Geçenlerde
maillerimi okurken bir lise arkadaşımın yazısını gördüm. Bu yazıyı kendisi çok
beğenmiş ve tüm lise arkadaşlarına göndermiş. Fransızca olan bu yazıyı tercüme
ettim ve özetledim:
Bugün
bizimle uzun yıllar yaşayan ”sağduyu” adındaki arkadaşımızın ölümünü öğrenmiş
bulunuyoruz.
Hiç
kimse onun gerçek yaşını bilmiyor, çünkü doğum kayıtları bürokrasinin çarkları
arasında uzun yıllar önce kaybolmuş. Onu hayat derslerinden hatırlıyoruz;
”gün
erken kalkana aittir”,
”her
şeyi başkalarından beklememek gerekir”,
”bu
başıma gelen belki benim hatamdandır” gibi.
Sağduyu
bazı pratik ve basit kurallar ve eğitim prensipleriyle yaşadı;
”sahip
olduğundan fazlasını harcamamak”,
Ӎocuklar
değil ebeveynler karar verir” gibi.
Sağduyunun
ölümü, ailesininkileri takip etti: Annesi “gerçek” ,
babası” güven”,
karısı” ölçülülük”,
kızı” sorumluluk” ve oğlu “mantık”ın
ölümlerini.
Hepsi, yerlerini üç üvey kardeşe bıraktı:
”haklarımı
tanıyorum”,
”bu
başkasının hatası”,
”ben
bir kurbanım”.
Cenazesinde
kimse yoktu, çünkü çoğu kimse, onun gittiğini fark etmedi.
Figen Nas Sağlam
Psikolog