Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA

 

 

İnsan olarak çeşitli psikolojik pozisyonlara girip çıkabiliriz. Belli bir süre bir pozisyonda kalabiliriz.

Bütün bu pozisyonlarımız dünyayı algılamamızı büyük bir ölçüde değiştirebilir.

 

Paranoid Pozisyon (sabit,tutucu,katı,sağlam,yerli)

 

Bir arkadaşımla görüşmeye gidiyorum, B’de oturuyor, daha önce evine hiç gitmemiştim, gece B ye vardım, ortalıkta kimseler yok, bir sokakta üç kişinin ölümcül bir kavgaya tutuştuğunu gördüm, korkmaya başladım.

Yaşam ve ölümün her zaman aklıma gelmeyen kırılgan dengesini çok daha güçlü bir şekilde hissediyorum.

Psikolojik pozisyonum için artık paranoid pozisyon denebilir.

O sırada sokakta olan herkesten şüphe edeceğim.

Belki evimde kalıp dış dünyaya açılma (arkadaşımla görüşme) isteğim olmasaydı başıma bunlar gelmeyecekti.

Dış dünya tehlikeli, tehlikelerle dolu. Kendimi korumak için, tutucu, katı, iç dünyaya ait, kapalı, yerinden kıpırdamayan bir pozisyonda olmalıyım.

 

Şizofrenik Pozisyon (yersiz-yurtsuz,akışkan,muhalif,değişken,esnek…)

 

Başka bir örnekte de kendimi bir şizofren gibi düşünebilirim. Evi olmayan, bir battaniye veya uyduruk kutulardan yapılmış bir köşede, sokakta yaşayan biri.

Pek çok gereksiz hırstan arınabildiğim için, esnek.

Çocuksu ve masum olabildiğim için değişken…

 

Dr.İlker Özyıldırım’ın psikiyatri profesyonellerine, bu sene, yaratıcılıkla ilgili bir sunum yapmıştı.

Bu sunumun slaytları şunlardır:

 

 

 

YARATICILIK  ÜZERİNE



İLKER ÖZYILDIRIM

 

 

SORULAR…

 

Yaratıcılık nedir?

İnsan neden yaratır?

Yaratıcılık sosyal / psikolojik olarak nereye yerleşir?

Yaratıcılığın işlevi nedir?

Yaratıcılık süreci nasıl işler?

Yaratıcı kişinin başat özellikleri nelerdir?

Yaratıcı kişi hasta mıdır?

 

 

 

 

 

Yaratıcı pozisyonun yeri

 

Paranoid Pozisyon (sabit,tutucu,katı,sağlam,yerli)

Bilim  

Felsefe

Sanat

 

Şizofrenik Pozisyon (yersiz-yurtsuz,akışkan,muhalif,değişken,esnek…)

 

 

 

 

 

 

Yaratıcılık nedir…

 

 

varoluşa getirmek”

 

“ yeni bir şeye varlık kazandırma süreci”(R.May)

 

..dış gerçekliğe yönelik tutumların bütününü renklendiren şey..”

 

..beni ilgilendiren yaratıcılık evrensel bir şeydir, canlı olmaya ait bir seydir..” (winnicott)

 

“…yaratıcılık insanın yetersizliklerini telafi etmesidir…” (Adler)

 

 

 

 

 

Yaratıcılık ve Varoluş

 

 

Ölüm,

Anlamsızlık,

Yalnızlık,

Dünyaya fırlatılmışlık,

Kendini gerçekleştirme,

Seçim

                           kaygıları

 

 

 

 

 

 

 

 

     böylece yıkımlar bana düşünmeyi öğretti,

       zamanın gelip aşkımı götüreceğini

       bu düşünce ölüm gibi, değiştiremez

       yalnızca ağlar,

       yitirmekten korktuğuna sahip olduğu için”

                                                                          Shakespeare

 

 

 

 

 

 

Yaratıcılar Kimlerdir?

 

Korunup kollanmış, ortaya bırakılmamış şanslılar

 

Çocuklukta kollanmamış, ortaya bırakılmış şanssızlar

 

Ara grup

       -temel zorluklarla az çok başetmiş

       -sağlıklı gelişim eğilimi de taşıyabilen dağılma tehdidi

       -acaba dahiler onlar mı?

 

 

 

 

 

 

Yaratıcılık ve Deneyim Alanı

 

Diğer insan ve nesnelerle yaşanan ilişkiler (dışsal alan)

 

İnsanın kendi bünyesinde yaşadığı ilişkiler ( içsel alan- rüya, fantezi)

 

Kültürel yaratı alanı ( ara alan- din, sanat, oyun..)

        - omnipotans duyumu

        - geçiş alanı, geçiş nesnesi

        - optimum annelik, yeterli uyum, yeterli frustrasyon

        - fanteziden pay alan, fazla abartmayan, bütünlüğü sağlayabilmiş bir “yemek” yaratısı…

        - yaratının, karşılaşmanın, eşzamanlılığın coşkusu

 

 

 

 

 

Freud ve Yaratıcılık

 

Sanatçının kişiliği

       *alışılmışın üstünde dürtü yoğunluğu

       *bastırma gevşekliği

       *yüceltme konusunda olağanüstü kapasitesi

 

Sanatçının çocukluk ve güncel yaşantıları

 

Çocukluk çağına ilişkin istekler

 

 

 

 

 

 

Hangi bilinçdışı istekler?

 

             ..bu dürtü elastikliği, yaratıcı süreç boyunca ide yaklaşma ve ondan uzaklaşma biçiminde süren hareket kapasitesini açıklar.Bunun ötesinde, yaratıcı kişilerdeki bu enerjik elastisitenin onların oralite eğilimlerinin ön planda olmasıyla birlikte olabileceğini sanıyorum..”  (E.Jacobson)

                                                                             

            ..kültürel uğraşta kullanılan güçler temel olarak cinsel uyarılmanın sapkın olarak tanımlanan unsurlarının baskılanmasından kaynaklanır..” (S.Freud)

 

 

Oral, anal, ödipal, teşhirci, saldırgan…                        

 

 

 

 

 

R.May’in psikanaliz eleştirisi

 

Yaratıcılığın kendisi değil bir ürünü ile ilgileniyorlar.

İndirgeyicidirler.

             -ego hizmetinde regresyon

Edilgenlik yaratıcılığa eşitlenir.

Yaratıcılığı nevrozun bir yan ürünü olarak görüyorlar.

Yaratıcılığı bir yan ürün olarak görüyorlar (sublimasyon,dürtü aktarımı)

 

 

            ..empatik yaklaşmayı benimsediğim için yaratıcılığın bir diğer sürece indirgenerek anlaşılmasını ya da özde nevrozun bir dışavurumu olarak alınmasını kabul etmiyorum.Yaratıcılık sağlığın en yüksek derecedeki betimi,normal kişilerin kendilerini gerçekleştirme edimlerinin bir dışavurumu olarak keşfedilmelidir..”

 

 

 

 

 

R.May’in psikanaliz eleştirisinin eleştirisi

 

 

Yaratıcılığı içkin/mutlak bir yeti sayar, kaynağı üzerinde durmaz.

 

Farklılıkları “cesaret” gibi yine kaynağı belirsiz bir kavrama bağlar.

 

..kendinde nesne” ile “kendi için nesne” gibi varoluşçu kavramlara dayanır ve iradeci,idealist bir bakış açısına düşer.

 

Freud sonrası analistlerin kenarından geçer.

 

          

 

 

 

 

               ..kişinin hayatın yaşamaya değer olduğunu hissetmesini sağlayan  her şeyden önce yaratıcı kavrayıştır.Bunun karşısında dış dünya ile boyun eğmeye dayalı bir ilişki vardır; bu ilişkide dünya sadece uyum talep eden bir şey olarak tanınır.Boyun eğme birey için bir boşunalık duygusunu da beraberinde getirir ve hiçbir şeyin önemli olmadığı, hayatın yaşamaya değmediği düşüncesiyle bağlantılıdır.Kuramımız yaratıcı bir hayat sürmenin sağlıklı bir durum olduğu ve boyun eğmenin hayat için hastalıklı bir temel olduğu yolunda bir inanç barındırır..”

                                                                                    winnicott

 

 

 

 

 

Yaratıcı Süreç (R.May)

 

Karşılaşma

        -bilinçdışından bilince,ussal düzene aniden zorla/yıkarak giren his

                ..her yaratma edimi, ilk önce bir yıkma edimidir..” (Picasso)

        - bilinçli farkındalık ile hazırlanan “tamamlanmamış bir Gestalt’i tamamlamak” üzere

        - iradi çabanın ve içsel kontrollerin gevşediği sırada

              ..neden en iyi fikirler aklıma sabahları traş olurken geliyor?”

        - kaygı, suçluluk, memnuniyet

 

Yoğunluk

       - gömülme, bağlanma, farkındalık/duyarlık artışı, canlılık kazanma

             

 

 

 

 

Yaratıcı Süreç (S.Freud)

 

Biçim

        *ayrık yer ve nesne olarak sanat eserini çerçeveleyerek yalıtma

        *biçimsel güzelliğin algısal hazzı (ritim, hareket, ses…uyumu)

 

İçerik

        *başka insanlarda sempatik ilgi uyandırmak ister

        *başka insanlarda benzer bilinçdışı istekleri uyarmayı hedefler

        *düşlemlerin asosyal, özsever niteliğinden vazgeçer

              -karakter başta patolojik değildir sonradan olur

              -evrensel bir bilinçdışı arzuyu merkeze alır

              -bastırılmış dürtüye açık bir ad verilmez

        *bilinçdışı arzunun yüceltilmesi

       

 

 

 

Yaratıcı Süreç (D.Anzieu)

 

1.evre…İlham

        -Bireysel / sosyal bir kriz durumu

        -Gerileme, erken evrelere dönüş

        -Yabancılaşma / kimliksizleşme / sınırlarını kaybetme kaygısı

   *hayranlık ve korkuyla kendinde bilmediğin özellikler fark etme

   *hem tanıdık hem yabancı olan

 

2.evre…varsanı evresi

        - o zamana kadar bilinmeyen bir iç verinin bilincine varma

        - imgesel tasarım, his/duygulanım, hareket/ritim yakalanır.

        -varsanısal özellikten dolayı delice düşüncelere sahip olma kaygısı

        - yankı/paylaşım yaratan bir dost,sevgili,arkadaş varlığı

 

                            Sn.Talat PARMAN’ın aktarımından.

 

 

 

Yaratıcı Süreç (D.Anzieu)

 

3.evre…sanrı evresi

        -gerçekliğe uygun olup olmadığına bakılmaksızın bir verinin tüm sonuçlarına varma

        -tutarlılık ve bütünlük arzusu

        -parçalanma ve kendini büyük görme doyumu korkusu(vazgeçme)

 

4.evre…kompozisyon evresi

        -takıntılı biçimde yeniden yeniden yazma/boyama…(bitirememe)

        -suçluluk kaygısı

 

5.evre…bitirme / sergileme evresi

        -ayrılma kaygısı

        -histerik teşhirci boyut

 

 

 

 

Yaratıcının Özelliği

 

Geniş / çeşitli ruhsal düzeneklerin varlığı

Ruhsal düzenekler arasında hızlı geçiş

   * varsanıdan sanrıya, sanrıdan yazıya/yaratıya, takıntıdan teşhirciliğe

Farklı ruhsal gelişim aşamaları arasında hızlıca gerileme/geri dönme

 

        *nevrozlarda savunma esnekliği, psikotik durumlarda gerilemeden çıkabilme kapasitesi sınırlıdır.

 

        * ..bütünlüğün,farklı ve kendilik serbestisini arttırıcı nesne ilişkileri ile sağlanabilme imkanı ve bu potansiyeli gerçekleştirecek benlik ile, destek veren, yönlendirebilen kendi içinde güvenli ortak bilinç dizgesi..” (B.Saydam)

 

        *İmgelemi zengin yıkıcı ve yapıcı tipler (O.Rank)

 

 

 

 

Yaratıcılığın İşlevi

 

Sanat hem sanatçı hem de izleyicinin istek doyurmasıdır. (S.Freud)

 

Onarım…..depresif pozisyonda ortaya çıkan

         -iyi ve kötü nesne birlikteliğinden doğan yıkıcı-sadist dürtülerin yüceltilmesi,

         - iyi nesnenin, “yitirilmiş cennetin” yeniden yaratılması

         - suçluluk hissinin ve

         - içsel kötü nesnenin misillemesi kaygısının yatıştırılmasını sağlar.

         - sevme / sevilebilme kapasitesi artar. (M.Klein)

 

 

 

 

 

 

Zenon’un gidilen yolun bitmediği paradoksları

 

Sisyphos’un zirveye her ulaşıldığında geri yuvarlanışı

 

Lacan’ın imkansız arzusu

 

 

 

 

 

 

             Başlangıcta sadece Atman vardır. Etrafına baktı, lakin  kendisinden başka hiçbir şey görmedi. “Ben varım dedi.” Benden dolayı,onun adı ben oldu. Bu nedenle, şimdi dahi bir adama kim olduğunu sorsanız, o adam önce ben der, sonra da sahip olduğu diğer ismini söyler.

             Korku duydu, çünkü yalnızlık korku yaratır. “Benden başka hiçbir şey yoksa, niçin korkayım?” diye düşündü. O zaman korkusu geçti, korkacak hiçbir şey yoktu, çünkü korku ikinci bir varlık olduğu zaman gelir.

             Bu yalnızlıktan dolayı mutsuzdu kendisine bir arkadaş istedi. Kendisini ikiye böldü böylelikle erkekle kadın doğdu. Bilge Yojnavalkya’nın dediği gibi gövdesi bezelye gibi ikiye ayrıldı ve kadın böylelikle ortaya çıktı. Onunla birleşti ve bu şekilde insanlık doğdu

          Kadın düşündü: “o, beni kendisinden yarattı; benimle nasıl birleşebilir; kendimi gizleyeceğim.” O zaman  kadın inek oldu, erkek boğa oldu, birleştiler ve böylece davarlar doğdu.

         Sonra düşündü. “Gerçek  yaradılış benim, çünkü bütün her şeyi ben yarattım. Böylece ‘yaradılış’ kavramı doğdu. Bu gerçeği bilen kişi gerçekten  bu yaradılışta yaratıcı olur.

                                                    Hint Mitolojisi(IO 700)

 

 

TEŞEKKÜRLER…

 

 

MART 2007

 

 

Psikiyatri ve Hayat-ANASAYFA