Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA

 

PSİKİYATRİNİN HAFİF VE AĞIR GRUBA GİRMEYEN VAKALARI (SINIR DURUMLAR) 19 Ocak 2008 Cumartesi

 

Kernberg psikiyatrideki hastalıkları basitçe üç gruba ayırmıştır. Bu gruplardan birincisi nevrotik dediğimiz hafif-normal seyirli sorunlardır. İkincisi sınır (borderline) gruptur, bu grupta nispeten daha ağır belirtilerle seyreden psikiyatrik durumlar vardır. Üçüncüsü ise, psikotik gruptur, bu grupta, hayal görme, sesler duyma, saçma düşünceler veya işlerini yapmada zorluk gibi ağır belirtiler vardır.

 

nevrotik, sınır(borderline) ve psikotik kişilik örgütlenmeleri. “

   

 

Nevrotik grup en hafif seyreden rahatsızlıkları ifade eder. Birçok insanda olması muhtemeldir. Nevrotik vakalarda kişilik bütünleşmesi gerçekleşmiştir. Kişi durum ve kişileri belli bir bütünlük içinde algılar. Gerçeği değerlendirme yetisi vardır.

 

Psikotik grubun en belirgin özelliği gerçeği algılama yetisindeki zayıflıktır. Kişi kendi dünyası içinde gerçeği olduğundan farklı algılar. Örneğin kişi televizyonda seyrettiği bir programın kendisiyle ilgili olduğunu, programda kendisine saldırı planlandığı yönünde bir düşünce geliştirmişse bu, psikotik bir düşünce şeklidir (referans hezeyanı). Kişi gerçekle hayal dünyasını karıştırır. Hayallerini de gerçek gibi algılar.        

 

Sınır kişilik örgütlenmesi, şiddeti bakımından nevrotik ve psikotik kişilik örgütlenmesinin arasında yer alır. Bu kavrama borderline kişilik örgütlenmesi de denir.

 

Kernberg bu düzeyleri birbirinden ayırt etmek için üç temel ölçüt öne sürer:

 

1- Kimlik bütünleşmesi (kişinin iç dünyası, hayal dünyası, bir bütünlük mü oluşturuyor, yoksa birbirinden ayrı parçalar, ayrı ayrımı duruyor?)

 

2- Savunma mekanizmaları (kişi dış dünyaya karşı nasıl bir savunma sistemi oluşturmuş?)

 

3- Gerçekliği değerlendirme yetisi (Gerçeği kavrama zayıf mı, güçlü mü?)

 

 

Kimlik Dağınıklığı Sendromu:

Kernberg’e göre kimlik dağınıklığı, kendilik ve (yakın ilişkide bulunulan) ötekiler kavramının güçsüz bir şekilde bütünleşmiş olmasıyla kendisini gösterir.

 

(Çocuk yeni doğduğunda, başlangıçta anne ya da anne figürünü başka bir birey gibi algılamaz. Kendisiyle bir bütün şeklinde algılar. Babayı algılamaya başlamasıyla dış dünyayla ilişkiye girer ve ötekiler kavramı oluşur. Bu dönemde kendilik oluşmaya başlar. )

 

Kimlik dağınıklığı sendromu gösteren kişilerde ilk çocukluk dönemlerinde yaşanarak içselleştirilmiş iyi ve kötü nesne ilişkileri içsel olarak dengelenmemiş, bütünleşmemiş, yansızlaşmamıştır.

 

(Kimlik dağınıklığı gösteren vaka iyi ve kötü nesne ayrımı yapar. Kişiyi iyi ya da kötü olarak algılar. Kişinin iyi ya da kötü özelliklerinin bir arada olabileceğini düşünemez. )

 

Kimlik dağınıklığı olan kişi kendini, dünyayı, başka insanlarla giriştiği ilişkileri daima böylesine yansızlaşmamış, bütünleşmemiş kavramlarla algıladığı için duygu, düşünce ve davranış bakımından tutarlı bir kişilik sergileyemez.

(Örneğin bilinçdışında suçluluk duyan kişi bu duyguyu ilişkiye girdiği diğer kişiye aktarabilir. Kendisini diğer kişiden bağımsız olarak algılamakta zorluk çektiği için bilinç düzeyinde suçlu olan kişi diğer kişidir.)

 

Şiddetli duygusal dalgalanmalar, uç noktalara varan yargılar, dramatik davranışlar sergilerler.

Gunderson sabit ve tutarlı bir kendilik duygusunun gelişmediğinin kanıtı olarak iki temel olgudan söz eder.

Biri yalnızlığa tahammülsüzlük,

Diğeri terk depresyonu ve terk konularına aşırı duyarlılıktır.

(tutarlı değerleri olan bir grubun içinde, bu grubun bir parçası olarak tutarlı bir kişilik sergileyebilirler.)

 

Nevrotik vakalar, şiddetli duygusal tepkiler ve dalgalanmalarla seyreden durumlarda bile tam bir kimlik dağınıklığı göstermez.

 

İlkel Savunma Mekanizmaları:

Kernberg’e göre nevrotik vakalar bastırma ve yüksek yardımcı savunma mekanizmalarını (tepki oluşturma, yalıtma, tersine çevirme, düşünselleştirme ve akılcılaştırma) kullanırlar. Bunlar olgun savunmalardır.

Sınır kişilikli şahıslarda temel mekanizma bastırma değil bölmedir. Yardımcı savunmalar ise ilkel savunmalar olan ilkel idealleştirme, yansıtmanın ilkel tipleri, inkâr, tüm güçlülük ve değersizleştirmedir.

 

(Nevrotik vakaların kullandığı savunma mekanizmaları ruh-içi bir çatışmaya karşı benin kullandığı mekanizmalardır. Herhangi bir dürtüyü ya da düşüncesini bilincin dışında tutmaya yönelik bilinçdışı çatışmalardır.

Nevrotikler dürtüleri bastırma engeliyle kontrol ederler.

Sınır vakaların kullandığı savunma mekanizmaları ilkel savunma mekanizmalarıdır. Bazı durumlarda bir nesneyi çok idealleştirebildiği gibi bir başka nesneyi de çok değersizleştirebilir.)

 

Gerçekliği Değerlendirme Yetisi:

Nevrotiklerde olduğu gibi sınır kişilik örgütlenmesi gösteren şahıslarda da geniş ölçüde korunan bu yeti kendi ile kendi olmayanı, ruh-içi kaynaklı olanlarla dışsal kökenli uyaranları ayırt etme ve gerçekçi bir şekilde kendi duygularını, davranışlarını, düşünce içeriklerini değerlendirme yeteneğini ifade eder.

Klinik olarak gerçekliği doğru değerlendirme yetisi sanrı ve varsanıların (gerçekte olmayan bir şeyin varmış gibi algılanması) olmaması, büsbütün uygunsuz, garip düşünce ve duyguların bulunmaması, başkalarının gerçeklikle ilgili görüşlerine uygun bir şekilde yaklaşabilme gibi özelliklerle karşımıza çıkar.

Sınır kişiliklerde gerçekliği değerlendirme geniş ölçüde korunmuş olmakla beraber geçici psikotik çözülmeler, paranoid epizodlar, kişiliksizleşme ve gerçekliğe yabancılaşma deneyimleri gibi tablolarla karşılaşmak olasıdır.

 

 

Sınır Kişilik Bozukluğuyla İlgili Bazı Genel Bilgiler

 

Kendini tahrip etmeye, kendine zarar vermeye yönelik davranışlar sınır vakaların ayırt edici özelliğidir. Manipülatif (çevresindeki insanları kontrol etmeye yönelik) intihar girişimleri, kendi bedenini yaralama, yüksek dozda ilaç, alkol veya uyuşturucu kullanma, rasgele cinsel ilişkiye girme ve örneğin hızlı araba kullanmaya bağlı kazalar bunlar arasında yer alır.

 

Sınır Durum ve Psikoterapi

 

Sınır vakaların psikoterapisi güç olmakla birlikte imkânsız değildir.

Klinik tecrübeler ve çağdaş literatürdeki incelemeler sınır vakaların yararlandığı psikoterapinin uzun süreli, sistematik, yoğun, bireysel dinamik psikoterapi olduğunu göstermektedir.

 

Sınır vakaları izlerken dönem dönem ilaç kullanmak kaçınılmazdır.

 

Sınır durumların tedavisinde nasıl olup da bazı vakalarda önemli iyileşmeler elde ederken, bazı vakalarda klinik başarının sınırlı kaldığını ayırt etmek önemlidir. Psikoterapide iyileşme terapide gerçek bir işbirliğine bağlıdır. Bir başka deyişle iyileşmenin koşulu, terapistle hastanın işbirliğidir. İyileşmenin gerçekleşmediği durumlarda gerek terapistten gerekse hastadan kaynaklanan nedenlerle işbirliğinin gerçekleşmemesi, üzerinde önemle durulması gereken temel sorundur.

 

 Kuramsal yaklaşımı ne olursa olsun bütün terapist ve kuramcılar sınır vakaların hızla gelişen gerilemeli aktarım tepkilerini erken ortaya çıkardıkları tespitine katılırlar. Sınır vaka, terapiye adeta nevrotik bir hastanın aktarım nevrozunun en şiddetli aşamasında başlamış gibidir. Hatta eyleme koymalar çok daha şiddetli, olumsuz aktarım tepkileri çok daha ön plandadır (Örneğin, randevu alıp terapiye gelmemek).

 

Sınır kişilik örgütlenmesi gösteren şahısların terapisine ilişkin farklı kuramsal yaklaşımlar vardır. Bütün kuramsal ve pratik farklılıklara rağmen, sınır durumların tedavisinde birçok terapistin üzerinde birleştiği bazı ortak noktalar vardır. Waldinger ve Gunderson bu ortak noktaları şöyle özetler:

 

a)Tedavi çerçevesinin istikrarı. Düzenli buluşma saatlerini, seanslara zamanında başlama ve bitirmeyi, tedavinin başında tedavi kurallarının ve ücretin belirlenmesi, temel anlaşmadan sapmaların seanslarda görüşülmesini içerir.

 

b)Terapistin daha aktif olması. Terapist sınır vakaların seanslarında nevrotik hastaların seanslarına oranla daha çok konuşur. Bu doğrudan aydınlatma çalışmasının ötesinde, hastayı gerçekliğe bağlamaya ve vakaların yapılandırılmamış terapi ortamında geliştirmeye yatkın oldukları şiddetli aktarım çarpıtmalarını engellemeye yöneliktir. (Ayrıca terapistin “çok konuşması” hastada oluşan boşluk ve hiçlik duygularına karşı geçici bir çözüm de olur)

 

c)Terapistin olumsuz aktarım tepkilerine tahammülü. Terapist sınır vakaların sözel saldırıları karşısında öç almaya veya geri çekilmeye yönelmeden sabit kalmalıdır. Bu tutum sayesinde hastanın özellikle yakınlarıyla ilişkisinde ortaya çıkan saldırganlık incelenebilir duruma gelir.

 

d)”Şimdi ve burada” sürecinde hastanın eylemleriyle duyguları arasındaki bağı kurma. Sınır durum grubunda yer alan hastalarda eylem hoş olmayan duygulardan haberdar olmaya karşı en önemli savunmadır. Bu tür bir haberdarlık özerklik ve kendini kontrol bakımından çok önemlidir ve bu nedenle hastanın hissettiği şeylerle davranışları arasındaki bağı göstermek gerekir.

 

e)Kendine zarar vermeye yönelik davranışları ödüllendirmeme. Sınır vakalar bazı arzularını tatmin etmek ya da kaygıdan kurtulmak için başvurdukları eylemlerin kendine zarar verici yönlerini görmemekte ısrarlıdırlar. Terapist sürekli olarak hastanın uyuşturucu kullanma, rasgele cinsel ilişkiye girme, manipülatif davranışlara yönelme ve uygunsuz öfke patlamaları gibi eylemlerine dikkat çekmeli, bu eylemlerin nedenlerinden çok sonuçlarına odaklanmalıdır.

 

f)Eyleme koyma türündeki davranışları engelleme. Terapist hastanın, kendisinin ya da terapinin güvenliğini tehdit eden davranışları sınırlamalıdır. Eyleme koymalar üzerinde çalışma nevrotik vakalarda hastanın içgörü kazanmasına hizmet ederse de sınır vakaların aktarımdan haberdar olmasını engelleyerek tedavinin ilerlemesini ketler.

 

g)Aydınlatma ve yorumlama çalışmasında “şimdi ve burada” sürecine odaklanma. Erken gelişimsel yorumlar ve yeniden kurgulamalar doğrudan yaşanan süreçlerden uzaklaşmaya ve tehlikeli patolojik davranışlara neden olduğu gibi verimli sonuç da vermez.

 

h)Karşı aktarım duygularını denetleme. Sınır vakalarla çalışan terapist yoğun duygu bombardımanı altındadır ve bunlar gerçekten zararlı sonuçlar verecek karşı aktarım eyleme koymalarına neden olabilir.

 

Not: Parantez içindeki yazılar bana aittir.

Kullanılan kaynak: Saffet Murat Tura Günümüzde Psikoterapi

(Metis Yayınları)

Otto Kernberg Sapıklıklarda ve Kişilik Bozukluklarında Saldırganlık (Metis Yayınları)

 

Özlem Boğoçlu

Sosyal Hizmet Uzmanı

 

 

Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA