Hayalet ve insan oğlu hayal-et-tiğince yaşar …
“ABD'li bir
kadının, çocuğunun korkusunu atması için internetteki müzayede sitesi e-bay'de satışa çıkardığı, babasına ait hayalet 65 bin dolara
(91 milyar lira) alıcı buldu.”
Bu hanımın “babası bir süre önce ölmüş, altı yaşındaki
oğlu dedesinin hayaleti evde diye evde
yalnız dolaşamaz olmuştu. Kadın bunun üzerine 'hayalet'i e-bay sitesinde satışa
çıkardı”.. “alıcıya somut bir şey olarak babasının bastonunu vereceğini ilan
etmişti.”
“Hayaletli bastonun sahibi, e-bay'den daha önce de 28 bin dolar ödeyerek Meryem Ana'nın
yüzüne benzeyen peynirli sandviçi alan Goldenplace.com
sitesi oldu.”
Hayaletin fiyatına çok şaşıran bu hanım, parayı oğlunun eğitimi ve hasta
annesinin tedavisine harcayacağını söyledi.
9 Aralık 2004/Radikal Gazetesinden alıntı
Bu tür
hayalet olaylarında, hayalet tarafından rahatsız edilen insanlar, merhum şahıs
ölmeden önce, hayatta iken, onunla çatışmalı bir ilişkisi olan kişiler oluyor.
Örneğin, kızlara eğitim veren bir okulun müdiresi öldükten sonra kızlar onun
hayaletini okulun her yanında görmeye başlıyorlar. Bu müdire kızlara verdiği
cezalarla ünlenmiş biri. Daha sonra bu hanımın hayaleti kuşaklar boyunca
görülmüş. Bu haberde satışa çıkarılan nesnenin baston olması da ilginç. Burada
annenin oğluna kendi Oedipus kompleksini projekte ettiğini düşünüyorum.
Suç,ceza ve ABD
20.
Yüzyılın başında ABD de yoksul bir işçinin iki çocuğu yoksullar evine verilir.
Adama da çocuklarına iyi bakmadığı için devlet kısa süreli hapis cezası verir.
Adam hapisten çıktıktan sonra iki çocuğunu da boğarak öldürür. Çocukları
birbirine bağlayarak bir göle atar. Bu olaydaki sembolik dil bana ilginç
gelmişti. Devletin babayı sembolize ettiğini varsayarsak, sembolik baba ile işçinin
çatışması çocukların ölümünü tetiklemiş. Gölün de genellikle sembolik anneyi
temsil ettiğini düşünürsek, baba çocukları anneye geri göndermiş. Adam
çocukları birbirine bağlamış ve bir salın üzerine koymuş. Türkçe de “sal” ın tabut anlamında kullanıldığını salhane nin de mezbaha anlamında kullanıldığını hatırlayalım.
Adamın eylemi bir çok bakımdan ilkel toplumlardaki kurban törenlerini de hatırlatıyor. Çocukların bağlanması
onların artık bağlı oldukları için kimseye zarar vermemesi anlamına gelebilir.
“Cezaevi nüfusunun toplam nüfusa oranı açısından ABD, 180 ülke
arasında ilk sırada yer alıyor. ABD'de her 100 bin kişiden 686'sı yani 2 milyon
kişi cezaevinde bulunuyor. Bu oranda, AB ülkelerinin de altında kalan
Türkiye'de ise her 100 bin kişiden 93'ü hapiste. “
“Cezaevi nüfusu oranı, AB ortalamasında 100 binde 105 düzeyinde.”
30 Haziran
2005 Perşembe/Radikal Gazetesinden alıntı
ABD de
ki mahkum sayısını bu kadar arttıran etkenler nelerdir? Micheal
Moor un Kanada ABD kıyaslamasını hatırlarsanız, iki
ülke arasında silah kullanımı bakımından ciddi bir fark olduğunu söylüyordu.
Demek ki
Kanada, Avrupa ve Türkiye ceza rakamları birbirine yakın. ABD de ise anlamlı
bir şekilde yüksek.
Amerika
da bireylerin kendilerini algılayışları, hukukun bireyi algılayışı bizim
dünyamız içinden bakınca kolayca anlaşılmıyor.Örneğin bir kayıp olayında çevre
sakinleri organize bir şekilde hareket edip kayıp kişinin kendisini veya cesedi
arıyorlar. İlanlar basıyorlar.