Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA

 

 

Bilişsel (kognitif) terapinin zayıflığı

 

Önce bir bilişsel terapi ile ilgili bir örneğe bakalım. Bu örnekte, kompulsif (takıntılı) davranışlar gösteren bir kişi, terapisti ile görüşüyor.

 

Hasta: Bazı şeyleri yapmaktan kaçınıyorum

Terapist: Bunun bir örneğini anlatabilir misiniz?

Hasta: Yürürken çok dikkatli olmam gerekiyor, çizgiye basmamaya çalışıyorum.

Terapist: Neden çizgiye basmaktan çekiniyorsunuz?

Hasta: O anda aklıma çizgiye basarsam kaza olacağına ilişkin bir düşünce geliyor, ben de basmıyorum.

Terapist: yani o anda çizgiye basarsanız başınıza bir kaza gelebilir öyle mi?

Hasta: Evet

Terapist: Ne tür bir kaza

Hasta Ben veya akrabalarım trafik kazası geçirebilirler gibi…

Terapist: Bazı şeyleri yapacağınız zaman, eğer aklınızdan kaza olmasıyla ilgili bir düşünce geçerse o şeyi yapmaktan geri duruyorsunuz?

Hasta: Evet

Terapist: Peki bu sonuca nasıl ulaşıyorsunuz, yani kaza olacağına?

Hasta: Bilmiyorum ama bir his gibi sanki o anda içimden, basarsam kaza olsun diye yemin etmişim gibi geliyor.

Terapist: Bunun böyle olup olmayacağını kesin söyleyebiliri misiniz?

Hasta: Hayır saçma olduğunu biliyorum ama bu düşünce gelince kendimi alamıyorum

Terapist: Bunu bir örnekle inceleyelim. Yakından tanıdığınız iki arkadaşınızın adını verebilir misiniz?

Hasta: Cemal ve Hasan diye iki arkadaşım var.

Terapist: Diyelim ki bugün Cemal size telefon açıyor, halinizi sorduktan sonra size Hasan’ın ailesinin bir kaza geçirdiğini söylüyor, bu durumda ona neler sorarsınız?

Hasta: Durumları nasıl…

Terapist: Yaralanmışlar, ancak durumları iyiymiş diyor, başka ne sorarsınız?

Hasta: Kazanın nasıl olduğunu sorarım…

Terapist: Arkadaşınız “Sana kazanın nasıl olduğunu anlatayım, dün akşam Hasan evinde dolaşırken aklına çizgiye basarsa kaza olacağı düşüncesi gelmiş, o da buna aldırış etmeyerek evin döşemesindeki karoların çizgisine basmış, onun için de ertesi gün bu kaza olmuş. Önceden basmamaya dikkat edermiş, hiç basmazmış, ama çizgiye basınca kaza geçirmişler” dese. Bu durumda ne dersiniz?

Hasta : (Gülerek) Öyle şey olur mu, benimle dalga mı geçiyorsun derim.

Terapist: Neden böyle bir şey olamaz?

Hasta: Çünkü insanın aklına bir şeyin gelmesiyle kaza olmaz.

Terapist: Peki başkası için geçerli olan bu durum sizinle ilgili olunca neden geçerli olmuyor?

Hasta: Doğru, daha önce de saçma diyordum ama bu örnek sanki daha iyi fark ettirdi.

Terapist: Başkası söz konusu olunca gerçekliği daha iyi görebiliyorsunuz, önemli olan gerçekliğin sizin yaşadığınız durumlarda da ne olduğunu daha iyi değerlendirebilmeniz.(1)

 

Bu örnekte bilişsel terapi uygulayan terapist, hastaya davranışının “ne kadar saçma ve mantık dışı” olduğunu göstermiştir. Hasta “Olur mu, benimle dalga mı geçiyorsun?” Şeklinde bir yaklaşım içine girmiştir. Komik, saçma veya şaşırtıcı durumlar bir “yabancılaşma” durumudur. Kişi kendisine terapistin aynasından bakar ve “saçma” bir davranış içinde olduğunu net olarak anlar. Kendisine “dışarıdan” bakar.

 

Hastanın yanında sağlam, kararlı ve mantıklı bir terapist durmaktadır. Terapistle özdeşleştiği ve onun yöntemlerini kabul ettiği oranda hastada olumlu bir etki ortaya çıkar. Hastalığın şiddeti azalır. Bilişsel terapi olumlu bir etki yaratır.

 

Psiko-analitik bir terapide ise, terapistin bu örnekte sorduğu sorular yanlıştır, sorulmaması gerekir.

Terapistin amacı, hastanın saçmaladığının, hastaya gösterilmesi değildir. Hasta zaten saçmaladığını çok iyi bilmektedir.

Psiko-analitik terapide hastanın bilinçdışının neden böyle bir saçma davranışı oluşturduğu araştırılır.

 

Örneğin, takıntılı bir durumla çalışırken, görüştüğüm kişi çoğu zaman bana şöyle söyler: “biliyorum bu davranışım ne kadar saçma, siz de benim söylediklerimi saçma buluyorsunuz.”

Benim yanıtım şöyle olabilir (görüştüğüm kişinin durumuna bağlı olarak) : “Ben sizin davranışınızın saçma olduğunu anlıyorum. Ama yine de sizin beyninizden veya ruhunuzdan gelen bir güç bu davranışa sebep oluyor. Öyle değil mi? ”

 

Dikkat ederseniz psiko-analitik anlayışla çalışan terapist yukarıdaki yöntemin tam tersi bir tutum içindedir.

Yani terapist hastadan önce bu saçma düşünce ve davranışları kendine ait bir durum olarak kabul etmesini bekler.

Bilişsel terapideki örnekte ise bu saçma durum hastadan uzaklaştırılarak, hatalı, defolu olmaması gereken saçma bir durum olarak ele alınmıştır.

 

Obsesif - kompulsif (takıntılı) bir kişi ile çalışırken, onuncu seans civarında, çok sevinmiştim. Çünkü bu kişi ilk seanslarda saçma düşünceler sanki kendisine ait değilmiş gibi bana anlatıp duruyordu. Ama sonunda bu saçma düşüncelerin de aslında kendisinin düşünceleri olduğunu söyledi. Onun bu kabullenmesi, onun birinci direnç hattının kırılmasıydı. Bana güvenmişti ve hastalığa karşı oluşturduğu ilk duvarın kapılarını birlikte açmayı başarmıştık. Bu savunmadan vazgeçmesinin onda büyük bir kaygıya sebep olmadığını görmüş oldu.

 

 

Dr.Kubilay Boğoçlu

Psikiyatri Uzmanı

 

Notlar:

1-Bilişsel Terapi kitabı / Boylam Psikiyatri Enstitüsü/ Doç Dr. M. Hakan Türkçapar

2- Psiko-analitik terapinin felsefesi aynı olmakla birlikte farklı uygulamalar ve anlayışlar vardır.

 

Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA