Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA

 

 

Psikolog ve çocuk

11 Eylül 2009 Cuma

 

Psikolog Fiona Faraci psikanalitik bir teknik kullanarak çocuklarla çalışıyor.

 

Çocuk dünyası “kolay ulaşılır” gibi gözükür. Ama bu kolay ulaşırlık aynı zamanda çocuğu anlamayı zorlaştırır.

 

Çocukla “oyun oynayan” bir terapistin, aynı zamanda çocuğun ruhsal derinliğini anlamaya çalışması birbiri ile direkt örtüşmeyen iki ayrı boyutu oluşturuyor.

 

Çocuğu derinlemesine kavrama ama aynı anda onunla eğlenceli zaman geçirme terapi ortamında önemli oluyor.

 

Psikanalitik bakış açısı terapiste bu zorluğu aşacak bir algı kazandırabiliyor.

 

Bana bir masal anlat baba içinde İstanbul olsun (Y.Türkü)

 

Şüphesiz ruhumuzu ilk bütünleştirdiğimiz yer masal dünyasıdır. Masal dünyası bize kişiliğimizi ve kişisel özgürlüğümüzü altın bir tepsi içinde sunar.

 

Psikolog Fiona Faraci çocuk ve masal arasındaki ilişki üzerine düşünmemizi sağlayan bir yazı yazdı.

 

Fiona’nın yazısını okuduktan sonra masalla ilgili küçük bir araştırma yaptım.

Kanada’da yazılmış bir makale bana ilginç geldi.

Bu makale bir çocuk hastanesinde, masallar oynayan (anlatan) bir tiyatro grubu ile ilgiliydi.

 

Makale sıcak, sevimli ve duygu doluydu.

Makalenin özeti aşağı yukarı şöyle idi:

 

Kuyruk tiyatrosu (tiyatronun kuyruklu çocukları)

Ami Rokach PhD, Raan Matalon

 Tails’ – A fairy tale on furry tails: A 15-year theatre experience for hospitalized children created by health professionals

Paediatr Child Health 2007;12(4):301-304.

 

Bir hastane ortamı düşünün, uzun süre hastanede yatan çocuklar! Onlara eşlik eden ana-babalar. Monotonluk duygusu. Ümitsizlik ve gerginlik.

 

Kanada /Toronto’da bir çocuk hastanesinde doktorlar yaratıcı bir girişimde bulundular.

Hasta çocuklara masallar anlatan, oyunlar sergileyen bir çocuk tiyatrosu kurdular.

 

Hastanenin kasvetli duvarlarının içinde, birdenbire renkli masal kahramanları ortalığa çıkıverdi.

 

Böylece ilk defa bir çocuk hastanesinde, hasta çocuklara sürekli oyunlar sergileyen bir hastane tiyatrosu oldu.

Başlangıçta dünyada tek olan bu deneyim başarı kazandıkça başka çocuk hastaneleri tarafından da uygulanmaya başlandı.

 

1992 den beri, her Perşembe çocuk tiyatrosu çocuklara masallar anlatıyor.

 

Seyretmeye gelen çocuklara tavşan kulak veriliyor. Quincy Taylor, oyunculara ve seyircilere “kuyruk” dağıtıyor. Oyun odası, hayvanların büyülü dünyası ile canlılık kazanıyor.

 

Yalnızca tavşan Honey Bunny, geç kaldığı için, Quincy Taylor’dan bir kuyruk alamıyor ve kuyruksuz kalıyor.

 

Kartal Joe, Venüs yolculuğuna çıkarken, hangi çocuğun kendisine eşlik edeceğini soruyor.

 

Çocukların hepsi ona eşlik etmek istiyor.

Ben, ben diye bağırıyorlar. Ben gelmek istiyorum!

 

Ama kartal Joe, üzgün bir şekilde çocuklara diyor ki:

“Pilot kabini çok küçük, üzgünüm çocuklar, kuyruklu bir çocuk pilot kabinine sığamaz”

 

Bütün çocukların aklına birden tavşan Honey Bunny geliyor. Çünkü onun kuyruğu yok.

 

Honey Bunny oyuna geç kaldı ve bu yüzden bir kuyruk alamadı. Ama bu eksikliği ona bir şans getirdi. Kartal Joe ile Venüs gezegeni seyahatine gidecek.

 

Masalı anlatan Penguen şu şiiri okuyor:

 

Tavşan Honey, kötü başladı oyuna iyi oldu sonu,

Tavşan Honey özel biri

Ama farkında değil özel olduğunun

Hepimiz böyle özel ve değerliyiz.

Hepimizin var gideceği şanslı bir yolu,

Üzülme bulamadın diye bir kuyruk veya şunu bunu…

 

Müzikal oyun herkesin katıldığı şu şarkı ile bitiyor:

 

“Herkes kendi yolunda şanslıdır, kendi yolunda özeldir”

 

1992 yılında Tiyatro, Dr. Koren’in girişimi ile başladı. Hastanede çalışan memurlar, teknisyenler, personel tiyatronun gönüllü oyuncuları oldu.

 

1992 yılından beri Tiyatro kesintisiz olarak gösterilerini sürdürüyor.

 

Hasta çocukların % 80 i bir hafta içinde hastaneden çıkıyor.Dolayısıyla pek çok çocuk, tiyatroyu tekrar seyretmiyor.

Ama uzun süre yatan çocuklar oyunu tekrar tekrar seyrediyorlar. Replikleri ezberliyorlar. Oyuncuların hata yaptığı yerlerde müdahale ederek oyuncuların hatalarını düzeltiyorlar.

 

Ben’in öyküsü

 

Ben 4 yaşında karaciğeri hasta olan bir çocuk. Karaciğer nakli yapıldı. Bu nakil sırasında sorun çıktığı için hastanede uzun süredir kalıyor.

 

Ben bütün oyunlarda ön sırada oturur. Her zaman oyuncularla birlikte dans eder.

 

Oyunun şarkıları çalmaya başladığında heyecanlanır ve dikkatle dinler.

 

Ama Ben’in yeni karaciğeri sorun çıkardı. Ne yazık ki Ben öldü.

 

Annesi Ben’in cenaze töreninde tiyatro grubunun da bulunmasını istedi.

Oyun grubu kiliseye Ben’i son yolculuğuna uğurlamak için geldi.

Kilisede Ben’in sevdiği “kuyruk” şarkıları çalındı.

 

Annesi: Ben “bu şarkıları dinlemek isterdi” dedi.

 

Bir Annenin öyküsü: Bayan Mary

 

Çocuklara masallar oynadığımız bir Perşembe günüydü. Bir kadın eğlenceli topluluğumuza katıldı. Şarkılar söyledi, dans etti. Ama üzgün görünüyordu.

 

Tiyatronun sonunda onun heyecanından eser kalmamıştı.

 

Bayan Mary’nin kızı bizim hastanede kanserden ölmüştü. Terapisti Bayan Mary’e psikolojik tedavisinin bir parçası olarak kızının mutlu olduğu beş tane yere gitmesini önermişti.

 

Bayan Mary’nin geldiği ilk yer işte bizim tiyatroydu. Bu “oyun” ortamında bir kere daha kızı ile yoğun bir ilişkiye girmeyi başarmıştı.

Çev: Dr.Kubilay Boğoçlu

Not: Bu metinin çevirisi orijinalinin aynısı değildir. Yorum yapılmıştır

 

   Psikiyatri ve Hayat- ANASAYFA