romandaki en önemli özellik Bay ve Bayan Morel arasındaki karşıtlık ve gerilimdir.  Anne ve çocuk dünyası ile baba-erkek dünyası yapısal, kalıcı bir karşıtlık içerir.

Baba zaman zaman düşman gibidir. Zaman zaman çocukların ve annenin babaya sevgisi anlatılarak roman çok gerçekçi bir boyut kazanır.

 

Sorulması gereken ilk önemli soru, Gertrude bu kadar nefret edeceği bir adamı neden kendine koca olarak seçmiştir?

Bu soruyu aslında pek çok insana sorabilirsiniz. Size şöyle yanıtlar vereceklerdir: onu tanıyamamışım, bildiğim, anladığım gibi biri değilmiş, sonradan değişti vs vs.

Aslında bu cevaplarda insanın kendi derin gerçeğinden kaçışını ve hayat karşısında daha zayıf bir psikolojik pozisyonu yeğleyişini görürsünüz.

Seçimlerimizi bizler çok çok iyi yapıyoruz aslında. Son derece karmaşık bir seçim sistemimiz var.

Öyleyse neden Gertrude veya pek çok insan zehir gibi çatışmalı ilişkiler yaşıyorlar?

 

Bunun cevabı ruhumuzun derinliklerinde kendi içimizde saklı.

Gertrude zaten babası ile yaşadığı çatışmayı kendi ilişkisine taşımıştır. Babası gibi mizahi yönü olan ama babası gibi alaycı olmayan birini seçmek istemektedir. Belli ki Gertrude nin okumuş babasına duyduğu duygusal ilginin yoğunluğu fazladır. Roman boyunca Gertrude nin güçlü bir şekilde erkek dünyası ile çatışma ve erkeklerle rekabet içinde olduğunu gözleriz.

 

Gertrude’un kocası ile ilişkisi de sadistik bir doyum temeline dayanır. Adam teselliyi başka kadınlarda değil de erkek arkadaşlarının sohbet ortamlarında, meyhanelerde arar.

 

Bir okuyucu bu durumu homoseksüel bir algılayış içinde değerlendirmiş:

Baba karakteri Morel , karısıyla artık vakit geçirmekten zevk almaz ve erkek arkadaşıyla tüm gününü beraber geçirir - yürüyüşe çıkar , şakalaşırlar ve yanlarına karılarını hiç almazlar , karısını görmek istemez…

(ChristianTroy    e-disco.net )

 

Paul ve annesi (Bayan Morel) lokantaya giderler. Garson kız oradaki erkek müşterilerle flört eder gibi şakalaşır ve garson kız öncelikle erkek müşterilere hizmet eder. Paul ve annesi kendilerini ezik hissederler. Erkek zevki sadist bir şekilde Bayan Morel’in ve Paul’un doyumunu engellemektedir. Doyumun alınacağı kanal garson kızdır. Yani bir kadındır. Ama kadın tercihini aç erkekten yana koymuştur.

 

Lokantadaki psikolojik kompozisyona benzer bir başka durum da şudur;

Bayan Morel çok beğendiği bir tabağı almak ister. Aslında parası yeterli değildir, ama karşılıklı bir çekişmeden sonra satıcı adam memnuniyetsiz bir şekilde tabağı satar. Daha sonra eve geldiğinde, Bayan Morel oğlu Paul ile dertleşerek aslında adamın mağdur olmadığını söyler. . “Bayan Morel ile çömlekçi arasında kan davası varmış gibidir.” “bana iyilik yap beleşe aldığın bu tabağa tükür” “bana bedavaya vermediniz bu tabağı”

Burada da erkek bir satıcı , yemek yenilecek bir tabak, oğlu Paul ve kendisi vardır. Yine beslenme (oral) ile ilgili bir doyum vardır.

Bayan Morel bütün parasını har vurup harman savurmuştur. Tabak için parası kalmamıştır. Buna rağmen tabağı alır. Aslında başka satıcılar ile keyif yapmış, çömlekçiye sıkıntı yaşatmıştır. Burada kadın dünyasından erkek dünyasına yönelen bir sadizm vardır.

 

Bu iki yaşantının ilginç yanı, birincisinde aldatan ve sadist erkek-garson kız imajı

İkincisinde ise aldatan ve sadist kadın imajının olmasıdır.

İki durumda da Paul de öykünün içindedir. Birincisinde lokantada mağdur olarak, ikincisinde de annesini teselli eden ve avutan biri olarak.

 

Bay Morel’in doyum kaynaklarından en önemlilerinden biri , yukarıda da belirttiğimiz gibi erkek arkadaşları ama belki bundan da önemlisi kendi bedenidir.

Örneğin içgüdüsel bir şekilde ve haz alarak yemek yemesini ailenin diğer bireyleri ile birlikte olmaya yeğler Bay Morel. Eşinin rakibi Bay Morel’in hem erkek arkadaşları, hem de otoerotizmidir (kendi içine kapanarak kendinden zevk almasıdır).

 

Romancının Bay Morel’in ilgi duyacağı bir kadın kahraman yaratmaması bana ilginç geldi. Bayan Morel’i süper kadın , rakipsiz kadın yapan bir pozisyonda tutmak istiyor belki romancı.

Ama buna karşı, Bayan Morel’in Bay Morel’i sembolik bir düzeyde de olsa aldatabileceği bir ilişki var. Bayan Morel bir papazla arkadaşlık yapmaktadır.

“ilk çaylarının daha yarısına gelmişlerdik ki, ağır madenci çizmelerin çıkardığı sesleri duydular. Bayan Morel, elinde olmadan Aman Tanrım! diye hafif bir çığlık attı. Papaz efendinin suratında da azıcık bir korku belirdi …”

 

Bayan Morel “süper” bir kadındır. Bay Morel ise ona rakip çıkarmak yerine kendi iç dünyasına otoerotik dünyasına çekilir. Oğullarının babası gibi değil de sanki ağabeysi gibidir. Eşine ulaşacak “erkeksilikten” yoksundur.

Annesi Paul’e şöyle söyler:

“Biliyorsun Paul benim hiçbir zaman hiç doğru dürüst bir kocam da olmadı sayılır.”

 

William çingenem dediği “kara kıza” aşık olur. Paul’un ilgi duyduğu Miriam’ın kara bukleleri vardır.Bay Morel’in oğulları William ve Paul’un sevgilisi olan kızların kara (siyah) özellikleri vurgulanır. Bay Morel kömür madencisidir. Üstü başı kara bir adamdır yani. Oğulların sevgililerine eril ve dişil bir anlam kazandırmış romancı. Yani tamamen demek istemiyorum, ama kısmen bu kızlar babayı da sembolize etmektedir.

Sadece siyah benzerliğine bakarak bu düşünceye varmadım. Zaten romancının kendisi bu ilişkiyi kurmuş ve okura hissettiriyor. Çingene kitap okumamıştır, Bay Morel de kitap okumamıştır. Çingene kendini düşünür- kendine yöneliktir (otoerotizm), Bay Morel de öncelikle kendini düşünür. Çingene dindar değildir, Bay Morel de dindar değildir. Bay Morel’in dindar olmaması Bayan Morel’i hep rahatsız etmiştir.

 

William ve Paul babalarına benzer sevgililer seçmişlerdir. Anne ve iki oğul, babalarına karşıtlık içinde bir psikolojik dünya, bir ideoloji oluşturmuşlardır. Hepsinin sevgilileri birbirine benzediği için bu ideolojik karşıt olma durumu hepsinin benimseyebildiği bir ortak ruh hali, ortak psikoloji oluşturur. Erkek veya kadın üçü de “aynı” insana aşık olmuşlardır. Bu aşk sadistik, mazohistik  bir özellik taşır. Aşık olunan kimse yani Bay Morel ve kızlar daha çok egolarıyla (benlik), anne ve oğullar da süperegolarıyla (üst benlik) hareket ediyor gibidirler.

 

William, ailede ilk sevgilisi olan çocuktur. Aileden, özellikle de daha güçlü bir bağının olduğu annesinden, uzaklaşmaya aday ilk çocuk. “Çingene karası” William’ı “kömür gibi” yakmıştır. Çingeneye yönelerek hem aile içindeki ideolojik karşı olma durumundan uzaklaşmış olur.Hem de aile bireylerinden. Bayan Morel ile William’ın kız arkadaşı arasında bir gerilim yaşanır. Bu ideolojik kavgadan, bir taraf yenilerek çıkacaktır. William ailesine yakın bir pozisyonda mı kalacaktır kız arkadaşına yakın bir pozisyonda mı? O ailesini aramaz olur ve ailesinin ihtiyaçlarına (para vs) kayıtsız kalır.

Bu durumun vicdani sonucu William’ın cezalandırılmasıdır. Zaten romanda da William ölür. Bayan Morel’in onu büyütmek için katlandığı acılara rağmen, William babası gibi sorumsuz davranmıştır.”Başka biri” için ailesini ihmal etmiştir (suç işlemiştir).

Öte yandan annesinin kömür madencisine “sahip olma” arzusu (ama bir türlü bunu başaramaması) sanki William’a miras olarak geçmiştir. O da çingeneye bir türlü “sahip olamaz”.

Aslında annesinin ve babasının bir türlü kuramadığı mutlu ve huzurlu bir aileyi, William kendisi kurmaya çalışır (Çocukların ideali anne ve babalarının yapamadıklarını başarmaktır. Bütün hayatlar bu ideal için harcanabilir!). Ama anne ve babasınınkine benzer sorunların daha ağırlarıyla karşılaşmıştır. Trajik bir sonla biter William’ın öyküsü.

Şimdi Paul’ün daha temkinli olması gerekmektir.

 

“Sevgililer” i babaya benzettik, ama onlar anneye de benzerler.

Miriam, eğitim görmemiştir ama Bayan Morel gibi çok kitap okur. Bayan Morel gibi Miriam da dindar bir insandır. Bay Morel ve Çingene gibi rahat, her istediğini yapmaya eğilimli biri değildir. Bayan Morel ve Miriam bazı insanlara tepeden bakarlar.

Ama işin ilginç yanı Bayan Morel kendisine benzeyen Miriam’dan hoşlanmaz.

 

Bir okuyucu romanı şöyle anlatmış:

Müthiş bir David Herbert Lawrence romanı. İki oğlundan birini kaybeden bir annenin geride kalan oğluna sıkıca bağlanmasını konu alan  ve onu her hangi biriyle paylaşmak istemeyen, bu doğrultuda gelişen olayları anlatan bir kitap.

 

Baş karakter olan Paul, roman boyunca dengesiz tavırlar sergilemekte, çünkü aslında onun ilk aşkı annesi. Bu yüzdendir ki  roman boyunca Paul; Mirriam ve Clara arasında gidip gelir ve annesiyle arasındaki hastalıklı ‘sevgi’ bağı onun bir çok kez tökezlemesine neden olur.

(pepino, 12.01.2007 birebir.net)

 

Pepino, Paul ve Bayan Morel arasındaki bilinçdışı aktarımı çok iyi anlatmış.

 

 

Morel’lerin üçüncü oğlu Arthur’un müstakbel eşi Beatrice’dir.

Paul, Miriam ve Beatrice birlikte evdedirler. Bayan Morel fırına koyduğu ekmeklere Paul’un bakmasını istemiştir. Ama Paul ekmeklere bakmamış, ekmekler yanmıştır. Paul, Beatrice ile şakalaşmıştır. Ortamda Mirim da vardır. Aslında burada kardeşinin müstakbel eşine karşı bir duygusal ilgi vardır.

Paul çocukken kız kardeşinin bebeğini yaktığı gibi ekmekleri de yakar. Annesinin kendine verdiği rolü oynamayı reddetmektedir. William gibi o da bir kızla ilgilenirken ailesinin ihtiyaçlarını gidermekle ilgili görevini (ekmeklere bakmak) ihmal eder.

 

Bilinçdışının dünyası içinde fırın rahmi sembolize edebilir. İçinde yanan ateş de libido ve ölümü. İçindeki ekmeği de insanın bir ürünü olarak ele alabiliriz

 

Paul kız kardeşi Annie’nin oyuncak bebeği üzerinde zıplıyor. Bebek kırılıyor. Bunu farkına varmadan yapıyor. Paul şöyle söylüyordu

“orada olduğunu söylemedin ki annesi!” (Bebeğin annesi derken kız kardeşi Annie’yi kastediyor)

Daha sonra Paul kız kardeşine “ölü” bebeği yakmayı önerir.

“Hantal taş bebek yanıp bitti. “

“Görünüşe göre Paul’un o bebekten bu derece nefret edişinin nedeni bebeği kendisinin kırmış olmasındandı.”

İki önemli noktayı vurgulamak istiyorum.

Birincisi bebek yanmıştır. Yani “kömür ” gibi olmuştur.

Ekmekler de yanıp “kömür” gibi olmuştur.

Bu iki “ürünün” yanması ve kömür gibi olması paralel bir bağlantı içeriyor sanki.

Biri Annie’nin bebeği, diğeri Bayan Morel’in ekmeği.

İkincisi “kömür gibi olmakla” Bay Morel’in kömür madencisi olması ve sevgili olan kızların siyah özelliklerinin vurgulanması arasında bir bağ olduğunu düşünüyorum.

Paul bebeği kendisi kırdığı için bebekten nefret ediyor. Burada Paul’deki (çok güçlü) suçluluk duygusu vurgulanıyor.

 

Paul bebeğe karşı saldırganca davranmıştır.

Ekmekleri yakmıştır.

Ailede Bay Morel çocukları ihmal etmiştir. Bayan Morel çocukları sahiplenmiştir.

Babası ve Paul çocuklara karşı saldırganlık konusunda benzer bir tutuma sahip olmuştur (bir soyutlama düzeyinde).

Çocuklara karşı saldırganca tutumun temelinde ne vardır.

Yoğun bir suçluluk duygusu ve cezalandırma davranışı!

Bu suçluluk duygusu nereden kaynaklanır. İşte bu soruyu sorarak insanın psikolojik dünyasının “nükleer çekirdeğine” yaklaşmaya başlıyoruz.

Bu düzeyden sonraki yorumlarımız, romanın bize verdiği malzemeye göre abartılı ve zayıf olacaktır.

Karşımızda canlı bir insan olmadığı için analiz ve yorumlarımızı bir düzeye kadar getirip bırakmak zorundayız.

 

Ama şu kadarını söyleyebiliriz:

Paul sevgilisinin yanında Beatrice’e  yakın davranmış, annesinin verdiği görevi ihmal etmiştir. Sınırları geçmeye yatkın biri gibi davranır. Bütün bunlar Paul’un suçlarıdır. Dolayısıyla Paul’un suçluluk duygusunu anlamak için ipucu olacaktır. 

 

Ekmek yakma olayından sonra Paul ve Bayan Morel tartışırlar. Bayan Morel’in kalbinde sıkışmalar olur. Bayan Morel’e göre Paul annesine yardımcı olmaz çünkü Miriam’dan başka kimseyi gözü görmez. Oysa Bayan Morel koca koca paketler taşımaktadır.

Şimdi Paul’un lokantada olduğu gibi erkekler dünyasına (baba dünyasına) karşı Bayan Morel’le ortak ittifakları çatırdamaktadır. Kendisi de babası gibi erkekler dünyasının içinde yer alan ve Bayan Morel’i yalnız bırakan bir erkek olarak Paul, eleştiri oklarının hedefi olmuştur.

Dr.Kubilay Boğoçlu

Psikiyatri Uzmanı

                                Temmuz 2007

Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA