Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA

 

 

Mükemmel bir dünya

11 Nisan 2010 Pazar

Ergenlik döneminde süper kahramanlarımız olur.

 

Süper kahramanlar bize kusursuz ve mükemmel bir dünyanın var olabileceğini gösterir.

 

Zagor Tenay, Çiko ile birlikte dünyanın kötülüklerine karşı savaşır. Baltası fallik bir semboldür. Baltanın gücü erkekliği sembolize eder. Çiko erkek çocuğun anneden ayrılıp erişkin olma sürecindeki geçiş dönemine uygun bir karakterdir. Tombul Çiko hem besleyici anneyi, hem de erkek olmaya çalışan ergeni temsil eden bir ara formdur. Sevimli, beceriksiz, iyi yürekli bir insandır. Orman ise ilk çocukluk çağımızı geçirdiğimiz yerdir.

 

Batman'in gizli kimliği milyarder sanayici, çapkın ve hayırsever olan Bruce Wayne'dir. Henüz çocukken ailesinin öldürülmesine şahit olan Wayne, pek çok alanda kendini eğittikten sonra yarasa temalı kostüm ve ekipmanları ile suça karşı savaşa başlar. Pek çok diğer süper-kahramanlar gibi süper güçleri yoktur, zekâsı ve dedektiflik yeteneğini, şirketi sayesinde bilim, teknoloji ve kişisel serveti ile destekleyerek savaşını sürdürür.” (tr.wikipedia.org)

 

Ergenlik döneminin bitiminde ailemizden ayrılmak zorunda kalırız. Bu ailemizden kopuş, ailenin sembolik anlamda ölümüdür. Artık tek başımıza yabancı bir dış dünyada var olmak zorunda kalırız. Batman bize bunu anlatır. Ergenlik dönemi yoğun suçluluk duyguları ile doludur. Zagor, Batman veya diğer süper kahramanlar, suça karşı savaşırken, aslında kendi içlerindeki yoğun suçluluk duygusuna karşı da bir savaşım verirler.

 

Truman Show

 

Truman Show filmi ergenlik dönemi ve erişkinlik dönemi arasındaki geçişi anlatan bir başka sanat yapıtıdır. Truman bir türlü “gerçek yaşama” giremez. Kendisi için oluşturulmuş sahte bir dünyada yaşamak zorundadır.

 

Truman Show’un yönetmeni bir kahraman yaratır. Kahraman Truman’dır. Bütün dünya Truman’ı izler. Yönetmen Truman Show izlendiği müddetçe önemli bir kişi olarak kalacaktır. Yönetmen, Tanrısal (tüm-güçlü) babayı sembolize eder. Truman ise özgürleşmeye çalışmaktadır. Truman özgürlüğüne yönetmenin tüm güçlülüğüne meydan okuyarak kavuşur. Bu meydan okuma aynı zamanda kendi tüm-güçlülüğünden vazgeçme anlamına da gelir. Bu narsistik vazgeçiş olgulaşmamızın zor aşamalarından biridir. 

 

Zagor, Batman, Teksas, Tommiks, Kızılmaske, gibi kahramanlar dünyanın mükemmel olması için savaşan süper kahramanlardır. Mükemmel bir dünya ideali, mükemmel bir süperego, tüm güçlü bir kendilik algısı bu kahramanlardaki ortak özelliktir. 

 

Truman Show’un kahramanı Truman ise “mükemmel bir dünyayı” (Stüdyo dünyasını) terk eder ve gerçek dünyaya geçiş yapar. Bu seçimi yaparak kendisini seyreden milyonlarca insana kendi hayatlarının (“gerçek hayatın”) değerli olduğu gösterir. Televizyonun sanal-boş dünyasını idealleştirmek bir hatadır.

 

Tüm-güçlü abartılı ben algısından (sanal dünyadan) kendini “kurtarmayı” başarır.

 

Katı süper ego

 

Kusursuz bir dünya ancak aşırı bir denetim, sıkı bir koruma ve dikkat duygusu ile ayakta kalabilir.

 

Mükemmel bir dünyanın koruyuculuğunu ancak katı değer yargıları olan kişiler (katı süper ego) yapabilir.

 

Mükemmel bir dünya için sıkı yasalara gerek vardır.

 

Oysa ergenlik döneminde pek çok dram yaşadıktan sonra şu acı gerçeği öğreniriz.

 

BEN dahil kimse mükemmel değildir.

 

Asla başkasına boyun eğmeyeceğini düşünen bir genç, asla yalan söylemeyeceğini, asla aldatmayacağını, asla hırsızlık yapmayacağını söyleyen bir genç bu tür deneyimler yaşadıkça, “katı değer yargıları” (katı süper egosu) ile yüzleşmeye başlar.

 

Bu genç “onaylamadığım bir sürü şeyi şimdi kendim yapıyorum, kendi kendime inanamıyorum” der.

 

İdeal ebeveyn imajı

 

Terapi sırasında analist ideal bir ebeveyn olarak görülebilir.

 

Terapist mükemmel bir kişi olarak algılanır:

 

“Ör: Bir meslektaşına tedaviye giden meslekten bir kişi, tedavisinin erken safhalarında psikanalistinin mükemmel bir yorum tekniği olduğunu düşünüyordu. Analisti hakkında etraftan duyduğu bilgiler ve kendi gözlemleri sonucunda analistinin çok titiz, ince ayrıntılara dikkat eden, biraz soğuk ve mesafeli bir insan olduğunu düşünüyordu. Analisti mükemmel ve hastanın tüm savunma ve çatışmalarını sistematik bir biçimde doğru bir sırayla analiz eden bir teknisyendi.

 

Ancak yavaş yavaş hastanın başka bir şehirdeki önemli bir psikanalistin teknik çalışmalarını okumakta olduğu, maksadının da o andaki analistinde bir kusur keşfettiği takdirde diğer analiste gitmek olduğu ortaya çıktı.

 

Analist hastanın kendilik imgesine uymadığı zamanlarda ya da hastanın bildiği kişilik özelliklerinden farklı belirtiler verdiğinde … hasta şiddetli hayal kırıklığı tepkileri gösteriyordu.” (Kernberg)

 

Terapi ortamında analistin yüceltilmesi ve daha sonra küçümsenmesi sık rastlanan bir davranıştır.

 

Benim kişisel gözlemim, terapinin başlangıcında terapi alan kişi, bir şekilde başka bir terapisti ideal terapist olarak gündeme getirir. Terapistine onunla görüşmekten vazgeçip bu ideal terapiste gideceğine dair bir duygu hissettirir.

 

Bu hastanın bağlanmadan önceki gösterdiği son tereddüt gibidir. Bu durum bağlanma zorluğunda geçilen bir aşama olarak düşünülebilir.

 

Aynı zamanda bu durum hastanın, analisti bağımsız bir birey olarak kabul edip edemeyeceği şeklinde bir problemi gösterir.

 

Hasta başlangıçta kendi narsizmini olduğu gibi kabul eden analisti kendinin bir parçası gibi algılar. Kendini ve analistini narsistik bir algı ile idealleştirir ve yüceltir.

 

Bu süreç boyunca analistini tüm güçlü bir şekilde kontrol altına almaya çalışır.

 

Daha sonra analisti bağımsız bir birey olarak algılamaya başlayacaktır.

 

Oral (ağız) saldırganlık ve haset duygusu hastanın, analisti bağımsız bir birey olarak kabul etmesini zorlaştırır.(Kernberg)

 

Terapist bağımsız bir birey olarak algılandığı oranda, hasta tarafından küçümsenmeye başlanır. Bu aşamada başka bir terapist arayışı (en azından fantastik düzeyde) gündeme gelebilir. Hasta başka bir psikolojik metotla veya yoga yöntemi vs ile veya başka psişik bir metotla iyi olabileceğini terapistine hissettirir.

 

Bu hastanın örtülü veya bazen açık bir şekilde terapisti “tehdit ” etmesidir. Bu tehdit hastanın tüm-güçlülüğünün (narsizminin ifadesinin ilksel şeklinin) terapist tarafından “reddedilmesine” karşı duyulan tepkidir.

 

Terapistle kurulan büyülü dünya bir başlangıç aşamasından sonra camdan bir küre gibi kırılır. Eğer bu kırılmanın yarattığı strese terapist ve hasta dayanabilirse, daha sonraki aşamaya geçmeye hak kazanırlar.

 

11 Nisan 2010 Pazar

Kubilay Boğoçlu

Psikiyatri Uzmanı

 

Not: Kernberg: Sınır Durumlar ve Patolojik Narsizm (Metis Yayınları)

 

Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA