http://psikiyatrivehayat.com

 

  KISA KISA

 

Yardım etme ve bağımlılık

 

Başkalarına yardım etme, bazen bağımlı özelliğimizi gizleyen bir maske olabilir.

 

Bahsettiğim türde yardım etme çeşitli anormallikler içerir.

 

Örneğin, lokantada garsona bir yemekten sonra 500 lira verirseniz, bu anormal bir durumdur.

 

Bir insana ihtiyaç duymadığı halde yardım edersiniz.

 

Bu yardım saçma olabilir. Örneğin, giysileri gıcır gıcır olan bir kişiye ceket, pantolon, kazak yardımı yapabilirsiniz.

 

Bu yardım talep edilmemiş bir yardım olabilir.

Kişinin giysiye ihtiyacı var gibi görünür. Ama kişi mevcut giysileri ile yaşamaktan mutludur veya yeni bir giysi almak istemez. Belki yeni bir elbise almak ister, ama bunu bir başka kişiden yardım olarak almak istemez. Ama siz bu kişiye palto, hırka, etek hediye edersiniz.

 

Genç bir hanım yanınıza gelir. Size sıkıntılarını anlatmaya başlar. İyi bir insansınız, ona yardım etmeye karar verirsiniz. Bu hanımın koruyucusu olmaya karar verirsiniz.

 

Örneğin: 1971 yapımı Emine adlı filmde, Patron rolündeki Ekrem Bora, temizlikçi kız Emine rolündeki Filiz Akına yardım etmek ister. Bu yardım Emine’nin istediği seviyenin çok üstüne çıkar. Patron, Emine ile evlenmek ister. Ama Emine, patronun kardeşini (Tarık Akan) sevmektedir.

 

Bütün bu yardım etme şekillerinde, bir insanın ruhunu kontrol altına almaya yönelik bir motivasyon vardır.

 

Başka bir tutarsızlık yardım eden kişinin içinde bulunduğu durumdur.

 

Başkalarına yardım ederken kişi kendi ihtiyaçlarını görmezden gelebilir.

Kendisi için ayırdığı doktor parasını iyilik olsun diye bir kişiye verebilir. Muayene olmaya gitmeyebilir.

Çocuklarından veya yakınlarından kendisini doktora götürmesini isteyebilir.

Sultanahmet'te dilenir, Ayasofya'da sadaka verir.

 

 

 

Yaratıcılık

 

Yaratıcı olmak, her zamanki geleneksel biçimlerden farklı düşünmek veya davranmak anlamına gelir.

 

Ana babalarımız, öğretmenlerimiz vs yani otorite konumundaki kişiler bize her zamanki gibi, klasik, geleneksel bir şekilde davranmamız, düşünmemiz gerektiğini söyler.

 

Yaratıcı olmak otorite ile çatışmayı içerir.

 

Sanatçıların sıra dışı ve “özgür” tarzlarının nedeni biraz bu yüzdendir.

 

Sıra dışı olmak arzusu, narsistik enerjimizden beslenir.

 

Pek çok sanatçı başlangıçta otorite ile çatışarak kariyerine başlarlar. Abartılı bir şekilde soyunurlar (Örneğin, yakınlarda Madonna’nın gençlik döneminde çektirdiği çıplak fotoğrafları ortaya çıkarıldı). Abartılı marjinal fikirler savunurlar. Genel bir beğeni düzeyine ulaştıkça bu ilk tutumlarını terk ederler.

 

Sanatçı sıra-dışı olan ile otorite arasında bir uyum sağlamayı başardığı oranda kabul görür ve “başarıya” ulaşır.

 

Sanatçının şöyle bir sorunu olur:

Yaratıcı olanı sonuç olarak “otoriteye” beğendirmek zorundadır.

 

 

Ölüm

 

Bayan N. ile intihar isteği hakkında konuşuyoruz.

 

Sonunda onun ölüm isteğinin aslında onu strese sokan ortamdan uzaklaşma isteği olduğuna karar verdik.

Ölümü bir problem çözümü olarak kullanabiliyoruz. Artık en bunaldığımız ve içinden çıkamadığımız durumlarda gidilecek son yer orasıdır (ölümdür).

 

İlişki ve kopukluk

 

Görüştüğümüz ve sevdiğimiz bir insandan zaman zaman uzaklaşırız.

Bir süre sonra onunla yeniden görüşürüz.

 

Bu uzaklaşma haberli ve bilinçli bir şekilde olabilir.

 

Ama birçok zaman habersizce, bir şey söylemeden örneğin her gün görüştüğümüz bir arkadaşımızla görüşmemeye başlarız.

 

İlişkiden, habersizce, “çaktırmadan” uzaklaşırız.

 

Haber vermeden bir insanla ilişkiye ara vermek veya koparmak, bizim kendimizi ifade etmemizle ilgili bir rahatsızlığı gösterir.

 

Karşımızdaki insanın bizi serbest bırakmayacağı (özgür bırakmayacağı) şeklinde bir bilinçdışı düşüncemiz vardır.

 

Bu engellenme ile karşılaşmamak için, karşımızdaki insana haber vermeyiz.

 

Bir başka neden ise karşımızdaki kişiye karşı duyduğumuz bilinçdışı öfkedir.

 

Bazen de bir sevgili diğerinden “koparak” ayrılır. Bu vahşice ve travmatik bir yaşantıdır.

 

Koparak veya habersizce ayrılma davranışı, içimizdeki egoların bütünlüğü olmamasından kaynaklanır.

 

İçimizdeki egolar arasında bir bağ kurduğumuz ölçüde, kendilik bilincimiz (benlik algımız) daha güçlü bir hale gelecektir. İç çatışmamızı daha fazla kontrol altına almayı başaracağız.

 

 

Dr.Kubilay Boğoçlu

Psikiyatri Uzmanı

 

http://psikiyatrivehayat.com