Tematik Atölye
Çalışmaları
16 Eylül 2009 Çarşamba
Tematik atölye çalışması, sanata ve resme dair malzemeler
kullanarak yürütülen terapötik bir çalışmadır.
Eğitime veya estetiğe yönelik bir yaklaşım olmaksızın,
boya, su, fırça, kalem ve kâğıt kullanımı ile çocuğun kendisini ifade
edebilmesi için yeni bir ortam yaratmayı hedefler.
Bazı duygu, çatışma ve çelişkilerin söze dökülmesi bir
yetişkin için bile zor bir süreç olabilirken, çocuklar için dilin kullanımı
henüz yeni ve olgunlaşmamış bir yapıda olmasından dolayı onları etkileyen
şeylere ulaşmaları, onları ifade etmeleri ve anlam yüklemeleri daha da zor
olması beklenir.
Bu nedenle, serbestçe boyaları ve renkleri kullanarak
oluşturdukları resimler aracılığı ile kendilerini ifade etmeleri, iç
dünyalarını yansıtmaları kolaylaşır.
Resmedilen her şeyin anlamı ise sadece çocuğun ona
yüklediği anlam doğrultusunda belirlenir.
Dolayısıyla bu çalışmanın amacı çocuğun üretimlerini ve
bunların çocuğun iç dünyasındaki anlamlarını onunla birlikte kavramaya
çalışmaktır.
Görüşme esnasında kullanılan ve “Aracı malzemeler” olarak
adlandırabileceğimiz araçlar, semptom ve dil arasında
bağlantı kurmayı kolaylaştırmak üzere terapötik
ortama taşınır.
Semptom ve dilin arasında bir geçisin sağlanması, çocuğun,
iç dünyasını başta kâğıda yansıtması, daha sonra ise kelimeler ile ifade
edebilmesi anlamına gelir.
Resme yansıttığı durum ve bu duruma bağlı duygu ile ilgili
ifade geliştirmesi çocuğun kendi özeline ait bir hikâyeyi paylaşmayı kabul
etmesi anlamına gelir.
Dolayısıyla resimlerin ve şekillerin ötesinde; burada
önemli olan, çocuğun süreç içerisinde oluşturacağı hikaye
olacaktır.
Ellerin (bedenin) ve ruhsal alanın birleştiği bu nokta
çocuk ve terapist arasındaki çalışmanın temelini
oluşturmaktadır. “Terapide, sanatsal eylemin bir işlevi de « görünemez olanı
görünür » hale getirmek olacaktır.
En yoğun veya en uçarı hali ile « dokunulmaz olanı
dokunulabilir » hale getirmeyi hedeflerken, en somut veya en soyut hali ile
daima gizemini koruyan bir görünmez arayışıdır terapist
– çocuk ilişkisinin temelinde yatan ».(*)
Sözel ve sözel olmayan ifadenin ortaya çıkabilmesi için
hareket ve ifade özgürlüğü önemlidir.
Tematik atölye çalışmaları da bu nedenle çocuğun ortaya
koymaya hazır olduğu konulardan yola çıkarak yürütülür, oynayacağı oyuna bir
kısıtlama getirilmez, kullanacağı boyaları ona sunarak müdahale etmeksizin
sahiplenmesi beklenir.
Ayrıca, elleri boyaya ve/veya suya batırarak yapılan
oyunlar ve çalışmalar, beden sınırlarını belirlemekte otistik çocuklara
yardımcı olur.
Bunun için elbette zaman gerekir. Çocuk ile iletişimin
sağlanması ve ebeveynlerin yardımı ile her çocuk için özgün bir çalışma
ortamının hazırlanması birincil önem taşımaktadır.
Bu nedenle ebeveyn ve çocuk ile yapılan ilk görüşmenin
ardından her çocuğun ihtiyacına göre terapötik
çerçevenin yani sıra kendisine uygun olacak sınırlar çizilmelidir.
Duyuların uyarıldığı bu aktivitelerde paylaşım ve serbest
ifade kolaylaşır. Otistik çocuklar için bedenin sınırları ruhsal bir çerçeve
içerisinde belirlenemediğinden, çocuk bu sınırları duyuları aracılığı ile
deneyimler.
Nesnelere dokunmak, hatta onlara vurmak bedeninin nerede
bittiğini anlamaya ve hissetmeye yönelik hareketlerdir.
Bu sürecin tekrarı çocuğun bu sınırları tekrar tekrar kontrol etme ihtiyacına dayanmaktadır. Bu
nedenle, « parçalanma » duygusunu
önlemek üzere, bedeninin nerede başladığını ve bittiğini farklı hareketler
yoluyla deneyimlemeye çalışır.
Başka bir deyişle, çocuk bu şekilde varlığını hissederek
deneyimler. Dokunuşlarının birçok duyuyu harekete geçiriyor olması ise çocuğa
bu deneyiminde yardımcı olur.
Dokunmak, bir
nesneye vurmak veya koklamak, el ve nesne arasında dokunmanın ortaya çıkardığı
sınırın yanı sıra, ses duyma ve koku alma duyularını da harekete geçirir.
Bu şekilde, bedeni aracılığı ile beden ve dış dünya
arasında ayrım yapmaya yönelik bir çalışma gerçekleştirir.
Ruhsal olanı ortaya çıkarmak üzere izlenen bu uzun soluklu
çalışma, çocuğun daha önce farklı yollara başvurarak deneyimledigi
bedenini bu defa terapötik bir ortam çerçevesinde deneyimleyerek bedenine anlam vermesi için bir alan
yaratmayı amaçlar.
Fiona Faraci
Uzm. Klinik Psikolog
(*) Bayro-Corrochano
F., Les arts
plastiques en psychothérapie,
Champs Psychosomatiques.
2001/3, No. 23, s. 126