Kedilerin bilinçdışı
anlamı ve bir kadının öyküsü
Prof Dr. Vamık Volkan ve Dr. Gabriele Ast
(*)
02 Mayıs 2010 Pazar
38 yaşında bekâr bir kadın, Dr. Elli Zaller’le tedaviye başladı. Kadının terk edilmişlik
duyguları vardı. Klostrofobi (kapalı yerde kalma korkusu) yakınması da
oluyordu. Çocukluğundan beri asansörde kalma ve uçma korkuları olan hastanın
son zamanlarda bu korkuları artmıştı. Kendisi bu rahatsızlıklarını beş yıl önce
babasının ölümüne bağlıyordu. Bu dönemde kendisinden birkaç yaş küçük bir erkek
arkadaşı ile birlikte yaşıyormuş. Hamile kalmış ve kürtaj olmuş. Babasının ve
bebeğinin ölümü ve daha sonra erkek arkadaşının kendisini bırakması terk
edilmişlik duygularını ve kapalı yerlerde kalma korkusunu arttırmış.
Adı Christine olmasına
karşın kendisini bir erkek gibi Chris olarak
adlandırıyordu. Kadın arkadaşlarını ve kadın yakınlarını aşağılayıcı bir
konuşma tarzı vardı. Bu kadınların sadece çocuklarla ilgilendiklerini ve bitmez
tükenmez biçimde çocuklarından konuşup, diğer konularla çok az ilgilendiklerini
belirtiyordu. Christine hiçbir zaman hamile kalıp
çocuk doğurmak istemiyordu. Neden olarak da bedeninin şeklinin bozulacağını
ileri sürüyordu. Çocuk sahibi olmak yerine, kendisini kedilerine adadığını
bildiriyordu. Çocukların insanın hayatına davetsiz misafir olmalarına karşın
kedileri davetsiz misafir olarak kabul etmiyordu. Tüm yetişkin yaşamı boyunca Christine’ın iki kedisi olmuştu. Tedaviye başladığında da biri
erkek, diğeri dişi iki kedisi vardı. Tedavi seansında aile üyeleri olarak
kedilerini göstermişti. Tedavinin başlangıç aşamasında, terapiste
kedilerini beslemek için eve gitmesi gerektiğinden seansların erken kesilip
kesilemeyeceğini sormuştu.
Christine Katolik bir ailede doğmuş. Babası işçiymiş, annesi
de dinine aşırı bağlı bir kişiymiş. Christine en
büyük çocukmuş. Erkek kardeşi kendisinden üç yıl, kız kardeşi de dokuz yıl
sonra doğmuş. İki kardeşinin arasında annesinin sadece bir gün yaşayan bir bebeği
daha olmuş. Çocukluk döneminde aile fakir olduğu için Christine
erkek kardeşi ile aynı odayı paylaşmış. Onunla babasının sevgisini kazanabilmek
için yarışma içindeymiş. Babası erkek kardeşi ile erkeklere özgü şeyler yaptığı
zaman kıskançlık duyuyormuş. Tedavide çocukken Christine’ın
kendisini erkek kardeşi ile özdeşleştirdiği, onun penisini sahip olup, küçük
bir erkek çocuk olmak istediği anlaşıldı. Bu onun yetişkinlik döneminde niçin
erkek gibi giyindiği ve erkek ismi ile çağrılmak istediğini açıklamaktadır.
Üçüncü çocuğu öldükten sonra Christine’ın annesi
depresyona girmiş, 41 yaşında Christine’ın kız
kardeşine hamile kalmış. Bu bebek erken doğmuş ve annenin ilgisi tümüyle bu
çocuğa yönelmiş. Baba da oğluyla erkeklere özgü şeyler yapıyormuş. Christine kendisini dışlanmış hissetmiş.
Christine’ın davetsiz misafir olarak adlandırdığı küçük kız
kardeşi birkaç ay anne babasının odasında kalmış ve daha sonra Christine’ın yatağına gelmiş. Yaklaşık 1,5 yıl Christine bebek kız kardeşi ile aynı yatakta yatmak zorunda
kalmış. Yatağın çok yumuşak olduğunu ve ikisi birlikte uyuduklarında yatağın
ortasına yuvarlandıklarını anlattı. Bu kendi sınırlarını girilmiş demekti.
Geceler onun için çok zor olmuş, bebek ağlıyor ve sıklıkla onu rahatsız
ediyormuş. Bilinç düzeyinde kız kardeşini hayran olunacak ve sevimli bir kişi
olarak tanımlamasına karşın daha sonra göreceğimiz gibi kız kardeşi ile olan
deneyimi erkek kardeşi ile olan yarışma ile birleştiğinde Christine’ın
kardeşleriyle olan rekabeti çok güçlü olmuş, aslında kız kardeşine gücenmiş.
Gerçeği tam ters şekilde algılamanın (Reaksiyon formasyonunun)
arkasında (örneğin kız kardeşini sevimli biri gibi tanımlama) her iki kardeşine
yönelik öldürme istekleri ve bunun zihinsel tasarımları yatmaktadır. Yetişkin
olarak ilişkilerinde bu öldürme isteğini ve bundan kaynaklanan suçluluk
duygularını kontrol etmek istiyordu.
Erkek kardeşinin zihinsel tasarımı erkek arkadaşı
ile yer değiştirmişti. Bu kişi ondan küçüktü. Tedaviye başladıktan sonra Frederick ile bir aşk ilişkisi içine girmişti. Frederick ondan sekiz yaş küçüktü. Hasta, onu erkek çocuk
ve kontrolüm altındaki kişi olarak tanımlıyordu. Ona ayda bir kez cinsel
ilişkiye girmesi için izin veriyordu. Frederick
kedilerinden sonra ikinci sıradaydı. Kediler evin her yerindeymiş ve onun
yatağında uyuyorlarmış. Ancak canı ne zaman isterse onları yatağından ve yatak
odasından atıyor ve evin başka bir yerinde kilitliyormuş. Kedilerin hareketleri
ve kaplayacakları alan konusunda kontrolün kendi elinde olmasına gereksinimi
vardı.
Tedavisinin ilk yılında Christine
annesinin rahmine ilişkin bilinçdışı işgal etme fantezileri ile ilgili
davranışlar göstermeye başladı. Örneğin Dr. Zaller’in
bekleme odası sembolik olarak bir rahme dönüştü. Christine
bekleme odasının kapısını kimin kontrol etmesi gerektiği hakkında konuşarak
saatler harcayabiliyordu. Terapistin alışkanlığı hastaların seanslara davet
etmek için bekleme odasının kapısını açmaktı. Bu Christine’ı
korkutuyordu. Çünkü kendisi dışında hiç kimsenin bekleme odasının kapısını
kontrol etmesini istemiyordu. Kapının açılıp kapanmasının kontrol edilmesini
ele alırsa bilinçdışı bebeklerin rahme girip çıkışlarını kontrol edebileceğini
düşünüyordu. Tedavisini ilk yılında bir gün terapist
seansa iki dakika geç gelmiş ve bu terapötik öyküye
dönüşmüştü. Hasta sonraki birkaç ay boyunca terapistin
ücretinin tamamını ödemek istemedi. İki dakikanın kaybını tolere
etmek için iki doları elinde tuttu. Terapötik öykü
üzerinde durulduğunda Christine için iki sayısının
önemi anlaşıldı. Bu onun iki kardeşini temsil etmekteydi. Kendisi terapistin tek çocuğu olmak istiyordu.
Christine ın Dr. Zaller ın bekleme odası ile olan
uğraşısı ve iki doların anlamı, iki kedinin kendisi için ne olduğunu anlamasını
sağladı. İki kedi, iki kardeşini temsil etmekteydi. Kedilerini kardeşleri için
kullandığı hayran olunacak ve sevimli sıfatları ile tanımlıyordu. Annesi
kedilere alerjik olduğu için Christine’ın evine
yaptığı ziyaretlerde kedilerle ilgilenmemekte ve onların bakımını
üstlenmemekteydi. Bu gibi zamanlarda Christine
annesinin tek çocuğu oluyordu.
Transferans nevrozu tam olarak geliştiğinde hasta bir gün Dr. Zaller ın muayenehanesinin
bulunduğu binaya erken gelmiş ve peynirini doktorun bekleme odasının yanındaki
buzdolabına koymuş. Bu olayı analiz ederken analistin buzdolabının asansör ya
da uçak gibi kapalı bir alan olduğu ve aynı zamanda rahmi sembolize ettiği
anlaşılmıştır. Christine’ın içindekileri kontrol etme
isteği vardır. Peynir bir anlamda hastanın kendisiydi, ancak korktuğu ve
buzdolabından atılması gerektiği zaman kardeşlerini ve onlara karşılık gelen
nefret dolu kendilik tasarımını temsil etmekteydi.
Tedavisinin ikinci yılında Frederick’in
evli kız kardeşinin ikizleri oldu. Christine ve Frederick uçakla bebekleri ve anneyi ziyarete gittiler.
Tedavide o güne öğrendiklerinin etkisiyle Christine
kapalı bir alanda –uçakta – olmayı ve ikizlere yönelik tepkilerini gözlemleyebildi.
Bu gezide yaşadıkları üzerinde çalıştıktan sonra analist Christine’deki
değişimleri fark etmeye başladı. Artık Chris diye
çağırılmak istemiyordu. Yeni arkadaşlarının kendisine Christine
demeleri konusunda ısrarlıydı. Evlat edindirme merkezlerini evlat edinmek için
ziyaret ediyordu. Ancak sıklıkla dili sürçmekte ve evlat edinme kliniklerine
kürtaj kliniği demekteydi. Bu çocuk edinme konusundaki iki farklı duygusunu ve
bu iki duygunun kardeşlerinden kurtulmak –düşük yapmak, kürtaj olmak – ile bağlantısını
ortaya koymaktaydı.
Tedavisinin üçünü yılında o ve Frederick
daha büyük bir eve taşındılar. Bu dönemde kedilerin anlamları da değişmeye
başladı. İstenen çocuklar oldular. Christine kedilere
sanki yeni doğmuş çocuklar gibi bakarak iyi anne olduğunu göstereme başladı.
Onları kontrol etmek yerine sevmeyi öğreniyordu. Aynı dönemde dişçiye gitti,
kadınsı giysiler aldı. Kadın kimliğini kabullenmeye başladı.
41 yaşına geldiğinde annesinin 41 yaşındaki bebek
sahibi olmasına – Christine’ın kız kardeşi- ilişkin anılar ortaya çıktı. Bu anılarla
ilişkili çatışmaları üzerinde çalıştıktan sonra Chiristine
hamile kaldı. Gebeliği boyunca kardeşlerinin tasarımlarına ilişkin duyguları
üzerinde duruldu. Bir kız çocuk doğurduğunda Christine
onun zarar görmemiş olduğuna çok şaşırdı. Daha sonra hala tedavisi devam
ederken erotik ödipal transferans
geliştirdi. Bunun çözülmesi tedavinin sonlandırılmasına neden oldu, bu sırada
hasta Frederick ile evlenmeyi planlıyordu.
Altı yıl süren tedavisi bittiğinde Chistine’ın çocuğu kreşe gidecek kadar büyümüştü ve Chistine gururlu bir anne olarak burada çeşitli
etkinliklere katılıyordu. Bu dönemde kedilerle olan uğraşısı kayboldu. Onlar
sadece evcil hayvanlardı. Daha sonra tedavisinin bitiminden hemen önce dişi
kedisi kaçtı. Chistine bu kediyi kaybetmenin yasını
tuttu. Kedinin Chisitine’ın dikkatini tümüyle
çocuğuna verdiği ve onu katarsis nesnesi olarak
görmediği için kaçtığını söylemek mümkün değildir.
YORUM
Bu yazı Bilinçdışında Kardeşler ve Psikopatoloji
kitabından bir vaka örneği olarak alınmıştır. Kitabı okumanızı tavsiye
ederim.(*)
Vamık Hoca çok güzel noktalara değinmiş.
Vaka ile ilgili birkaç noktaya dikkat çekmek
istiyorum. Frederick ve Christine
arasındaki yaş farkı, Christine ve kız kardeşi
arasındaki yaş farkına yakındır.
Christine’ın ayrıldığı erkek arkadaşı kendisinden birkaç yaş
küçüktür.
Ayrıldığı erkek arkadaşı (kısmen) erkek kardeşini
sembolize eder.
Şimdiki erkek arkadaşı (Frederick)
ise kız kardeşini (kısmen)sembolize eder.
Bence terapiye rağmen Christine “erkek olma iddiasından” tamamen vazgeçmemiştir.
Bu iddanın bir kısmı bilinçdışında varlığını devam
ettirmiştir.
Kız kardeşini kısmen sembolize eden bir adamla
evlenmiştir. Birinci ilişkisinde erkek kardeşi ile yaşadığı hayal kırıklığı
varken, ikinci ilişkisinde kız kardeşi ile bir bütünlük (arzu) oluşturduğu o
eski günlere bir gönderme vardır.
Anne ve baba doğurdukları kız çocuğunu ablanın
yanına bırakmıştır. Bu hareketin derin anlamları ve etkisi olacaktır.
Bilinçdışında çocuğun annesi sanki Christine imiş
gibi algılanır. Bu duygu Christine’deki ensestiyöz gerilimi arttıracak, daha güçlü (patolojik)
savunmalar üretmesine sebep olacaktır.
Anne ve baba bir yatakta yatarlar. Bir libido alanı
içinde var olurlar. Kendi zevkleri için bebeği ablanın yatağına atarlar.
Bu durumun narsistik yansıması ise abla ve küçük
bebek arasında anne ve babaya benzer bir ilişkinin kodlanmasıdır. Bu bilinçdışı
bir arzu ve bağımlılık alanı olarak kodlanır. Bu kod (şifre) ilerde
açılacaktır, ortaya çıkacaktır.
Christine’ın, annesini kız kardeşini 41 yaşında doğurmuştur. Christine’ın aynı yaşta anne olması da küçük bebeğe olan
bağlılığını bir kez daha gösterir.
Çukurlaşan yatak anne rahmini sembolize eder.
Rahmin içinde iki çocuğun yalnızlığı ve yutulma korkuları vardır.
Chistine neden erkek rolünü tercih etmiştir. Babasının
sevgisini kazanmak bir ölçüde durumu açıklar. Ama aynı zamanda baba ile rekabet
etmektedir. Baba ile rekabet etmesinin nedeni ise oral ihtiyaçlarının (bebeğin
ve kendisinin) henüz karşılanamadığı bir durumda, anneyi baştan çıkarıp babanın
yanından kendi yanına çekme, anneyi kazanma çabası olabilir.
Dr. Kubilay Boğoçlu
Psikiyatri Uzmanı
02 Mayıs 2010 Pazar
* Bu yazı Bilinçdışında Kardeşler ve Psikopatoloji
kitabından bir vaka örneği olarak alınmıştır.
Kitabın yazarları Prof Dr. Vamık
Volkan ve Dr. Gabriele Ast’dır.
(Çizgi yayınevi )