PSİKODRAMA
Yazıma Winnicot’un çok sevdiğim
bir sözü ile başlamak istiyorum.
‘’Çocuğun oyun sırasındaki en önemli anı kendi kendisini
şaşırttığı andır’’ diyor Winnicot
Psikoterapi iki oyun alanının hastanın ve terapistin oyun alanlarının örtüştüğü yerde yapılır.
Buradan hareketle Winnicot, yorumlar
zamansız ve uygunsuz yapıldığında dirençten başka bir şey getirmez diyor aynı
zamanda.
Bunu grup psikoterapisi çatısı
altında yorumlarsak oyuncular çocuklar, sahne ise grup mekânıdır. Terapistleri,
oyun oynayan çocuğun güvende oynamasını sağlayan ve kendileriyle ilgili farkındalıklarını hazırlayan kişiler olarak düşünebiliriz (yani
o şaşırma anına zemin hazırlayan kişiler). Tabiî ki psikodrama
oynanan en faydalı oyunun ismi olacaktır. Çünkü yaratıcıdır, şaştırtıcıdır, duyguları
ortaya çıkartır, farkındalıkları arttırır, daha da
anlamlı olan bir yeniden bakış yani yenilenme içerir. Burada doğrudan bir yorum
yoktur, dirençler daha azdır.
Psikodramanın birazdan anlatacağım
tekniklerinin kullanılmasıyla hasta kendi dünyasına, hastalar birbirlerinin
dünyalarına girerek ve rol geri bildirimleri ve paylaşımlarla yaşantılara yeni
bir bakış açısıyla bakmayı öğrenirler. Bir taraftan da güçlü duygu
dışavurumlarıyla katarsis (duygusal boşalma)
yaşarlar. Yardım etmeye çalıştığımız kişilerin özel bir ortamda yeni bir deneme
yapmaya ihtiyaçları vardır.
Psikodrama geçmişe bağlı inhibisyonları
(bastırılmış duygu ve düşünceler), iç çatışmaları ve yıkımları bağlarından
çözerek karanlıkta kalan yerlerinden çıkarır ve katartik
(duygusal boşalma) işlev ortaya çıkar. Burada grubun önemi ortaya çıkar. Olay ya
da durum bu kez yalnız yaşanmamaktadır, getirilen sorunlar bir diğerinin de
sorunudur aslında.
Biz şimdiki duruma uygun tepkiler bulmalıyız. Gerçeklere
eski şartlanmalarla (hafızamızda-depolarda kalmış), korkularla yaklaşmamız bizi
çıkmaza sokar. İnsanın yeni rollere hazır olması, geçmişle ilgili bağların
yeniden değerlendirilmesi ve bağımsız ve esnek hale getirilmesi ile olur. Bunun
için de kişinin kendi farkındalıklarını arttırması
eğitim ve kültürdeki katılıkları aşacak şekilde bir kavrayış getirmesi gerekir.
Empati kullanmak, diğerinin özel duygu ve heyecan yaşamına
girmek, bunu yaparken de kendi ile ilgili kişisel yaşantıyı geri çekebilmek
demektir. Psikodramada temel tekniklerden biri olan
rol değişimiyle kişi o yaşam deneyimini kendi de yaşamış olur. Geçmiş, bu güne,
şimdi ve burada getirilip yeniden yaşanır. Ama farklı olan duygu dışa vurumu ile
beraber şuanda farklı bakış açılarıyla yeniden yapılanmasıdır. Yani o zamanki
gerçeğin şimdi, yeni bir gerçek olarak yeniden doğuşudur. İşlevsel bir
onarımdır.
Eşleme özellikle terapi ekibinin
ve sıklıkla hastaların da çok sık kullandıkları bir tekniktir. Burada kişi
eşlenme yaptığı kişinin iç yaşantısını alıyor ve onun gibi yaşıyor. Ama aynı
zamanda onun belki de ifade edemediklerini, arkadan yardımcı ben şeklinde,
ifade ederek yeni farkındalıklar oluşturmasına, aslında
şaşırmasına sebep olabiliyor. Bunun yorumdan farkı, bunu yaparken onun iç dünyasının
içinde olarak yapmasıdır. Olayları gerçekçi zeminde değerlendirmesine de
faydalı oluyor. Yani bilişsel değişimin önünü açıyor.
Rol değişimi: O olmak, onun gözüyle kendine bakmak,
karşılaşmak, karşısındakinin iç dünyasıyla karşılaşmaktır. Birçok hasta bu
aşamada katarsis yaşar. Karşılaşılan kişi sevgili,
eş, babalar, anneler olabilir.
Ayna tekniği ise hasta kendi oyununu şekillendirirken
dışarıdan kendini izler. Bu çoğunlukla çarpıcı ve şaşırtıcı bir andır ve kendiliğinden
gelişir.
Biz ne yapıyoruz? Oyun oynatıyoruz. Bu aslında kendilerini
ve sorunlarını keşif yolculuğu… Aynı sorunu yaşayan, evrensel duygulara sahip
kişiler içlerini oynayarak açıyorlar, birbirlerinin rollerine giriyorlar,
başkalarının dünyasına daha yakından bakıyorlar. Bu, dışarıdaki hayatlarında
ilişkiye girdikleri eşlerine de daha yakından bakabilmek, onun gözüyle
bakabilmek (empati yapabilmek) için fırsat sunuyor.
Paylaşım ve rol geri bildirimleriyle olay daha gerçekçi boyutlara çekiliyor.
Ancak hiçbirinde direkt bir yorum olmuyor, hasta ihtiyacı olanı alıyor ve grup
odasından dışarı taşıyor.
Fark etmedikleri duygu ve düşüncelerle karşılaşıyorlar.
ÖZGECİLİK
Terapi grubunda hastalar verme yoluyla alırlar. Bu durum
sadece karşılıklı alma verme ilişkisi içinde değil vermenin içsel yönüyle de
ilişkilidir. Diğerleri için önemli olduklarını keşfetmek, canlandırıcı bir etki
yapar. Bir kişiye yardım etmenin en iyi yolu onun size yardım etmesine izin
vermektir.
Grup çatısı altında psikodrama
ile çeşitli rollere girerek, eşlemeler yaparak ve geri bildirimler ve
paylaşımlar yaparak hastalar birbirlerinin dünyasına girerler. Açık oldukça ve
verdikçe kendilerine olan güvenleri artar.
BİRİNCİL AİLE GRUBUNUN ONARICI YİNELENİŞİ
Terapi grubu birçok yönden aileyi andırır. Otorite ebeveyn
figürleri, yaşıtlar, kardeşler… Grupta bu aktarımlar bireysel terapide olduğu gibi tek bir kişi üzerinden değil, çokça
kişi üzerinden çıkar ve gözlenme şansı olur.
Duygusal yüklü aile çatışmalarının fark edilmesi ve ifade
edilmesi başlı başına yeterli değildir. Önemli olan onarıcı nitelik katmaktır.
Yani farkındalıkdan daha fazlası olmalıdır. Her terapinin
hedefi değişim olmalıdır. Psikodrama daha önce
anlatıldığı gibi bu konuda eşsiz yöntemlerden biridir.
TOPLUMSALLAŞTIRMA TEKNİKLERİNİN GELİŞİMİ
Temel toplumsal becerilerin gelişmesi
Grup içinde konuşmak
Diğerlerine nasıl faydalı olabileceğini görmek
Daha az yargılayıcı daha kabul edici olmak
Kendilerini açtıklarında kabullenildiklerini görmek, bunu
dış dünyaya taşımak için güven sağlıyor.
TAKLİTÇİ DAVRANIŞ
Terapist gibi olmak;
Grup üyelerinin çeşitli yönlerini, sorunlara bakış açısını,
çözüm yaklaşımlarını model alma;
Taklitçi davranış kendi içinde kısa ömürlü de olsa yeni
bir davranışı denemede kişiyi donup kalmaktan kurtarabilir. Sonrasında bir uyum
helezonu geliştirebilir.
BİREYLER ARASI ÖĞRENME
İnsanlar her zaman üyeleri arasında kalıcı ilişkiler olan
gruplar halinde yaşarlar.
Gelişmekte olan çocuk güvenlik arayışı içinde kabul gören
yönlerini geliştirme ve vurgulama eğilimi içindedir, kabul görmeyen yönlerini
ise bastıracak ya da yadsıyacaktır.
Birincil olarak bireyin kendini değerlendirmesi,
diğerlerinin onu değerlendirmesiyle değiştirilebilir. Grup çarpıtmaları
düzeltir. Yani bireyler arası ilişkilerin uyuma yönelik olarak değiştirilmesi
gerekmektedir.
Hastayı daha uygun koşullar altında geçmişte baş edemediği
duygusal durumlara maruz bırakmak, ardından onarıcı duygusal deneyim
yaşayabileceği ortamı yaratmak hedeflenir.
Grup ortamı onarıcı duygusal deneyimin oluşturulmasında
daha fazla fırsat sunar. Bazı duyguları kuvvetle yaşamamız fakat aynı zamanda
kavrayış gücümüz aracılığıyla bu duygusal deneyimin olası göndermelerini
anlamamız gerekir. Terapist bu süreci kendi üzerinde düşünme sürecine
çevirmelidir. Değişim bilişsel bileşenleri de devreye sokarak çıkan duyguları
anlamlandırır.
Hastalar bireyler arası uygunsuz sosyal davranışları er ya
da geç grupta gösterirler. Terapistler bu toplumsal mikro kozmosu (grubun oluşturduğu dünyayı) tedavi edici hale getirmek
istiyorlarsa öncelikle yinelenen uyumsuz hastaların bireyler arası örüntülerini
(ilişkilerini) belirlemeyi öğrenmelidirler.
Grupta öğrenilen davranış sonuçta hastanın grup dışındaki
bireyler arası davranışlarında değişiklikler yapar. Toplumsal kaygı azalır, öz
saygı arta. Kendini gizleme ihtiyacı yok olmaya başlar.
Aktarım ve içgörü : Aktarım terapistle ilişkide çarpıtma üzerinde çalışmak,
bir dizi çarpıtmadan birisini terapi sürecinde ele almak demektir. İyi işlenmiş
bir grup bize bu şansı da verir.
GRUP BAĞLILIĞI
Terapiyi başarılı kılan tedavi edici bir ilişkidir. Güven,
sıcaklık, empatik anlayış ve kabullenilme…
Grup bağlılığı diğer tedavi edici etmenlerin işlevlerini
yerine getirmesi için zorunludur.
Araştırma sonuçlarına göre kabullenilmek, düzelmeyle
kuvvetle ilişkili tek değişkendir. Diğerleri tarafından kabullenilme ve kendini
kabullenme karşılıklı ilişki içindedir. Diğerlerinin kabullenmesi ise yalnızca
kişinin kendini kabullenmesine bağlıdır.
En fazla düzelme karşılıklı tedavi edici ilişki içine
giren üyelerde gösterilmiş.
Tedavi edici ilişki terapistin
diğer süreçlerin işleyişini düzenleyici uygun koşulları yaratmasıyla olur.
Kişilerin grupta eksikliklerini fark etmesi, hatta kendilerini
net bir şekilde yargılamaları şaşırtıcı bir şekilde toplum saygısını yükseltir.
BAŞKALARINDAN NE KADAR REHBERLİK ALIRSAM ALAYIM YAŞAMIMI
SÜRDÜRMEK KONUSUNDA NİHAYİ SORUMLULUĞU ÜSTLENMEM GEREKTİĞİNİ ÖĞRENMEM
GRUPTA TEDAVİ EDEN NEDİR?
Şimdiye kadar anlatılan grubun iyileştirici özelliklerinin
her birinin önemi gruptan gruba değişir.
Hastalar grubun tedavi edici kaynaklarına bir kafeterya
gibi yaklaşabilir. Hasta gereksinmelerine, toplumsal becerilerine, kişilik
yapılarına bağlı olarak tedavi edici etmenler bakımından seçim yapabilir. Araştırma
verilerine göre bu farklı alımlar grup terapisinin
tipi, terapinin hangi aşamada olduğu ve hastanın sosyoekonomik ve entelektüel
düzeyinden büyük derecede etkileniyor.
İlk önce hastalar semptomatik
iyileşme bekliyorlar, ardından terapinin ilk ayları
boyunca çoğunun hedefi değişiyor. Bu değişimde; içinde çoğu kez ilişkiler olan
yeni amaçlar belirliyorlar.
Dr. Işılay Altıntaş
Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA 21 Ekim 2007 Pazar