İnsanın Ayak
İzinde
24 Şubat
2008 Pazar
Karşımızdaki kişi bize bir rol verir
!
Ummadığımız bir anda bir hırsız tarafından soyulabiliriz.
Gaspa uğrayabiliriz. Taciz ve travma ile
karşılaşabiliriz. Kurbanlar hemen şu soruyu sorarlar;
Neden ben?
Bir arkadaşım av ve avcı arasında aslında tesadüfî olmayan
bir ilişki olduğunu sıkça söylerdi.
Avcı hayvan avını seçerken, kendi deneyimleri ve içgüdüsü
ile oldukça başarılı sonuçlara ulaşır. Avcı avı yakalama sezgisine sahiptir.
Avda avlanacağı sezgisine sahiptir.
Bizim bilinçdışı dediğimiz şey aslında bu “hayvani,
içgüdüsel” yanımızdır. Biz karşımızdaki insana bir rol verirken, karşımızdaki
insanda bize bir rol verir. Bir ortama birbirini tanımayan bir sürü insan
yerleşsin, bir süre sonra tesadüfî olmayan bir kümelenme oluşacaktır.
Narsist ve Histerik özellikli kişiler ışığı
pırıltıyı övgüyü, yergiyi ve çatışmayı seçecektir.
Depresif kişilik özelliği olanlar, acıyı,
şefkati, kederi, kurtarma ve kurtarılmayı seçecektir.
Çocuksu ve bağımlı özelliği olan kişiler, yaslanabilecekleri
ebeveyn rolü içindeki kişilerin veya kurumların yanında olmak isteyeceklerdir.
Antisosyal ve sadistik
dürtülü kişiler, mazoşistik kişileri ve dürtü kısıtlaması
olmayan ortamları seçecektir.
Karşılıklı rol vermenin en temelinde çocuğun babalık
(fallus-totem) sistemi içine kabul edildiği, çocuğa isim verme onu kabul etme
eylemi vardır. Bu tören pek çok kültürde önemsenir. Çocuğa bir isim bir kimlik
verilir, cinsiyeti kabul edilir ve babalık-fallik
sistem içine alınır. Çocuk hayatının en büyük rolünü almıştır.
Pek çok kereler hissettiğimiz anlamsızlık ve hiçlik
duyguları aslında sembolik anlamda babalık sistemi-fallik
sistem dışına çıktığımızı gösterir. Babanın-totemin yasasının dışına çıkmak
bizde bir fenalık, anlamsızlık hissi yaratacaktır. Bu aslında fallus tarafından
tanınmadığımız, değersiz bir şekilde sosyal alanın dışına atıldığımız bir
psikolojik pozisyonun içimizde uyandırdığı duygudur.
Ör. Nazi Almanya’sında vatan hainliği ile suçlanan,Wolfgang
Borchert ikinci dünya savaşı sonrası “dışarıda
kapının önünde” diye bir oyun yazmıştır.
Fallus (baba totem) un kuralları ve taciz
Örneğin H. öğretmen T. şehrinde, lisedeki sınıfına girer. Y.
şehrinden buraya gelmiştir. Sadistik özelliklere
sahiptir. Kimse onu tanımamaktadır. H’nin davranış
biçimi, öğrenciler üzerinde korku ile bir otorite oluşturma şeklindedir. İlk
derste bir öğrenciyi döveceği kesindir. Nitekim bir kolunun üzerine uyur gibi
yaslanmış bir öğrenciye, Selim’e ilk tokadını atar. Sınıfta buz gibi bir hava
olur.
Neden bu öğrenciyi seçmiştir?
Ne öğrenci öğretmeni ne de öğretmen öğrenciyi daha önceden
bilmemektedir. Bu ilk karşılaşmadır.
Selim, H’yi gevşemiş, uyuklar gibi
bir pozisyonda dinliyordu. H ise yüksek bir saygı görmek istiyor. Hatta
kendisinden korkulmasını istiyor. Onu dinleyenler kasılmış, gergin bir şekilde
onu dinlemeli. Selim’i seçme nedenlerinden biri budur. Onu gevşemiş bir
pozisyondan kasılmış bir pozisyona getirmiştir.
H, Selim’in ego alanına bu kadar rahat girip çıkarak, sınır tanımadığını ilan etmiş oluyordu.
Bu fallik göndermesi de olan bir giriş çıkıştır.
Erkeklik algısının abartılı olduğu ortamlarda, bu giriş
çıkışın homoseksüel bir anlamı da olur. Örneğin, erkekliğin ve savaşçılığın
yüceltildiği Sparta şehrinde askerlerin yani erkek
yurttaşların yetişkin hale gelmeleri için homoseksüel bir ilişkinin iyi olacağı
düşünülüyordu.
Ergenlerde de benzer bir davranış ve düşünce içeriği
gözlenebilir. Ergenler kendilerini saldırgan fallik
olarak ifade ederler. Penis merkezli küfür etme davranışını sık gösterirler. Bunu
yaparken diğer ergen erkeklere sembolik giriş
çıkış yaparlar. Saldırganlıklarını bu şekilde erotik (seks içerikli) bir
hale getirirler. Bu erotikleştirme, bilinç düzeyinde penise sahip olan tarafın
kendileri olduğu, karşı taraftaki erkeğin penisten mahrum bırakıldığı bir sembolizasyonu içerir. Ama saldırgan çoğu zaman
saldırganlığını kendisi gibi bir ergene yönelttiği için aynı zamanda onunla
özdeşleşmektedir. Dolayısıyla bilinç düzeyinde saldırgan olan taraf kendisi
iken bilinç dışında kendisinin pasif kalan, penisi olmayan taraf olduğu sembolizasyonunu da oluşturur.
Bu küfürler aslında iki tarafında, küfür edenin de edilenin
de kurallara uyması (fallusun, totemin kurallarına) için bir ihtar gibidir.
Eğer kurallara uyulmazsa karşı tarafa bu giriş çıkış olacaktır.
Küfür eden ergen kendini hadım eden baba (fallus-totem)
yerine koyar. Pasif ergene giriş yaparak ‘bir kadın gibi’ onu kastre etmektedir.
En çok kullanılan küfür, diğer ergenin annesine küfür
etmektir. Böylece küfür eden ergen pasif ergenin annesine sembolik olarak vajinal giriş çıkış yapacağını söyler. Saldırgan ergen,
pasif ergenin ego alanına (yaşam alanına evine veya bedenine) annesi kanalıyla
rahatça girebileceğini ifade eder. Burada saldırgan ergen fallusun uygulayıcısı
haline gelmiştir. Yani saldırgan ergen bir baba sembolü olarak ortaya çıkar,
annesine yönelik cinsel talebi ile pasif ergeni kastrasyon
duygusu yaşadığı çocukluk dönemine geri iter. Onda kastrasyonu
yaşadığı dönemdeki sıkıntılı ensestiyöz vazgeçiş
duygularını yeniden yaşatır. Pasif ergeni korkutmaya çalışır.
Burada iki ergen için de korkutucu olan iki ergenin
özdeşleşmesi ve bunun sonucu doğan ensestiyöz
gerilimdir.
Anal yoldan çıkışın, büyük tuvaletin, çocuğun kendisi
tarafından kontrol edilmesi istenir. Fallusun (baba totemin) yasalarından biri
de budur. Eğer anal yoldan ergenin isteği dışında bir giriş çıkış oluyorsa bu
yasa uygulanamıyor demektir.
Saldırgan ergen, pasif ergenin anal kontrolünü alarak
fallusun yasasındaki gibi kontrol eden taraf haline gelir. Ama bilinç dışında
kendi kontrolünün de başka bir ergen tarafından elinden alınacağına dair
korkuları vardır.
Ergenlik oedipal kuralların
sorgulandığı, test edildiği bir dönemdir. Ergen sıkıştığı noktada küfür eder.
Küfür ederken kendisini hadım eden ( korkunç ) babanın yerine koyar. Böylece
bir anda bir kural koyucuya dönüşür. Pasif ergen ise onun tarafından hadım
edilen erkek çocuktur. Bu sembolik hadım etme eylemi ile pasif ergeni babalık
kurallarının içine yeniden sokmaya çalışır. Ama bunu yaparken saldırgan ergen
de kural dışı davranmaktadır.
Ergenlik bu anlamda negatif, olumsuzdan kalkarak olumlunun
keşfedildiği, kuralların uygulanmamasının korkutuculuğunun küfür yoluyla
anlatıldığı bir dönemdir.
Ama kurallar uygulansın diye, iyi bir şey yapmak için neden
bu olumsuz içerik (küfür) sık sık tekrarlanır?
Ergenler bu küfürleri etmekten hoşlanırlar, çünkü bu olumsuz
içerikte de oedipus kompleksinin
oluşmasından önce, ilkel egonun doyum aldığı ilkel doyum kaynaklarının verdiği
bir haz vardır.
Sürünün dominant erkek lideri nasıl soyut totem
haline geldi?
Hayvan sürülerinde dominant erkek, ergen erkekleri sürüden
atar. Genç erkekleri sürü alanının (daha sonra oluşacak ego alanına
benzetebiliriz) dışına atar. Diğer erkekler, baba ile (dominant erkek) mücadele
edecek güçleri olmadığı için, babanın egemenlik alanına, sürünün alanına, kaçak
giriş çıkışlar yaparlar.
İnsanı insan yapan süreçte totemin oluşumu önemli bir
aşamadır. Totem kendi kurallarını koyduğu için bütün erkekler Totem-fallus’un
yasası altında “kardeşçe” yaşarlar.
Hayvan sürüleri bu sembolik dönüşümü yapamadılar ve kendi sürü
döngülerini aşamadılar.
Beyin parça parça incelenirse
aslında çok övündüğümüz beynimizin de hayvanlar karşısında üstün olmadığını
anlıyoruz.
Örneğin insan beyni bir kambur balina veya bir fil kadar
yüksek haritalandırma ve hafızaya alma yeteneğine sahip değil. Bir fil çok
geniş bir arazide su kaynaklarını hafızasına kaydeder. Daha sonra gerektikçe
onları ziyaret eder. Bir insanın bunu yapması şu haliyle imkânsızdır.
Bir kambur balina kendi içindeki yön bulma sistemi sayesinde
dünyanın etrafını bedensel yetileri ile dolaşır. Bir insanın herhangi bir cihaz
kullanmadan bunu yapması imkânsızdır.
Ama insan bir bütün olarak bütün hayvan toplulukları
karşısında bir dominantlık durumu oluşturmuştur. Bunu sağlayan en önemli
aşamalardan biri fallik-totem sisteminin
oluşturulmasıdır.
Totem yasası insanlığın gelişimi için Hamurabi
kanunlarından çok daha üstün ve yaygın bir niteliğe sahip olmuştur.
İnsanlığın ana gövdesine en uzak gelişim çizgisi izleyen
Avustralya yerlileri bile ensest ve totem yasalarına
sahiptir (Totem ve tabu-Freud). Totem kanunları bütün insanlığın kanunları
olmayı başarmıştır. Muhtemelen insanın büyük göçünden, Afrika’dan çıkışından
önce totem kanunları oluştuğu için bütün insanlığa mal olmuştur.
Diğer erkek hayvanlar (dominant olmayanlar) sürü alanına
kaçak giriş çıkış yaparlar. Totem kanunlarına göre ise dominant olmayan
erkekler sosyal alana (“sürü alanına”) rahatça giriş çıkış yapabilir. Öyleyse
sürü alanına giriş çıkış yaparken babanın koyduğu yasak nereye kaybolmuştur.
Bu yasak oedipus kompeksine dönüşmüştür. Erkek çocuk dominat
babanın sosyal alanına girerken hadım edilmeyi kabul eder. Böylece yasak
vajinaya giriş yapamayacaktır. Babanın erkek çocuğun penisini tanıması için
erkek çocuğun da fallusu tanıması gerekmektedir. Fallus-totem bir dizi yasak
koyar. Erkek birey bunlara uyduğu sürece sosyal ortamda yaşamaya hakkı vardır.
Artık yeni yasalara göre bütün erkekler totem alanına
girebilir. Sürünün alanına girme yasağı, yasak vajinaya girme yasağına
dönüşmüştür.
Totem kardeşliği
Örneğin Ahmet ve Selçuk’un arkadaşlıklarını inceleyelim.
Ahmet’in babası kaymakamdır ve bir zamanlar L. İlçesinde
kaymakamlık yapmıştır.
Yıllar sonra Ahmet İstanbul’da üniversitede okumaya başlar.
Babası öleli çok olmuştur. Okulda L. Kasabasından bir zamanlar tanıdığı Selçuk’un
da olduğunu görür. Samimi arkadaş olurlar.
Selçuk’un babası eskiden kaymakamlıkta çalışan bir memurdur.
Ahmet’in kaymakam babası bir olaydan dolayı Selçuk’un memur babası için
soruşturma açtırmış, bu soruşturma ile aktif olarak ilgilenmiş ve Selçuk’un
babasının ceza almasını sağlamıştır. Selçuk’un babası aldığı cezanın ve
hastalığının etkisi ile bir süre sonra ölmüştür. Selçuk’un ailesinde ve
İlçedeki insanların bir kısmında kaymakama karşı bir tepki oluşur.
Aslında Ahmet ve Selçuk arasında bir düşmanlık olması
gerekirken, bu iki genç iyi arkadaş olurlar.
Selçuk’un annesi onun Ahmet’le arkadaşlık yapmasını istemez
ve oğlu için endişelenir.
İki düşman ailenin çocukları dost olmuşlardır.
Bu sıra dışı, şaşırtıcı durumu anlamak ancak Ahmet ve
Selçuk’un oedipus kopmpeksinin
kuruluşunu anlamakla mümkün olabilir.
Ahmet’in bilinç dışında zalim babasının kendi ego alanına
rahatça girip çıktığı algısı vardır.
Zalim babası başka insanları cezalandırırken, Ahmet
kendisinin de cezalandırılabileceğini hissetmiştir. Zalim babanın arzu ve hırsı
o kadar güçlüdür ki, fallusun tarafsız ve adil olması gerekirken, ihtiraslı ve erotize bir fallus söz konusudur.
Ahmet’in anal-defansif yanı daha
güçlü olacaktır ve erkek otorite karşısında tacize uğrama hassasiyetine sahip
olacaktır.
Selçuk’un babası ise kastre
edilmiştir. Cezalandırılmış ve sosyal alanın dışına atılmıştır. Selçuk fallik olarak tanınması zor bir insan olmuştur artık. Onun
erkekliği ve gücü elinden alınmıştır.
Ahmet’in anal defansif hassasiyeti
Selçuk’un hadım edilmiş, fallus alanının dışına itilmiş erkekliği ile
arkadaşlık etmeye çok uygun gözükmektedir. Bu iki ‘yaralı’ insan geçmişin travmasını aşmak için birbirlerine bir fırsat daha
sunmaktadırlar.
Dominant babanın kendisi de fallus-totem olamaz,
olmamalıdır. Olursa sorunlar çıkmaya başlar. Fallus dominant babayı sembolize
eder ama dominant babanın kendisi fallus-totem değildir. Yani dominant baba da
kurallara uymak zorundadır. Toteme boyun eğmek zorundadır.
Zalim hükümdar sembolü dominant babanın aynı zamanda
kendisini fallus-totem ilan etmesi anlamına gelmektedir.
Hitler, Korkunç İvan, Kazıklı
Voyvoda gibi zalim hükümdarları düşünün, bunlar zalim baba sembolleridir.
Başkaları tecavüz ederse öldürürse cezalandırılır. Ama zalim
hükümdar bunları rahatça yapabilir.
Zalim hükümdar olmak aslında kastrasyonu
ve babanın yasasını reddetmek anlamına gelir. Bu kişiler için yasa yoktur çünkü
onlar yasanın kendisidir.
Bu kişiler fallus ve penisi eşitlemişler, fallus-totem
yasasını (yalnızca kendileri için) bozmuşlardır.
Fallusu erotik, sadistik penis
haline çevirmişlerdir. Somut olarak Kazıklı Voyvoda da olduğu
gibi.
Kendilerini Tanrı ilan eden Mısır Firavunlarının, penisi
fallusa çevirmesi bir başka örnektir. Böylece bu imparatorlar yasak vajinaya
giriş yapmışlardır. Yani kız kardeşleri ile evlenmişlerdir.
Kubilay Boğoçlu
Psikiyatri Uzmanı
24 Şubat 2008 Pazar/ Harbiye