Bir
gün dönse bana yıkılmış pişmansa
Diz
çöker ağlarım şükür dualarıma
En
kolay affolan sevenin günahı
Kalmıyor
kimsede kimsenin ahı
Geldim
dese bana hayat verse bana
O
geçen günleri veremez ki bana
Değişti
her şeyim, kırılmış bitmişim
Eski
ben değilim tanımaz görse de
HAYATIM SENİNDİR
Ediz Hun ve
Hülya Koçyiğit’in başrollerini oynadığı 1971 yılında çevrilen bu film, Yeşilçam
filmlerinin birçok özelliğini gösterir.
Murat (Ediz
Hun) kör olur. Daha sonra bir ameliyatla gözleri açılır.
Kötü adam
Kenan (Aydın Tezel), Leyla’nın (Hülya Koçyiğit)
içkisine yabancı bir madde karıştırır.
Murat
entrikalara çabucak inanır.
Murat ve
Leyla’nın çok hızlı bir şekilde oluşan saadetleri, yine çok hızlı bir şekilde
yıkılır.
İçtiği
yabancı madde yüzünden, Leyla eskisi kadar güzel şarkı söyleyemez.
Kötü kadın
(Deniz Erkanat), kötü adam Kenan’ın sevgilisidir.
Kötü kadın,
Leyla’yı tuzağa düşürür ve kendisi Kenan’ı öldürdüğü halde Leyla öldürmüş gibi
gösterir.
Murat bütün
bu yalanlara inanır ve yıkılır.
Leyla
geçirdiği trafik kazası sonucunda öldü bilinir.
Murat
meyhanede Leyla’nın şarkısı nedeniyle üç adamla kavga eder ve kör olur.
Leyla,
kendisine çok yardımcı olan iyi adam (Münir Özkul)
sayesinde hayatla barışır.
Leyla,
Murat’ın yanına yardımcı olarak girer.
Leyla’nın
sesi düzelir, Murat’ın körlüğü ameliyatla iyileşir. Yeniden mutlu olurlar…
İlk başta saçma gibi görünen filmin
senaryosunun etkileyici ve güzel yazılmış olduğunu düşünüyorum. Masalın modern hayata güzel bir uyarlanması. Filmi en
etkileyici yapan kısmı paralel kastrasyon. Yani hem
başroldeki erkek bir kavga sonucu (cinsel bir motivasyonla)
kör olur, yani kastre olur. Hem de kadın karakter,
yine cinsel bir motivasyonla ses tellerinin yanması
sonucu sesini yitirir, kastre olur.
Her ikisi de aslında gerçek
mutluluğa bir bedel ödeyerek ulaşırlar. Geçilmesi gereken bir kastrasyon aşaması vardır.
Bu acılı dönemden sonra mutluluk
gelir. Ama baştaki “ham” mutluluktan farklı olarak, acıyla karışmış olgunlaşmış
bir mutluluktur bu.
Kötü adam Kenan, ilgisini
(yatırımını) Leyla’dan çekip, “kötü kadına” yöneltmeyi başarsa herkes mutlu
olacaktır.
Ama burada bu dört karakter
çözümlenmemiş dörtlü bir kompeks oluştururlar (oedipus). Bu dört karakterin birbirine hastalıklı
(patolojik) bir bağlılığı vardır.
Kötü kadın, yalnızca Kenan’ı değil,
sanki Murat’ı da elde etmeyi amaçlar. Bu sırada Leyla ile “gereksiz” bir yarış
içine girer.
Sindirella’nın üvey annesi veya üvey ablaları gibidir.
Kenan ise arzusunu (libido) hem kötü
kadın karaktere hem de Leyla’ya yönlendirir. Böylece iki kadını ölümcül bir
rekabetin içine sokar.
İyi baba sembolü Münir Özkul ve doktor, Murat ve Leyla
arasındaki bozulmuş ilişkinin onarılmasını sağlar. Onların kastrasyonlarının
çözülmesini sağlar. Biri sesine yeniden kavuşur, ötekisi görmeye başlar. Artık
dünya yeniden görmeye değer bir dünyadır.
Ömrümce hep adım adım
Her
yerde seni aradım
Ben
kalbimden başka yerde
İnan
seni bulamadım
Kenarlarda
köşelerde
Kadehlerde
şişelerde
Ben
kalbimden başka yerde
İnan
seni bulamadım
(Güfte:
Mehmet Erbulan Beste: İrfan Özbakır)